İş İnsanları Gözüyle – 8 : “ Mesleki Eğitimin Önündeki Engeller ”

Toplumu ilgilendiren hemen her konuda sorunlar ve çözüm önerileri paydaşlarca bilinmektedir. Ortak noktada buluşarak geleceğe yönelik eylem planlarını içeren kararlar alınabilmektedir. Ancak uygulamaya konulan her karar mutlaka beklenen olumlu sonuçları vermeyebiliyor. Detaylarda kimi insanlardan kimisi de ortam şartlarından kaynaklanan istenmeyen engeller çıkabiliyor. Ülkemizdeki mesleki ve teknik eğitimin yeniden yapılandırılması sürecinde de bu tarz engeller çıkmakta, istenilen sonuçlara planlanan sürede ulaşılamamaktadır. Dünyanın önde gelen ülkelerinde de benzer sorunlar yaşanmaktadır.

Süreçte yer alan öğrenci, öğretmen, eğitim yöneticileri ve sektörün temsilcilerine kulak verilerek karar vericilerin esnek ve hızla müdahale ederek düzeltici kararlarla engellerin aşılması mümkün olabilecektir.

Hemen her sektörü temsil eden iş insanlarıyla yapmış olduğum mülakat sonucunda; “Mesleki ve teknik eğitimin gelişmesinin önündeki en önemli engeller nelerdir?” sorusuna verilen cevapları aşağıda paylaşıyorum.

“Toplumsal algının olumlu yönde yerleşmemiş olması mesleki eğitimin(ME) gelişmesi önündeki en önemli engellerdendir. Ebeveynler, çocuklarını mesleki eğitim konusunda hazırlamalıdır. Üniversite mezunu olmadan da meslek sahibi değerli insan olunacağı öğretilmelidir. Meslek lisesi(ML) sadece akademik başarı düzeyi düşük öğrencilerin eğitim aldığı okul değildir. Küçük yaşlarda elini işe, aklını üretmeye ve bir şeyleri başarmaya çocukları alıştırmak gerekiyor. ME’i, sektörle iç içe el ele bir yapıya kavuşturmalıyız. Tüm mesleklerde mesleki yabancı dil, yöneticilik dersleri koyarak özgüveni ve umudu artırmalıyız. Başarı odaklı öğrencilerin de ML öncelikle tercih etmesi sağlanmalıdır.”

“Mesleki tanıtım ve yönlendirmede kariyer rehberlik sistemi eksiktir. ML sınırlı kontenjan verilerek yetenek ve mülakat sınavıyla öğrenci alınmalıdır. Geleceğin değişen şartlarını okuyabilecek şekilde ME vermeliyiz. Eğitimle ilgili kararlarda gençleri de karar sürecine dâhil edelim. Ailelerin tutumu; kendi hayalini kurduğu ulaşmak istediği hedeflerini çocuklarına dayatmaktadırlar. Nitelikli işgücü eğitiminde de arz-talep dengesi gözetilmelidir. Maalesef eğitim sisteminin genel sorunları da olumsuz çıktı olarak kendini ML’de daha çok göstermektedir.”

“Daha kolay, basit ama işleyen bir modelle gençlerin keyifle meslek öğrenmesi sağlanabilir. Diplomalar, bilgi ve becerili insan elindeyse kıymet ifade edebilir. Eğitmenler, meslek içinde tecrübeli, kendini sürekli yenileyen, mesleki yabancı dili olan, genç psikolojine hâkim idealist kişiler olmalıdır. Okulda sürekli başarılı rol modeller öğrenciyle buluşturulmalıdır. Meslek liselerinde diğer lise türlerindeki program, müfredat ve ölçme araçları kullanıldığında öğrenciler doğal olarak akademik açıdan başarısızlıkla damgalanılıyor. ME, sektörle birlikte değişim ve gelişim gösterebilmelidir.”

