İş Dünyasında İngilizce Diline Verilen Önem

İş dünyasında İngilizce dil eğitimi konusunda bir farkındalık meydana gelmektedir. Şirketler, tek dilli İngilizce konuşanların ikinci dil olarak İngilizce konuşan meslektaşlarıyla iletişim kurarken dillerini uyarlamalarına yardımcı olan eğitimlere yatırım yapmaya başlamıştır. Eğitimler özelliklede pandemi sürecinin etkisiyle birlikte faaliyetlerdeki görünürlüğünü arttırmıştır.

1960’lı yılların sonuna doğru ve 1970’li yıllarında başında İş İngilizcesinin kelime hazinesi çok daha farklıdır. Ekonomi- finans gibi sektörlerde kullanılan mesleki kelimelere hâkim olmak iş İngilizcesi için anahtar yetilerden biri. Ancak çok geçmeden, İş İngilizcesinin “İngilizce konuşma, yazma, dinleme ve okuma becerilerinin iş kapsamında ele alınması” olduğunu savunan yeni bir düşünce ortaya çıktı.

1980’li yıllarda ise İş İngilizcesi; düşüncelerini ifade etme, onaylama, tavsiye verme, eleştirme ve yorumlama gibi daha fonksiyonel amaçlarla kalıplaşmış bir dil olarak görülmüştür. Böylelikle İş İngilizcesi kapsamına sunum yapma, topluluk karşısında konuşma, satış müzakereleri, hizmeti sürdürme, ekonomi-finans, eğitim, danışmanlık vb. bazı faaliyetleri gerçekleştirme gibi farklı alanlarda verilen dersler de dâhil edilmiştir.

Dünyada iki milyara yakın insanın belli bir seviyede İngilizce konuştuğu literatür derlemeleriyle bilinmekte, bu da anadili İngilizce olan kişileri açık bir azınlıkta bırakmaktadır. İngilizcenin “Lingua- Franca” olarak kullanıldığı konuşma süreçlerinde, ana dili İngilizce olan kişiler, uluslararası iletişimi etkin kılmak için çok sayıda engel sunma eğilimindedirler. İş dünyasında anadili İngilizce olan kişilere belirli atölyelerde birebir eğitim sağlanmaktadır. Eğitimin İngilizce olarak teması ise iletişimin tek yönlü olmadığını, iki veya daha fazla insan arasındaki bir etkileşim olduğunu ve ancak her iki taraf da eşit olarak katılırsa işe yarayabileceğini önererek bu kavramı tanıtmaktadırlar.

Kurumsal iş dünyasında iletişim becerileri son derece önemli olmasından ötürü İngilizce bu eğitimin temelinde olacaktır. İngilizcedeki uzmanlık en büyük avantajlardan biridir. Ayrıca, işimizi dünyanın diğer bölgelerine yaymayı planlıyorsak, İngilizcenin uluslararası piyasada en çok kullanılan dil olduğunu aslında yaşayarak görmüş olacağız.

Herhangi bir yöneticiye iş, Ar-Ge işlemleri veya araştırması için işe alacakları bir personelde aradıkları en önemli beceri sorulduğunda İngilizcenin her zaman temel faktördür. Linkedin’in 2018 – 2019 yılları arasında iki bin iş yöneticilerine yaptığı ankette İngilizcenin; liderlik, yönetim, iletişim ve işbirliği ile birlikte aranan temel becerilerin en başında geldiği sonucu ortaya çıkmıştır.

İşverenlerin % 73,4’ü etkin İngilizce iletişim becerisine sahip personel adayları aradığı belirtilmiştir. 21.yy eğitim sürecinde ise; fen, teknoloji, mühendislik, yabancı dil (teori) ve matematiğe odaklanırken, işverenlerin % 75’i yazılı İngilizce iletişim becerilerine daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Uluslararası Toplantılarda Yaşanan Dil Sorunları

Uluslararası iş toplantılarında çeşitli senaryolar ile karşılaşmaktayız. Bir grup Alman ve Çinli meslektaşlar; İngilizceyi ortak dilleri olarak bildikleri için Zoom aracılığıyla iletişimi sürdürmektedirler. Konuşma faaliyeti, kendine özgü dil bilgisi ile dolu olmaktadır. Fakat bazen standart yapısı olmamasına rağmen, kimileri net bir şekilde iletişim kurabilmektedir.

