Hayatı Merkeze Alan Bir Din Eğitimi

Din, hayatın merkezinde yer alan hatta hayatın ta kendisi olan bir olgudur. Bu itibarla dinin öğretilmesi ve eğitiminin de hayattan bağımsız bir şekilde yapılması, konusu olan dinin fıtratına ters düşecek bir durumdur. Bununla birlikte okul ortamının sınırlılıkları da bir realitedir. Öyleyse din eğitiminin hem hayatın her alanını kapsayacak şekilde hem de okul ortamının imkânları ölçüsünde nasıl verilebileceği üzerine mesai harcamak, dersin verimliliği ve amacına ulaşması bakımından faydalı olacaktır.

Evvela bu konu çok farklı boyutları olan ve her eğitimcinin kendine göre uygulamaları bulunan çok yönlü bir mesele olduğunu itiraf etmek gerekir. Elbette bu mevzunun burada bir makalenin sınırlılığı çerçevesinde tamamen çözüme kavuşması beklenemez. Yalnız çorbada bir tuz mesabesinde âcizane tecrübelerime ve gözlemlerime dayanarak siz değerli meslektaşlarımla bazı fikirlerimi paylaşmak ve bir hasbihal etmek isterim.

Dinin öğretim boyutunu sınıflarımızda daha çok anlatım/takrir yöntemiyle gerçekleştirmekteyiz. Bu yöntemi nasıl zenginleştirebileceğimize bir önceki yazımız olan temsil/analoji bahsinde değinmiştik. Konumuzla alakalı olan kısmı ise derste vereceğimiz temsillerin mümkün olduğu kadar gerçek hayattan alınması gerektiğidir. Özellikle herkesin yaşadığı genel basit olaylar ve hayata dair durumlardan seçilen temsiller dini, hayatla bağdaştırmada büyük rol oynayacaktır.

Yine anlatım yönteminde kullandığımız örnekler, özellikle güncel haberlere konu olmuş veya tarihte yaşanmış herkesçe bilinen malum olaylardan seçilmesi dikkatleri toplamada ve dinin hayat üzerindeki etkisini anlamada işimizi gayet kolaylaştıracaktır. Tabi bunun için güncel olayları takip etmekten ve tarih bilgisinden uzak olmamak gerekir. Bununla birlikte siyasi konulardan ve kişilerin kırmızı çizgilerinden yani ihtilafa sebebiyet verecek durumlardan da kaçınmak lazımdır.

Ayrıca öğrencilerimizin diğer derslerde aldığı bilgileri de kendi derslerimizle bağdaştırarak onlara farklı bir bakış açısı ile sunabiliriz. Mesela fizik, kimya, fen bilgisi gibi derslerdeki bazı bilgileri vereceğimiz örneklerde kullanmak dersimizi okul içerisinde de hayatın merkezine koyacağı gibi öğrenciye bu bilgilerle din arasında nasıl bir bağ kurulabileceğini de göstermiş, dinin müspet bilimler ile ilişkisini sağlıklı bir şekilde kurmasına yardımcı olmuş oluruz. Yine gerektiğinde tarih, felsefe, coğrafya hatta müzik, resim vb. derslerin verilerini kullanmak, bu dersleri de kendi dersimize katarak dinin çok boyutlu yönünü göstermek ve dinin hayat noktasında bu alanlarda dahi vazgeçilmez bir unsur olduğunu ifade etmek açısından yararlı olacaktır. Yalnız bu bilgileri kullanırken doğru olduklarından emin olmalı, gerekirse ufak bir araştırma yapmalı veya o branştaki arkadaşımıza sorarak teyit ettirmek suretiyle öğrenciye yanlış bir bilgi de vermekten sakınmalıyız.

Yine derslerimizde belirli gün ve haftaları fırsat bilerek dinin bu konular hakkında neler söylediğinden birkaç cümle ile dahi olsa derse başlamadan bahsetmek yerinde olacaktır. Okul ve sınıf panolarını da fırsatını buldukça azami ölçüde değerlendirmek ve hayatla ilgili ayet, hadis ve İslam büyüklerinden sözlerle doldurmanın da çok faydalı olacağına inanıyorum.

Buraya kadar anlatılanlar dinin daha çok öğretimi ile alakalı, bilgi aktarmaya dayalı kısmını oluşturmaktaydı. Eğitim kısmında ise yapabileceklerimiz maalesef daha sınırlıdır diyebilirim. Bunların başında bizim kendimizin rol model olarak dinin yaşama yansıyan halini en güzel bir şekilde göstermemiz gerekecektir. Giyim-kuşamımıza, konuşmalarımıza hatta mimiklerimize kadar tüm gözlerin üstümüzde olduğunu fark ederek davranışlarımıza dikkat etmemiz elzemdir. Çünkü anlattığımız hakikatleri öğrenci öncelikle bizim yaşantımızda görmek isteyecektir. Merhameti, temizliği, cömertliği, güler yüzlülüğü vs. hal ve hareketlerimizle de ders vermek ve derste anlattığımız bilgilerin birer ütopya olmadığını yaşantımızla da göstermek ve doğrulamak, uygulamasını göstermek eğitim açısından vazgeçilmez bir boyuta sahiptir. Yine hayatın farklı boyutları ile iç içe olduğumuzu göstermek açısından bir spor ve bir sanat dalı ile ilgilenmek veya farklı bir branşta açık öğretim ya da kurslar yoluyla eğitim almak gibi uğraşlarımız öğrencinin gözünde din ile hayatı bağdaştırmada canlı birer ispatımız olacaktır.

Tüm bunları yaparken öncelikle iyi araştırmak, derse hazırlıklı olmak, hassas konulara girmemek ve dinin ilkelerinden de taviz vermeyerek sorumluluğumuzun bilincinde hareket etmek, sonunda da muvaffakiyeti Allah’tan istemek ve O’ndan bilmek gerektir vesselam…

Mehmet BİLEN

Facebook Yorumları
Mehmet Bilen hakkında 8 makale
1988 yılında Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinde doğdu. İlköğretimi ilçesinde ortaöğretimi ise Eskişehir Fadime Sarar Anadolu İmam-Hatip Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi HAYEF Eğitim Fakültesi’nden 2010 yılında mezun oldu. Aynı yıl atanarak İstanbul, Siirt/Pervari ve Eskişehir’de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği yaptı ve halen Eskişehir’de aktif olarak görevine devam etmektedir. İkinci lisans olarak açıktan ve uzaktan ilahiyat/ilitam eğitimi alarak 2018 yılında Ankara İlahiyat Fakültesi’ni de bitiren yazar, haber ve eğitim sitelerinde köşe yazarlığı yapmakta ayrıca kitaplar için editörlük ile tashih çalışmaları yürütmektedir. Yazar evli ve iki çocuk babasıdır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.