İş İnsanları Gözüyle– 7: “Mesleki Eğitimin Değeri”

Bir mesleğin değeri, toplum açısından insanlara yaptığı hizmetler sonucu oluşturduğu memnuniyetle ölçülürken birey açısından maddi ve manevi tatminle değerlendirilmektedir. Kişinin meslek sahibi olmasının bireysel çabalarla, usta-çırak ilişkisiyle, alaylı öğrenmeyle, eğitimini formal-informal / yaygın-örgün eğitim gibi çok fazla seçeneği olabilir. Ancak mesleğini ulusal ve uluslararası düzeyde kabul edilebilir standartlarda yerine getirebileceğini iddia edebilmesi ve kabul görmesi için alanında eğitim aldığını belgelendirmesiyle mümkün olabilmektedir.

Bir iş sahibinin, insanların ihtiyaç duyduğu bir konuda, işini yapabiliyor olması, mutlaka eğitim alması ve meslek sahibi olmasını gerekli kılmıyor. Belki de hiç önemsenmeyen en küçüğünden-büyüğüne her işin tanımı yapılarak meslek standartları ve yeterlilikleri belirlenmiş olması toplum düzeni açısından zorunlu tutulmalıdır.

Kişi mesleğinin kıymetini bilmeli, mesleğine sahip çıkmalı, mesleğini/işini hakkıyla yerine getirmeli ve mesleğinde sürekli kendini yenilemeli ki ürettiği hizmete tüketiciler tarafından talep azalmasın. Mesleklerin değerini bu alanda verilen eğitimin kalitesi de etkilediği için mesleki eğitim; kişiler, toplum ve ülkeler için özel öneme sahiptir.

Mesleki Eğitim ve Halk Eğitimi Merkezlerinde çıraklık-kalfalık-ustalık ve usta öğreticilik düzeyinde meslek kurslarında, Meslek Liseleri veya üniversitelerde alınmış olsun mesleki eğitimin teorik ve uygulamalı olarak hakkıyla yerine getirilmesi halinde sektörde mutlaka olumlu karşılık bulacaktır. Mesleğin değerini icra eden sahibi yanında tüketici olan halk ve sektörü temsil eden meslek sahiplerini istihdam ederek çalıştıran mal-hizmet üreten iç/dış piyasaya sunan sektör temsilcileri iyi bilirler.

Yetmişiki iş insanıyla yaptığım mülakatta “7. Mesleki ve teknik eğitimin hakettiği değeri görmesi için neler yapılmalıdır?” sorusuna verdikleri cevapları aşağıda paylaşıyorum.

“Okul fiziki ortamları gençlerin sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilmeli. Her sektör kendi okuluna sahip çıkmalıdır. Stajyerlerden başarılı istekli olanlara iş teklifi yapılmalı. Asgari ücret üzerinde imkân sağlanmalı. Başarılı öğrencilerin alanında üniversiteye geçişi kolaylaştırılmalı. Her öğrenci yeteneğine göre meslek seçebilmelidir. ME süreci profesyonelce yönetilmelidir. Okullar güncel donanıma sahip olmalıdır. Çaresizlikten ML gitmek zorunda kalınmamalıdır. Gereksiz ders-bilgi yüklemesi yerine uygulama yaptırılmalıdır.”

“İstihdamda ML mezunu öncelik verilmelidir. Öğrenci yetenekleri erken keşfedilmelidir. Her ilçede kariyer günleri düzenlenmelidir. Başarılı öğrencilerin iş bulması-üniversite kazanması iyi örnek olarak öne çıkarılmalıdır. ME değer verilmesi ailede başlamalı. Çocuklara ortaokuldan itibaren meslekler tanıtılmalıdır. Öğrencilerde proje-araştırma öğrenme merakı desteklenmelidir. İhtiyaç ve talep analizi yapılmadan okul ve bölüm açılmamalıdır. Yetenek ölçen testler uygulanmalıdır. Öğretmenlere performanslarına göre motivasyon sağlanmalı. Ulusal Meslek Standartlarınca belirlenen şartları sağlayanlara ilave belge verilebilir. Üniversite sonrasında iş hayatına geçiş konusunda öğrenciler bilgilendirilmeli. Mezunlar mutlaka alanında sektöründe işyerinde deneyim kazandırılmalı. Herkes işinin mesleğinin yanında pazarlamasını, finansını ve yönetimini biraz bilmelidir.”

