MEB “Türkiye’de Mesleki ve Teknik Eğitimin Görünümü” Raporunun Değerlendirilmesi

Milli Eğitim Bakanlığının Ekim ayında yüzkırk sayfalık “2023 Eğitim Vizyonu” paylaşımından sonra Kasım ayı başında da Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü, Eğitim Analiz ve Değerlendirme Raporları Serisi kapsamında “Türkiye’de Mesleki ve Teknik Eğitimin Görünümü” isimli bir çalışmayı yayınladı. Raporu bütünüyle faydalı iyi hazırlanmış bir çalışma olarak değerlendiriyorum.

Yüzdoksaniki sayfalık kapsamlı çalışmada; istatistik, resim, tablo, şema gibi bilgi, belge ve görsellerle zenginleştirilmiş çalışmada; tarihsel arka plan, Türkiye’de mesleki ve teknik ortaöğretim sistemini detaylı tanıtan çalışmayı öncelikle çok beğendim. Bu çalışmada; Mesleki ve teknik eğitimin amacı, öncelikleri, okul türleri ve programları, okulları, öğrenci ve mezunları sağlanan imkanları, yurtiçin ve yurtdışı işletmelerde mesleki eğitim ve staj, sigorta işlemleri, bursluluk ve yatılılık imkanları, mezunları izleme portalı (e-mezun), İŞKUR işbaşı eğitim programlarından yararlanma, bilim-sanat-kültür-spor faaliyetleri, mezunlara verilen belge, unvan ve haklar, kalite süreçleri, bölgelere illere ve alanlara göre istatistikler ve çeşitli oranlamalar, döner sermaye çalışmaları, istihdam durumu, yürütülen faaliyetler, dünyanın çeşitli ülkelerinde mesleki eğitim sistemi, mesleki eğitimde küresel eğilimler, basında mesleki eğitim, uluslararası ilişkilerde mesleki eğitim, 2023 Vizyonunda mesleki eğitim başlıklarında bilgilendirme yapılmıştır.
Ülke genelinde mesleki eğitimde; tüm öğrencilerin % 43,92’sinin kız öğrenci olduğu, öğretmen başına öğrenci oranının 13, derslik başına öğrenci oranının 26 ile iyi bir düzeyde olduğu, ortaöğretimin mesleki eğitime öğrenci oranı % 35 oranı ile henüz istenilen ve hedeflenen düzeye ulaşılamadığı, bu yıl lise tercihi yapan öğrencilerin % 42’sinin meslek lisesi seçtiği halde 2014 yılına göre öğrenci sayısında % 15 lik azalma yaşandığı görülmektedir.

İşgücüne katılımda ülke genelinde %54 ile neredeyse çalışabilir nüfusumuzun yarısının çalışmadığı görülmektedir. Lise ve MYO mezunlarının % 62, ortaokul ve altı mezunların % 51 yine işgücüne genel katılım oranında % 54, mesleki ve teknik eğitim mezunlarında % 66.8, liselerde % 56.9, eğitim durumuna göre istihdamda % 59,6 mesleki eğitim, % 49,7 lise dengi okul mezunları, mezun olduktan sonra gençlerin işgücü piyasasına geçişinin aylara göre lise ve meslek lisesi mezunları olarak karşılaştırmalı analizinde ise birkaç puanlık farklar olduğu göze çarpmaktadır. Buradan meslek lisesi mezunlarına sektörün beklediği nitelikte mesleki beceri ve yeterliliklerin kazandırılamadığı, işgücüne geçişte lise mezunlarına göre çok fazla bir avantaj sağlamadığı sonucu çıkarılabilir. Bunun yanında iş hayatında yer alan meslek lisesi mezunlarının % 47,1’inin okulda aldığı eğitimin işe katkısının olmadığı beyanıyla ve mezunların yarısından fazlasının eğitim aldığı meslek alanı dışında çalıştığı bilgisiyle örtüşmektedir.

