Hem Özgür Hem Sorumlu Bireyleri Nasıl Yetiştiririz?

Çocuklarımızın doğru kararları alabilen ve özgür, hayatta kendi ayakları üzerinde durabilen, aldıkları kararların sorumluluğunu alan bireyler olabilmesi hepimizin hedefi olmalı… Çünkü özgür insanlar, hayatın seçimlerden ibaret olduğunu bilirler; seçimlerinin sorumluluğunu alır ve sonuçlarını üstlenirler. Bu onların hakikate temas etmelerini sağladığı gibi, özgürlüğün istediğini yapmak değil, karar vererek, titizlenerek seçtiklerini yapmak demek olduğunu bilirler ve artık bu noktadan sonra ne bir şeylerin arkasına saklanırlar, ne de kararlarının kötü sonuçlarını başkalarına yüklerler.

Kızımın ilkokuldaki ilk senesinde öğretmenleri bağımsızlık duygusunun gelişmesine sık sık vurgu yaparlardı . Fakat bir yandan da, sınıf öğretmenleri, özellikle çocuğun ödevlerini yapması, okul eşyalarını okula getirmesi, kendine uygun bir çalışma ortamını hazırlaması için özellikle bizlere müdahale etmememiz konusunda uyarıda bulunur ve sınıfta onlara küçük sorumluklar verirdi. Okulda örneğin müzik sınıfına giderken çocuklar bir takım sorumluklar alırdı; sıralanma düzeni, sıranın başını çekme, herkesin sırasından çıkmadan gitmesini sağlama,gibi …Bunun dışında kendi sınıflarında da sınıftaki araç gereci beraber toplama, yoklama listesini idari işlere götürme gibi işleri öğrenciler yapardı. Herkesin sorumluluğunu yerine getirmesi beklenirdi. Bu sorumluluklar çocuğun bulunduğu topluma hizmet etmesi gerektiği anlayışının çocukta oluşmasını da sağlardı. Çocukla okulda karakter ve değerler eğitimi verilirken, bu ayrı bir ders olarak ele alınmaz fakat bütün derslerde yeri geldikçe ele alınırdı hatta bunun için gereken ortam yaratılırdı. Ama her şeyden önce bu eğitimler teorik değil, yaşayarak, uygulayarak bazen kitaplar üzerine tartışmalar yapılarak gerçekleştirilirdi.
Sorumluluk alma özgürlüğe giden yolun ilk aşamasıdır. Hayatta sosyal rollerimize göre birçok sorumluluk alıyoruz. Çocuk da okulda öğrenci olduğu gibi, aynı zamanda sınıfındaki çalışma grubunun bir üyesi, evin bir bireyi, arkadaş grubunun bir parçası, oynadığı spor takımının bir üyesi veya okuldaki kulübün bir üyesi olabilir. Çocuğun okuldaki ve evdeki hayatı ders çalışıp iyi notlar almakla sınırlı kalırsa sorumluluk alanı da sınırlı kalır.

OKULDA SORUMLULUK NASIL ELE ALINIR?

Çocukların sorumlu bireyler haline gelmesi için hem bulundukları ve görev aldıkları ortamların çeşitlenmesi, hem de onlara çocuk muamelesi yapılmaması gerekir. Sorumluluk, bir iki kere iş vermekle, “Hadi canım şunu getir, bunu götür” demekle gelişmez. Belli işlerin sahibi olması ve o işlerin neticelenmesinden sorumlu olması gerekir. Okulda grup çalışmaları bunun için çok uygun bir ortam sağlar. Bir grup çalışmasında araştırmanın aşamalarını belirlemek ve gelişimini takip etmek bir öğrenciye ait olabilecekken, araştırma için kaynak getirmek bir öğrenciye, sunum başka bir öğrenciye, araştırmanın belli bölümlerinin yapılması birkaç öğrenciye verilebilir. Öğretmen her öğrencinin üzerine düşeni yaptığını takip eder. Veya proje tabanlı eğitim kapsamında yapılan proje ödevlerinde sorumluluklar öğretmen rehberliğinde paylaştırılabilir.