“Meslek ihtiyaç analizleri ML ve üniversitelerde bölüm açarken dikkate alınmalıdır. Eğitimin sonuçları olumlu çıktıları iş hayatına tanıtılmalıdır. ML tanınan ayrıcalıklar sürekli vurgulanmalıdır. Gençler çalışana gayret edene hak edene değer verildiğine inandırılmalıdır. Mesleğini iyi yapan insanlar sanatçılar gibi devlet tarafından ödüllendirilmelidir. Toplumsal bilinç için her türlü araç imkân kullanılmalıdır. Özel sektör işin bir parçası olmalıdır. Sanayiciler ME nitelikli yapıldığına kani olmalıdır. Sektörün aradığı nitelikte öğrenci yetiştirilmelidir.”

“Kendiliğinden işleyen ciddi bir sistem kurgulanmalıdır. Bu işe ciddi bütçe ayrılmalıdır. Öğrenci atölye ve işletmede uygulamalı eğitime başladığında SGK emekliliği ve artan oranda ücret almaya başlamalıdır. Okurken ihtiyacı olan tüm öğrencilere burs ve giyim-yemek imkânı sağlanmalıdır. Mezunların piyasada haklarının verilmesi devlet güvencesinde olmalıdır. Tüm taraf ve paydaşlar ME sistemine güvenmelidir. Her türlü çalışmada sürdürülebilir olmasına önem verilmelidir. Aileler meslek seçiminde çocuklarının mutluluğunu ön plana almalıdır. Okul ve işletmedeki eğitimi harmanlayarak üretime dönüştürmek gerekiyor. Ortalamanın üstünde bir kazanç ve hızla işe yerleşmek en büyük olumlu algıdır. Ahilik Enstitüleri uzaktan gelen meslek öğrenmek isteyenlere imkân sağlamalı. Öğretmenlerin geçim kaygıları ortadan kaldırılmalıdır. Şeklinde görüşlerini dile getirmektedirler.”

Özetle; İş insanları mesleki eğitimin değerinin bilinmesi için; sürecin-sistemin iyi kurgulanması, okul ve alanların ihtiyaca göre açılması, mesleki tanıtım-rehberlik ve yönlendirmenin doğru kişilerce etkili yapılması, kariyer-ehliyet-liyakatle yöneticilerin göreve getirilmesi, çalışanların emeklerinin karşılığının hakkıyla verilmesi, mezunların okulu bitirmeden iş-istihdam ilişkisinin kurulması konularına vurgu yapmışlardır.
Mesleğin ve mesleki eğitim verilen okulların değerinin ve öneminin bilinmesi için bu konuda bilgi sahibi olanların şu sıralar tam konuşma zamanı. Lütfen mesleki eğitimin değerinin ve öneminin farkına varalım. Bilenler bilmeyenlere anlatsın.

Liselere Giriş Sınavı (LGS) tercihlerinin başladığı bu dönemde; sosyal medyada mesleki eğitimin değeri ve önemi; İstanbul Sanayi Odası(İTO), İstanbul Ticaret Odası(İSO) ve MÜSİAD gibi sektörü temsil eden STK yanında toplumun tanıdığı/sevdiği sanatçılara sesli görüntülü mesajlarında; “Türkiye’nin geleceği mesleki eğitimde. Öğrencilerimizi mesleki eğitim liselerinde eğitim almaya ve güzel ülkemizin geleceğini inşa etmeye davet ediyorum. Haydi Gençler! Üreten Güçlü Türkiye için Sıra Sizde” sloganıyla anlatılmaya çalışılmaktadır.

www.egitimheryerde web sitesinde “Hangi mesleği liseyi ve mesleği nasıl seçmeliyim?” başlıklı yazımın LGS tercihi yapacak tüm öğrenciler, velileri ve onlara rehberlik yapacak öğretmenlerce okunmasını tavsiye ediyorum.

Facebook Yorumları
Erol DEMİR hakkında 200 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.