Liselinin Hayali ve İlk İş Günü

Her insanın her yaşta hayalleri olur. Bu hayaller de yaşlar büyüdükçe değişebilir ve büyüyebilir. Yedi yaşından başlayarak çeşitli okul kademeleri ve yaş gruplarında sırasıyla aşçı, hostes, doktor, mühendis ve öğretmen olmak şeklinde tercihleri değiştiren çocuklar kendini, mesleği ve çalışma ortamlarını daha çok tanıdıkça kararlarını netleştirmektedir. Adettendir ya hep çocuklara sorulur büyüyünce ne olacaksın, hangi mesleği seçmeyi düşünüyorsun diye. Aslında bu sıradan gibi görünse de önemli ve iyi bir sorudur. Nedeni, hayali ve hedefi olan çocukların motivasyonu ve başarısı genellikle yüksek olur. Böyle düşünen bir özel lise, öğrencilerine öğrenim hayatları sonunda meslek yaşamlarının ilk günlerinin kompozisyon ödevi/projesi olarak yazdırarak “Mesleğim Geleceğim” adıyla kitaplaştırmıştır. Yaşı, görevi ve eğitimi ne olursa olsun herkesin birilerinden öğreneceği birşeyler muhakkak vardır diyerek bu çocuklardan birşeyler öğrenebilmek için yazdıklarını merakla okudum ve sizlerle bu notlarımı paylaşıyorum.

Kompozisyonlarına koydukları başlıkların kendileri hakkında duygularını, kaygılarını, umut ve sevinçlerini yansıtmaktadır. Bazılarını paylaşmak gerekirse; “yaşamın bekçisi, hayatımın değiştiği gün, hayattaki sınavım, ilk günün dehşeti, geleceğim, yeni hayat, hayatımın en özel günü, bir meslek bir milat, başarının mutluluğu, beklentiden geleceğe, ebedi mesleğim, büyük bir başlangıç, yeni hayata başlangıç, hayata atılmak, başarı hikâyesi, zor dönem, ağır darbe, dejavu, mesleğe başlarken, hayatımın rolü, kara sular, azmin zaferi, hayalimdeki meslek” gibi yazı isimleri dikkat çekmiştir.

Bu kitapta yazanların henüz lisede öğrenci olmalarına rağmen hayallerindeki meslek yaşamı/iş hayatına mülakatlarla çok heyecanlı girdikleri, öncesinde hedef ve hayallerinin oldukça yüksek olduğunu belirtmişlerdir. İlk günü öncesinde hemen hepsi çok heyecanlı, gecesi heyecandan uyku problemleri, sabah erken kalkıp şık bir kıyafet, kahvaltı sonrası işyerine hep geç kalmak endişesiyle başlamışlardır. Lise birinci sınıfların yazdıklarının çoğunlukla yüzeysel ve birbirine çok benzeyen sıradan mesleki bilgiler, ilk günün deneyimlerinin çoğunlukla olumlu geçtiğini, gün içinde aile üyelerinin, arkadaşlarının ziyaretini paylaşmışlardır. İş başvurularının kısa sürede olumlu davetle sonuçlandığı ve ilk deneyimlerinde başarılı olunduğu, seçilen mesleklerin hemen hepsinin üniversite bitirilmesi gereken avukat, mimar, doktor, mühendis, pilot, gazeteci, kaptan, öğretmen, gazeteci, yazar, spor antrenörü gibi mesleklerden oluşmaktadır. Bunun yanında müzisyen, basketbolcu, dalgıç, tiyatrocu, film yapımcısı, komando asker, moda tasarımcısı, kaptan/denizci, işadamı, veteriner, tercüman, gazeteci gibi farklı meslekleri tercih edenler de bulunmaktadır.

İş hayatının zor, okul gibi olmadığı ve öğrenciliğe benzemediği, öğrenciyken çalışılınca not burada ise para kazanıldığını, üniversitede öğrenilenlerin pratikte çok fazla karşılığının olmadığını ve işbaşında öğrendiklerini, başvurdukları ilk işyerinde kendilerini havada kapacaklarını zannedenler de bulunmaktadır. Hayal ve beklentilerin ne kadar yüksekse düşüşün de o kadar kötü etkilediğini deneyimlemişler. Buna rağmen başarmak zorunda olduklarını, işe başladığı ilk günlerden itibaren birlikte çalışılan meslektaşlarının yakın ilgi ve desteğini gördüklerini, staj yapmış bile olsalar gerçek iş hayatında kıdemli olanların usta-çırak ilişkisiyle işe uyumlarında desteklerinin önemli olduğuna vurgu yapmışlardır.