İş dünyasında aynı bölümde çalışan iki Amerikalı personel; çevrimiçi aramaya katılıp konuşana kadar her şey sorunsuz ilerlerken bir anda sanal odada sessizlik başlamaktadır. Mikrofonlar kapatılır ve ana dili İngilizce olan iki kişi aramaya hâkim olmaya başlarlar. Alman ve Çinli meslektaşların bazıları takip etmekte zorlanmaktadır.

Anadili İngilizce olan personeller istemeden ana dili İngilizce olmayanların üstesinden gelmekte zorlandıkları bir dizi engel meydana getirmektedirler. Bu engeller; karışık kelime dağarcığı, deyimsel sözcükler, kültürel referanslar, kısaltma ifadeler, deyimsel fiiller vb. gibi sıralanabilir. Karışıklığın artması durumunda stres de artmaktadır ve uluslararası katılımcılar konuşmadan dışlanmış hissetmeye başlar ki bu da işgücü niteliğini önemli ölçüde etkilemektedir.

Anadili İngilizce olan kişilerin ve yöneticilerinin artık bu konuda farkındalığa vardığı gözlenmektedir. Bu konudaki sorunların çözüme kavuşturmanın en hızlı yolu, anadili İngilizce olmayanlara sunulan standart dil eğitim programına ek olarak anadili İngilizce olanlarla hizmet içi eğitim ve çeşitli kurumlarla protokol düzenlenerek eğitim yapmaktır. Problemi her iki taraftan da ele alan bir yaklaşım olmaktadır.

Bu sebeple küreselleşme sürecinde dünyada şirketlerin dil programlarına tek dilli İngilizce konuşanları dâhil etmeye karar vermesinin sebeplerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;

  1. “İkinci dil konuşanları eğitmekten daha güçlü bir yatırım getirisi vardır”

İngilizce Dil Eğitimi (ELT) sektör bazında her sene milyarlarca dolar gider olarak belirtilmektedir. Çok büyük bir kaynak yatırımı olarak ifade edilmektedir. Burada ifade edilen sayı genellikle kuruluşlar için dil eğitiminin gizli maliyetlerini içermemektedir. İşe yeni başlayan bir personelin orta üst seviyeye (CEFR: B2) ulaşmasının yaklaşık 600 saatlik rehberli öğrenme ve örgün öğrenme olarak yer alması gerekmektedir.

Haftada bir saatlik İngilizce dersi almanın 11 yılı demektir. Elbette çoğu personel kurumsal dil eğitimine sıfırdan başlamamaktadır. Fakat bir dil öğrenmenin zaman gerektiren bir şey olduğu inkâr edilememektedir. Finans ve zaman açısından işleri hızlandırmanın en iyi yolu, tek dil bilen İngilizce konuşanları, onlar için özel olarak oluşturulmuş küçük atölyelerde hizmet için eğitime teori olarak tabii tutmaktır. Atölyelerde belirli aralıklar yapılacak olan eğitimler yeterli olacaktır. Konuyla ilgili bir örnek vermek gerekirse;

 “İkinci dil öğrenen personellerimizden nasıl bir İngilizce düzeyi beklenmektedir?”

“Eğitim süreci ne kadar zaman alacaktır?”

Ekipteki ana dili konuşanlar, kullandıkları dilin daha fazla farkına vardıkları durumda karışık ifadelerden uzak durabilmektedirler. Anadili İngilizce olan birine uyum stratejilerini öğretmek, bir öğrencinin İngilizce konuşulan dünyada kullanılan her kültürel referansı ve deyimsel ifadeyi anlamasını beklemekten çok daha hızlı olmaktadır.

İş Dünyasında İngilizce

  1. “Verimliliği arttırmakta ve yanlış iletişimi önlemeye yardımcı olmaktadır.”

Zayıf olan iletişim elbette iş dünyasında verimsizliğe yol açmaktadır. Ekonomistlere göre, zayıf iletişim şirketlere bir yılda yüz binlerce dolar gider olarak ifade edilmektedir. İkinci dili konuşan bir kişi, anadili olarak konuşan iş arkadaşını anlama konusunda güçlük çektiğinde telefonlarını yanıtlamak, sunumlarda soru sormak veya toplantılarda konuşmak gibi şeylerden kaçınma olasılıkları daha fazla olmaktadır.

Anlaşılması kolay e-postalar almak, daha hızlı yanıt verilmesini teşvik etmektedir. Hiçbir personel ikinci dilin yanında kendi ana dilinde mesajı arayan uzun bir metin paragrafını gözden geçirmek istemeyebilmektedir. Personeller genellikle bu e-postaları oturup ciddi gecikmelere neden olabilecek karmaşık İngilizceyi işlemek için zamanları olduğunda bir kenara bırakabilmektedirler.