Çocuk/genç, okulun tiyatro kulübünde ise kendisine verilen bölümü çalışmaktan sorumludur. Okulda yapılacak bir etkinliğin gerçekleştirilmesi ile ilgili sorumluluğun lise öğrencilerine verilmesi ve bazılarının da işlerin zamanında ve etkin bir şekilde gerçekleştiğini takip etmesi , gençlerin hem okul içi hem okul dışı yetişkinlerle doğru iletişime geçmeyi öğrenmesi için fırsatlar yaratır.

Sorumluluğunu yerine getirmeyen öğrencinin veya çocuğun bunun sonuçlarının neler olacağını bilmesi gerekir. Bu, ceza anlamında değil, işi yapmamanın doğal sonuçlarının ne olacağını bilmesi açısından gereklidir. İşi yerine getirmeme, bazı yaptırımlar da içermelidir. Fakat yaptırımlar normal hayatta başımıza geleceklerle paralel gitmelidir. Çocuk tiyatro kulübünün gösterisi için çok çalışmasının güzel bir gösteri için müthiş bir katkı sağlayacağını bilirken, anlık başarısızlığa karşı toleransı da tabii ki öğrenmelidir. Fakat çalışmadığının gözlenmesi durumunda gösteriden çıkarılacağını da bilmelidir. Kendi çalışmasının bütün grubu olumlu veya olumsuz etkileyeceğinin bilincinde olması gerekir.

EVDE SORUMLULUK

Evde ise anne çocuklar arasında bazı işleri paylaştırabilir. Her çocuğun kendi işini yaptığını takip eder.

Çocuklarımızı iyi okullarda okutmamızı bizim sorumluluğumuz olarak görüyoruz, onlara mutlu olacakları ortamları ve deneyimleri sunmaya çalışıyoruz. Bizim kendimize ve bütün ailemize sorumluklarımız var. Çocukların da öğrenme konusunda sorumluluk almaları, evde bizim gibi bir birey olduğu ve sorumlulukları olduğunu bilmeleri gerekir . Bunlar onun yaşına uygun olarak verilebilir. Örneğin bitmiş bir tuvalet rulosunu yerine yenisini koymak her yürüyebilen bir çocuğun alabileceği bir sorumluluktur. 6-7 yaşındaki çocuklar rahatlıkla bulaşık makinesine bulaşıkları koyabilirler. Kardeşinden birkaç yaş büyük olan çocuk kardeşine düzenli kitap okuyabilir.

Sorumlulukları yerine getirmemenin sonuçları sorumlulukla farklılık göstermemelidir. Veya benzerlik gösteren başka bir sorumluluk almak olabilir. Örneğin masayı hazırlama sorumluluğunu yerine getirmeyen çocuğa masayı toplama görevi verilebilir.

SORUMLULUK VE AİDİYET, ÖZGÜRLEŞME İLİŞKİSİ

Sorumlulukları çocuklarımıza verdiğimizde hem onların bizlere, ailesindeki ve okuldaki bireylere karşı görev ve yükümlülükleri olduğu hissini veririz hem de onları ailelerine ve arkadaşlarına okullarına ait hissetmelerini sağlarız. İnsanlar emek verdiklerine bağlanırlar. Ve aldıklarını topluma geri vermeleri gerektiğini bilirler. Sorumluluk vermek, ailenin çocuğunun daha hangi sorumlulukları alabileceğini düşündürürken aynı zamanda çocuğunu aşama aşama bağımsızlaştırmasını , sınırlarını genişletmesini sağlar. Çocuk yavaş yavaş birey olma yolunda ilerler. Yeni bağımsızlık alanı açılması ile yeni dikkat etmesi gereken şeyler konusunda çocuğu uyarırız.

Sorumluluk alan çocuk özgüven kazanır. Kendi başına yapabildiği şeyler artar. Bu çocuğu çok mutlu ederken daha fazla özgürlük isteyebilir. Ve yerine sorumluluklara göre istiyorsa daha fazla görev alabilir, özgürlük alanı genişletilebilir. Örneğin 13-14 yaşına gelmiş çocuk bir yerden bir yere kendi başına gitmek istiyorsa onu engellemek yerine daha güvenli olduğu düşünülen vesaikle gitmesini sağlamak ve ulaştığı her durakta bilgi vermesi istenebilir. Eğer ebeveyne karşı bu sorumluluğu yerine getirmiyorsa kendi başına gitmesine verilen izin kaldırılabilir.