Meslek liselerinde % 72’sinde döner sermaye işletmesi olmadığı, olanların gelir miktarı ve alanlarına bakıldığında sırasıyla; konaklama, mobilya, yiyecek, metal ve çocuk gelişiminde en çok iş yapıldığı ve gelir kazanılmıştır. Aslında kar amacı değil daha çok öğrencilerin uygulamalı eğitimi üretimde yapması daha nitelikli beceri kazanmaya destek olması açısından bakılması gereken döner sermaye çalışmalarından özellikle merkezden belirlenen uygulamalı anasınıfı aylık öğrenci ücretinin yine diğer resmi okullardaki ücretin üç katı olarak uygulanması anlaşılabilir görünmüyor.
Kamuda mesleki eğitim mezunlarının istihdam oranının da çok düşük olduğu, yıllık ortalama tekniker/teknisyen istihdamının 2617 kişiyle sınırlı olması, mezunların çoğunlukla özel sektörde çalışması, mezunların kamuda istihdamı garanti görerek mesleki eğitim algısını olumsuz etkilediği belirtilebilir.

Meslek lisesinde eğitim alan iki milyona yakın öğrenci sayısından sadece 83 bininin yatılı pansiyonda 8 binine burs verilmesini çok çok az olarak görüyorum. Bursluluk kazanmak akademik bir sınav sonucunda gerçekleşmektedir. Meslek lisesi öğrencilerinin akademik başarı düzeyinin bunun altında olduğu zaten bilinmektedir. Öyleyse meslek lisesi öğrencilerine burs için bu DPYB sınavı dışında acilen bir mekanizma geliştirilmelidir ki nitelikli bilinçli talep artışı oluşabilsin.

Mezun olmadan meslek lisesi öğrencilerinin beceri düzeyi ve mesleki eğitimin hedeflere ulaşma düzeyi tespiti ve uluslararası geçerliği olan mesleki yeterlilik belgesi alabilmek için MYK akreditasyonlu belgelendirme kuruluşlarından devlet eliyle ücretsiz faydalandırılması gerekmektedir.
UMEM Beceri10 projesiyle 2010-2016 yılları arasında yürütülen meslek edindirme kurslarından 210.796 mezunun %70’i olan 137.000 kişi istihdam edilmiş olması, yine İstanbul’da ÖZİMEK kurslarının başarısını dikkate alarak meslek liselerine neden e-yaygın şifresi ve meslek edindirme kursu açma yetkisi verilmediği, ülke genelinde ciddi bir kaynak ve kapasitenin atıl bekletildiği anlaşılabilir bir durum değildir.
Mezunlarla yapılan anket sonucuna göre; % 30,87’sinin çalışmayıp iş aramayıp üniversiteye hazırlanır olmasını, meslek liselerinin üniversite sınavlarında lisans kazanma oranının % 6 olmasına rağmen ve yine ülkedeki üniversite mezunu işsiz kitlesinin büyüklüğü de düşünülerek öncesinde önlem alınması gereken hususlardandır.

Dünyada mesleki eğitimde küresel eğilimlere bakıldığında; öğrenciler daha erken yaşlarda mesleki eğitim almaya başladığı, ikincil eğitim algısının değiştiği, okul-sektör işbirliğinin çerçevesinin genişlediği, öğrencilerin işbaşı eğitim tecrübesinin artırılmakta olduğu ve mesleki eğitim ile genel ortaöğretim arasındaki keskin ayırımın azalmakta olduğu görülmektedir.

Meslek lisesi öğrencilerinin okullarından ve mesleki eğitim sisteminden ne kadar memnun ve mutlu olduklarının araştırılması sonucunda dört yıl boyunca her hafta bir tam veya iki yarım gün serbest sosyal-kültürel ve sportif etkinlikler günü olarak uygulanması gerekmektedir.

Mevcut mesleki eğitim sistemindeki işletmede beceri eğitimi için son sınıfa kadar beklenilmemesi, 9. Sınıfta mesleğin seçilmesi, genel kültür derslerinin sayısının azaltılması ve içeriğinin kolaylaştırılması gibi ana değişikler olmak üzere pilot uygulamalar beklenmeden hızla yeni bir süreç tasarımının uygulanmaya konulması beklenmektedir.
Bu kadar yazılan çizilenden sonra hiç mi iyi güzel başarılı şeyler yapılmamıştır. Tatbikî çok güzel şeyler yapılmıştır. Ancak bu yapılanların sonuca yani mezunların mesleğinde işe yerleşmesine ne kadar katkısı olmuştur buna bakmak lazım. Son olarak mesleki eğitim konusunda süregelen eleştirilere rağmen neden son on yılda yapılan başta akademik çalışmalarda çıkan sonuçların neden politikalara yansıtılmadığının yeniden değerlendirilmesi ve 2023 Vizyonu için aynı hatalara düşülmemesi gerektiğini ısrarla vurgulamak gerekmektedir.

Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 75 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.