  1. “Daha güçlü ve etkin ekipler oluşturmaya yardımcı olmaktadır.”

Çok sayıda yapılan derleme ve literatür çalışmalarına göre; empatinin üretkenlik, iş entegrasyonu ve olumlu iş deneyimleri için bir güç olduğunu göstermektedir. İş dünyasında partneri dinlemek ve İngilizcesini saygılı bir şekilde uyarlamak, ekipleri bir araya getiren güçlü bir empati gösterisidir.

Ana dili İngilizce olan personel istemeden anadili İngilizce olmayanları dışlanmış, kafası karışmış veya utanmış hissettirdiğinde, iletişimi olumsuz kılmaktadır. İnsanlar sanal aramalardan kaçındıkça iletişim hızla e-postaya geçebilir ve ekip üyeleri arasındaki mesafeyi daha da derinleştirebilir. Personellerin, şirketlerinin stres yaratan iç baskılarıyla uğraştığının unutulmaması; dil zorlukları bu sorunları daha da kötüleştirdiğini bilmemiz gerekmektedir.

  1. “Daha fazla fikir üretmektedir.”

İş adamlarına göre anadili İngilizce olan kişilerle yaşadıkları sorunları dile getiren bir anket uygulanmıştır. Ankete katılanların % 41’i “görüş vermek için tartışmaları bölmeyi zor bulduklarını” ifade etmiştir. İletişim gerçekten de zor olduğunda, ikinci dil öğrenen kişi kendisini düşük seviyede görme eğilimindedir.

Bu genellikle o dilde daha düşük öz güvene ve olası alay edilme korkusuna yol açar, her ikisi de insanları sessiz olmaya motive etmektedir. Önemli sorunlara akıllı çözümler istemeden susturulur. Anadili İngilizce olanlar, iş arkadaşlarıyla ortada kolay sindirilebilir İngilizce parçalar sunarak buluştuğunda olumlu somut çıktılar meydana gelecektir. Dil hataları endişesi ve anlayamama riski azalmaktadır.

  1. “Çalışanları güçlendirmekte ve çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık hedeflerini desteklemektedir.”

Tek dilli konuşmacılar kendilerini anadili olarak konuşmayan meslektaşlarının yerine koymayı öğrendiklerinde, dil ve aksanla ilgili mikro saldırganlıklar azalır. Anadili İngilizce olan kişiler, dillerini nasıl uyarlayacaklarını öğrenerek, genellikle bunun neden adil olduğuna dair daha derin bir anlayış geliştirmektedirler.

Sonuç olarak;

İş İngilizcesi; eğitim, ekonomi, siyasi ve teknoloji faaliyetlerin gelişmesi sonucu İngilizce konuşan personellerin değişen ihtiyaçlarına cevap verebilmek için oluşturulan ve “English for Specific Purposes (ESP)” adlı kategori olarak isimlendirilen bir pakettir. İngilizce eğitimini belirli bir amaç için öğrenmek istiyorsak ESP bizleri yakından ilgilendirmektedir. Nitelikli iş gücü potansiyelinin sağlanması açısından İş İngilizcesi; iş ortamında etkin bir iletişim kurabilmek, satış yapabilmek, rapor hazırlayabilmek veya sunum becerilerini ilerletmek gibi kariyer odaklı bir çerçeveden çizilerek hizmet sürecinde verimli olmayı sağlamaktadır.

Sefa Sezer

İngilizce Öğretmeni

English Teacher

                                                                                                 

Kaynakça

Halsdorff, M. ve Saunders, C. (2021). “Seyahat Adaptörü: İngilizce konuşanların küresel İngilizcede başarılı bir şekilde iletişim kurmasına yardımcı olacak 23 basit ders.”

Matt Halsdorff 2004’ten beri çok uluslu şirketlerde iş İngilizcesi eğitmeni olarak çalışıyor. Dil ve kültürün kesişimiyle ilgileniyor ve küresel iletişimde eşitlik için mücadele ediyor. The Travel Adapter‘in ortak yazarı (2021).

Economist (İstihbarat Birimi) (2018) “Modern İşyerinde İletişim Engelleri.” www.lucidchart.com/pages/research/ekonomist-report

Spotlight Çevrimiçi Anketi (2009). B. Dignen (2013) tarafından rapor edilmiştir. Collins, “Uluslararası İşletmeler için İletişim”.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.