Edebiyat dersini sevdiği için edebiyat öğretmeni olduğunu, öğretmenlerinden bazılarını öğrencilerine teneffüs saatinde bile vakit ayıran onlarla ilgilenenleri çok sevdiği için onları örnek aldığını, özellikle okuduğu liseye öğretmen olmayı hayal etmektedirler. Bir tanesi de öğretmen olup Van’da küçük bir köy okulunda “çalıkuşu” misali öğrencilerine uzaklardan destek sağlatarak onları sevindirdiğini anlatmıştır. Öğretmenlerinin kendilerine hayallerinin peşinden koşmayı öğrettiğini, benzer şekilde çocukken gittikleri diş hekimi veya doktorundan etkilendiklerini bu sebeple meslek seçimini bu yönde kullandıklarını beyan etmişlerdir. Kimisi de ülkemizin en başarılı işadamlarının biyografilerini okuyarak onları örnek aldıklarını,   Özellikle doktorluk kariyerinin uzun yorucu bir maratona benzediğini, sınav dönemlerinde günlerce uykusuz kaldıklarını buna rağmen sabır ve azimle çok çalışarak başardıklarını anlatmaktadırlar.

Tüm sınıflarda öğrencilerin arabalarıyla sabah işe gittiklerini anlatmaları, işyerinde bir odaları ve masalarının olduğunu belirtmeleri, günün sonunda çok yorulduklarını sonunda tatil hayalleri ve aileleriyle ilk iş ve gününü kutlama yemeği yediklerini ve evlerine gidince rahat bir uyku çektiklerini düşünmüşlerdir.

Meslek seçimini bilinçli bir süreçle yaptığını anlatan az olsa da, puanla değil kendi yetenekleriyle sevebilecekleri mesleği seçtiklerini belirtmişlerdir. Lisedeyken gelecekte seçeceği mesleği araştıran, yapanlarla görüşen, meslek videolarını izleyen sayısı az olmuştur.  Bazı öğrencilerin mimar-kafe işletmecisi, avukat-gastronomi, pilot-müteahhit, mimar-oyuncu gibi hobi olarak yapmak istedikleri işlerle profesyonel olarak hayatboyu yürütecekleri meslekleri karıştırdıkları ve hala kararsız şekilde ikilemde kaldıkları görülmüştür. İnsanların sevdikleri mesleği seçmeleri ve bu konuda çalışmalarının çok önemli büyük bir zevk olduğu, bu sayede çalıştıkları işyerinin evleri gibi, iş arkadaşlarının aileleri gibi görüldüğünü hayal etmişlerdir.  Bir kısım öğrenci ailelerinin istediği kişi olmak zorunda kaldıklarını itiraf etmişlerdir. Özellikle erkek çocuklarının biran önce büyümek onsekiz yaşını bitirmek, özgür olmak ve artık hayatlarını başkalarının yönlendirmesinden kurtulmak istedikleri yazılmıştır. Annesine özenip müzisyen olan, babasının işyeri sebebiyle orda çalışacağını anlatanlar da vardır.

Bazı öğrencilerin iş hayatına uymayan “kolumdan tuttu, çekiştirdi, ittirdi, tatlım dedi” gibi beyanları da dikkat çekmiştir. Yine işe girdiğinin ertesi günü yapılan haksızlıklara karşı çıktığı için işten ayrılmak zorunda kaldığını yazan da olmuştur. Öğrencilerin tüm söylediklerinden duygu dünyası ve psikolojik durumu hakkında ipuçları açığa çıkmaktadır. Birkaç öğrenci, iş hayatını fantezilerle oluşturulmuş polisiye roman şeklinde yazmıştır.  Bazılarının kahvaltıya yemek, başvurudaki ve günün sonunda yaptığı işlerin tutarsızlığı da gözlerden kaçmamıştır. Kimilerinin hayal dünyası, ilk gün yazısına emekli olup nasıl yaşayacağını anlatacak kadar oldukça gelişmiş, geniş ve hızlı çıkmıştır. Hatta dünya dışında bir gezegende bilim insanı olarak dünya kaynakları ve eko sistemini korumaya yönelik çalışmayı hayal eden bile vardır. Kimisi işe başladığı ilk gününde büyüyüp yetişkin olduğunu, bir insana faydalı olmak, ihtiyacını gidermek ve sıkıntısı çözmenin günün sonunda kendisine teşekkürler edilmesinin çok güzel bir duygu olduğunu yazmıştır. Birkaç öğrenci de iş hayatında önce mutluluğun sonra paranın geldiğini belirtmiştir.

Bilgisayarla internette oyun oynamayı seven birkaç öğrenci de çocukken bilgisayar oyunlarına aşırı meraklı oldukları için oyun tasarımcısı yazılımcı olduğunu anlatmıştır. Bazısı baba mesleğinin olumsuz yönlerinden etkilendiği için bunu seçmediğini ve severek yapacağı bir mesleği tercih ettiğini vurgulamıştır. Kimisi de öğretmen, doktor ve polislik gibi mesleklerin önemi ve kutsallığına, insanlara yardımcı olmaya vurgu yaparken sokak hayvanlarına ve hayvan barınaklarına destek olduğunu söyleyerek sosyal sorumluluk sahibi olduğunu ortaya koymuştur. Hatta bazıları kendini o derece kaptırmış olacak ki kendisinden sonra gelecek meslektaşlarına da etik ilkeler, idealler ve nasihatlerde bulunmuştur.