“Ailelerin beklentisinin hep üniversite mezunu meslekler yönünde olması en önemli engeldir. Her sektörde başarılı ve fedakâr iş insanları okullara davet edilmelidir. ML, işlevi amaçları topluma yeterince anlatılamamıştır. Okullara yeterli bütçe tahsis edilmelidir. Horasan’daki ve Şişli’deki ML aynı donanım ve eğitim kalitesine sahip olmalıdır. Son dönemdeki doluluk oranlarının artması, yükseköğretime ve istihdama geçişe nasıl yansıdığı ölçülmeli ve sonuçları tartışılarak değerlendirilmeli raporlaştırılarak kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Kalkınmayı tamamlamış gelişmiş ülkeler, mesleki eğitimde başarılı olanlardır. İş dünyası mesleğini seven başarılı mezunlara iyi şartlarda iş garantisi verdiğinde kalite yükselecektir. İşe alınan mezuna bir süre çalışma şartı getirilmelidir. ME algısını düzeltmek ve önyargıları kırmak için topyekûn bir mücadele verilmelidir. Sektörel kümelenmelerin içine ML açılması daha çok desteklenmelidir. Performansa dayalı bir eğitim çalışma hayatı düzenlenebilir.”

“İş insanlarının desteği sürekli hale getirilmelidir. Herkes için ortak hedef ve sonuçlar ilan edilmelidir. Staj ve beceri eğitimleri ciddi biçimde uygulanmalı takip edilmelidir. Her ülkenin yöneltme ve meslek seçtirme yaşları kendi gerçeklerine uygun tasarımlanır. Tüm dünya ülkelerinde geçerli başarılı olacak sihirli bir ME sistemi iddiası yanılgıdır. Uluslararası referans değerler ülkelerin kendi ölçeklerine uymayabilir. Kalifiye meslek insanı yetişmesi halinde herkes mutlu olabilir. İşletmeye başlamak için 12. sınıf çok geç kalınmış olur. İşletmedeki makineleri, donanımı ve süreçleri tanımadığı ve üretim yapamadığı için stajyerler başarısız işe yaramaz kabul ediliyor.

İşletme sahibi ve yetkililerine de ME seminerleri verilmelidir. İşyerindeki ustaların davranışları gençleri meslekten iş hayatından soğutabiliyor. Aynı şekilde öğretmeni sevince dersi de seviliyor. En pratik çözüm sektörle el ele yürümektir. Ortaokul sonunda yönlendirme başlatılmalıdır. Toplum, meslek sahiplerinin değeri ve önemine inanmalıdır. Canı isteyen fen lisesine gidemiyorsa, hukuk fakültesine baraj konuyorsa ME için de benzer zorunlu yönlendirmeler yapılabilir. Eğitim yöneticileri liyakatle atanmalıdır. İş dünyasıyla sıkı ilişkiler kuramayan ve sürdüremeyen ML yöneticileri değiştirilmelidir.”

Eğitim içinde yer alanların yukarıda sıralanan tespitlere katılmamaları mümkün değildir. Ancak bir hakkı da teslim etmek gerekir ki; meslek lisesi öğrenciliğimden itibaren kırk yılına bizzat şahit olduğum süreçte mesleki eğitim bu kadar yoğun ilgi, destek ve süratli yenilikler yaşamamıştı. Özellikle görevde olan Milli Eğitim Bakanının mühendis kökenli ve mesleki eğitim konusunda birikimli bir uzman olması, hiçbir kaygı taşımadan cesur kararlarla hızla yol alınmasını ve başarılı çalışmalarla sonuç alınmasını sağlamıştır. Öte yandan mesleki eğitimle yakından ilişkili diğer bakanların-yardımcılarının da sektör kökenli bu işin çilesini çekmiş insanlardan oluşması işbirliğinin istenen boyutlarda gerçekleşmesini sağlamaktadır. Hala yapacak çok işimiz ve gidecek yolumuz var. Bıkmadan usanmadan bizler dile getirmeye ve üzerimize düşen-verilen görevleri yapmaya devam edeceğiz. Sonuçta kazanan mesleki eğitim, gençlik, sektör ve ülkemizin parlak geleceği olacaktır.

Facebook Yorumları
Erol DEMİR hakkında 200 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.