Sorumluluk ile özgürlük elele gider demiştim. Kızımın arkadaşlarından bir İngiliz kız çocuğu okula birbirine uymayan kıyafetlerle gelirdi. Daha sonra annesinden ne giyeceğine tamamıyla kendisinin karar verdiğini öğrenmiştim. Annesi ona bu konuda tamamıyla seçme özgürlüğünü vermişti. Benim ise kızımla kıyafetinin inceliği kalınlığı ile ilgili bitmez tükenmez tartışmalarımız olurdu. Benim kaygım daha çok sağlıkla ilgiliydi. Kızım 3-4 derecede bile ince bir mont giymekte ısrar ederdi. En sonunda beraberce dışarıdaki havanın derecesine bakıp hava 5 derecenin altındaysa hangi montunu giyeceği konusunda anlaştık. Ve bu sorun çözümlendi.

SORUMLULUK, SEÇİM YAPMA, KARAR ALMA

Güvenli bir ortamda seçim şansı verilen çocuklar seçmeleri için bilgiye sahip olmaları gerektiğini de öğrenirler. Çocuklara sorumluluk verildiğinde seçimlerinin sonucu olacağını da bilirler. Örneğin seçmeli ders veya okul sonrası etkinliğe katılan bir çocuk bu devamlılık gerektiren etkinlikler hakkında seçim yapma sorumluluğu tamamıyla kendisine bırakıldığında, doğru seçimi yapabilmek için bilgi sahibi olması gerektiğini öğrenir. Örneğin; hangi öğretmen geliyor, bu etkinliklerde neler yapılıyor, katılan arkadaşlarından mı bilgi alması gerekir, saatleri veya günleri kendi programına uyuyor mu, yakın arkadaşlarından katılan var mı gibi bilgiler…

Doğru seçimler için doğru ve güvenilir bilgiler almamız gerektiğini çocuk deneyimleyerek öğrenir. İsteklerimiz önemli iken, yalnızca isteklerimizden yola çıkarak eksik bilgiler ile aldığımız kararların bizleri hayal kırıklığına uğratabileceğini öğrenirler.

Sorumluluk alma, seçimler, özgürlük, birey olma ve aidiyet hissi hayatımızda hep birbiri arasında etkileşerek devam eder. Özgür ve edimlerinden sorumlu bireyler yetiştirdiğimizde vicdanlı bireyler ve liyakatli bir toplum yaratmanın ilk adımlarını atmış oluruz.

Sevgiyle kalın,

Ayşin Bozkoyunlu

#zamansizyazilar

Facebook Yorumları
Ayşin Bozkoyunlu
Ayşin Bozkoyunlu hakkında 14 makale
1968 yılında İstanbul’da doğdu. Lise Eğitimini Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’nde tamamladı. Üniversite Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi’nde bölümünde aldı. Yap Kredi Bankası’nda Kurumsal Pazarlama bölümünde başladığı iş hayatına, Magnesit A.Ş. ve Beiersdorf A.Ş. firmalarında devam etti. 5 yıl Hollanda’da farklı bir eğitim sisteminde çocuğunun eğitimine şahit oldu. 2013 yılında, ülkeye döndükten sonra yoğun eğitim okumaları, araştırmaları, Uluslararası MOOC ( yoğunlaştırılmış uluslararası online eğitimler), Webinar’ları takip etti, konferanslara katıldı. Artık bütün bu süreçte ortaya çıkan fikir, düşünce ve çözüm önerilerini paylaşma nokatasına geldiği için yazıyor. Yazmaya 2 sene önce başladı. Yazılarını bu sene yayınlamaya başladı. Çünkü kitap olarak yayınlamayı düşündüğü düşüncelerini paylaşmak için daha fazla beklemek istemedi.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.