Bu sıra dışı yazılanlar yanında “hiçbir şey erdemli, dürüst, yardımsever bir insan olmaktan daha önemli değildir” gibi filozofça önemli cümleler de kurulmuştur. Hayatta başarının mutluluk ve güvenle oluşabildiğini, iş hayatının bazen sert mücadele gerektiren ve rekabetçi acımasız gerçek bir ortam olabileceğini, insanları yeterince tanımadan güvenmemek gerektiğini, iş hayatı öncesinde kendisini geliştirmesi gerektiği ve bilgi-tecrübe edinmesi gerektiğini anlatmışlardır. Başarılı olabilmek için insanlara iyi bir iletişim ve ilişkiler kurulmasının uyumlu çalışmanın oldukça önemli olduğuna vurgu yapılmıştır. Bir şey sizin için çok önemliyse fedakârlık yapıp çok çalışarak başarılı olunabileceğini söylemektedirler. Tercih ve kararların isabetli olması halinde okurken ve çalışırken eğlenceli olması, mutlaka geleceğe hazırlık yapılmasını ve iş hayatını/para kazanmayı merak ettiklerini anlatmışlardır.

Öğrencilerin sınıfları dokuzdan onikiye yükseldikçe fikirlerin daha net ve detaylar içerdiği göze çarpmaktadır. KPSS’ye hazırlanmalarına, İŞKUR’a kayıt olduklarına, mezunlar derneğinden, eski mezunlardan işe girişte kendilerine destek olma durumu ve sosyal medya ve ağını kullanarak işe kabul, tanıdık çevrenin referansı konusunun dile getirilmemesi bunlara ihtiyaç duymadıkları ve özgüvenlerinin oldukça fazla olduğu şeklinde yorumlanıp dikkat çekmektedir.

Birçoğu bir yıl gibi kısa bir süre başkasının yanında çalıştıktan sonra tecrübe kazandığını düşünerek kendine ait bir iş kurmayı hedeflemiştir. Bazı öğrenciler ASELSAN’da işe başlayıp yerli-milli tank projesi yapan ekibe dahil olduğunu, bazıları ise ütopik hayaller kurarak ünlü meşhur bir sanatçı olduğunu yazısında anlatmıştır. Tedavisi bilinmeyen bir hastalığa ilaç bulacağını, adalet ve barışı temin ederek, güçlü olanın zayıf olanları ezmesine engel olacağını söyleyenler de olmuştur. Bazısı ilk iş deneyimini üniversite döneminde harçlık çıkarmak için bir kitapevinde çalıştığını, kendi eğitimine/geleceğine yatırım yapanların kazançlı çıkacağını belirtmiştir. İnsanların inandığı değerler ve amaçları olduğunda sürekli öğrenme odaklı olarak kendini geliştirebileceği, hatalarından ders alabileceği, pes etmeden vazgeçmeden umutsuzluk canavarına teslim olmadan çalışmaya devam etmesi gerekmektedir.

Lise öğrencilerinin anlattıklarından ortalama onbeş kişilik sınıflarda özel kolejde okudukları, ailelerinin sosyo-ekonomik düzeyinin yüksek olduğu, İzmir’de yaşadıkları ve liseyi okudukları halde tamamına yakınının İstanbul ve Ankara’da bir kısmının İngiltere, Amerika ve Avrupa ülkelerinde üniversite eğitimi aldıkları sonrasından çalışma hayatına buralarda devam ettiklerini hayal etmişlerdir. Ailesinden uzakta tek başına ve doğru arkadaşlar seçerek sorumluluk sahibi olmayla üniversite okurken olgunlaşacağını düşünmüşlerdir. Yabancı dil eğitiminden bahseden birkaç kişi dışında özel okulda okumaları sebebiyle böyle bir problemlerinin olmadığı sonucu çıkarılabilir. Bazı öğrenciler özel üniversite ismi ve bölümü vererek tercihini daha somut belirtmiştir. Çoğunluğunun özel sektörde çalışmayı tercih edeceği, kendilerine daha çok eski sınıf arkadaşları ve yeni iş arkadaşları arasından hayat arkadaşı seçtiğini, aynı mesleği yaptıklarını ve hatta birlikte çalıştıklarını anlatmıştır.

Tüm bu yazılanlardan yazanların emsali öğrencilerin, başta rehber tüm öğretmenlerin, okul yöneticilerinin, velilerin, iş hayatının, meslek örgütlerinin ve eğitimde politika belirleyenlerin faydalanacağı şeyler çıktığını düşünüyorum.

Kaynak: Mesleğim Geleceğim, Kent Koleji Güzelbahçe Kampüsü Anadolu Lisesi Öğrencileri, Sage Yayıncılık, 2018

Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 105 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.