Mesleki Eğitimde Uygulamalı Derslerin Uzaktan Eğitimi

Covid-19 Virüsü, mart-2020 den itibaren pandemiye dönüşerek hayatımızı tümüyle etkilemeye başlamıştı. Çalışanların işi, öğrencilerin okul düzeni, sosyal hayat kısıtlamaları, sokağa çıkma-eve kapanma, kişisel-toplu önlemlerle farklılaşarak devam etti. Açıklanan istatistiklere göre dünyada yaklaşık 516 milyon insan virüse yakalandı, çoğunluğu tedavi olup iyileşti ama 6 milyon 300 bin insan da virüsten dolayı hayatını kaybetti.

Pandemi-salgın döneminde uzun süre okullar kapalıydı. Öğrenci ve öğretmenler bu dönemde evlerinden internet ve bilgisayar yardımıyla uzaktan öğretimle dersleri sürdürmeye çalıştılar. Ara ara okullara dönüş yapılarak yüzyüze eğitime başlandı. Milli Eğitim Bakanlığı, Eğitim Bilişim Ağını (EBA) hizmete koydu. Çeşitli toplantı yapma programlarıyla ekran başından dersler takip edilmeye çalışıldı.

Herkes için yeni ve farklı olan bu uzaktan öğretim yöntemi zorunlu olarak öğrencilerin hayatına girdi. Tüm önlemlere ve desteklere rağmen bu yöntem; ilkokula yeni başlayan okuma-yazma öğrenecekler, resim, müzik, beden eğitimi ve meslek liselerindeki atölye-laboratuvar ve işbaşında uygulamalı mesleki eğitimde de kullanılmış olsa da yüzyüze eğitimdeki kazanımlar kadar etkili olamadı. Aslında bu gibi yaparak-yaşayarak yoğun etkileşim gerektiren dersler için sanal-artırılmış gerçeklik, simülasyonlar, zenginleştirilmiş video içerikleri, metaverse gibi ileri düzey teknolojik yazılım ve altyapılara sahip olmayı gerektiriyordu.

İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde, 2020–2021 eğitim öğretim yılında, Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görevli, yirmibeş meslek dersi öğretmeni ve okul yöneticilerinden oluşan elli kişiyle bire-bir görüşme yoluyla gerçekleştirilen yüksek lisans tez çalışmasında; “pandemi döneminde meslek dersi öğretmenleri ve okul yöneticilerinin mesleki beceri gerektiren derslerin uzaktan eğitim sürecinde yaşadığı sorunlar” araştırılmıştır.

Bu araştırmada; uzaktan mesleki eğitim sürecinde pek çok sorun olduğu görülmüş bu sorunların özellikle uzaktan mesleki eğitimin “uygulama” kısmında yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Bu dönemde atölyelerin kullanılamaması, öğrencilerin uygulamalara katılamaması sonucunda okulda başlaması gereken temel bilgi ve becerilerin tam olarak kazanılamadığı, pek çok iş yerinin kapalı ya da yarı açık olması sebebiyle öğrencilerin hem becerilerini geliştirdikleri hem de sektör koşullarını deneyimleme imkânı buldukları iş yeri stajlarını tam anlamıyla yapamamalarına sebep olmuştur. Yine bu dönemde öğrencilerin bir kısmı da staj yapacağı açık bir iş yeri bulamamış, bulanlar da iş yoğunluğunun düşük seviyelerde olmasından dolayı yeterli bir mesleki deneyim elde edememişlerdir. Uzaktan eğitim, mesleki derslerin teorik kısmından ziyade özellikle de mesleki uygulama gerektiren alanlarında yeterli faydayı sağlayamamıştır.

Araştırmaya katılan meslek lisesi öğretmen ve yöneticileri; “teknolojik alt yapı sorunları ve özellikle ilk zamanlarda EBA’daki aksamalar, müfredatın mesleki uygulamalı uzaktan eğitime uygun olmaması, öğrencilerin devamsızlık durumları ve derse katılma isteksizliği, uzaktan eğitimde uygulamalı derslerin verimsizliği, ölçme ve değerlendirmenin etkin yapılamaması, işletmede iş başında staj yapılamaması gibi ana sorun başlıklarını beyan etmişler.

Ayrıca; Uygulamalı mesleki eğitim sisteminin uzaktan eğitime hazırlıksız olması, dijital okuryazarlık bilgi ve becerilerinde yetersizlik, eğitim paydaşları ile iş birliği sorunları, öğrencilerin internet ve bilgisayar ihtiyaçları, öğrencilerin etkinlik faaliyetlerindeki sorunlar, motivasyon düşüklüğü, iletişim eksiklikleri, yüz yüze eğitime geçiş ve sınavların yapılması gibi konularda sık karar değişiklikleri gibi önemli sorun başlıklarını da dile getirmişlerdir.

Meslek lisesinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin atölye ve mesleki derslerini uzaktan eğitim yoluyla sadece teorik olarak yapabilmiş olması, uygulama yapılarak mesleki beceri ve tutum geliştirmeye dayalı yüz yüze uygulamalı mesleki eğitim yapılamamış olması sebebiyle iş hayatına geçişte gençlerin mesleklerinde çalıştıklarında bu eksiklikleri hissedecekleri açıktır.

Araştırmaya katılanlar; meslek dersi öğretmenleri daha çok motivasyon düşüklüğü ve derse katılım sorunları üzerinde dururken, meslek lisesi okul yöneticileri özellikle paydaşlarla iş birliği ve dijital okuryazarlık gibi problem alanlarına yoğunlaşmışlardır. Meslek dersi öğretmenleri canlı ders esnasındaki öğrenci ilgisizliğinden yakınırken, okul yöneticileri sistemsel sorunlar (EBA) üzerinde daha çok durmuşlardır. Meslek lisesi yöneticileri okullara malzeme ve teknoloji desteğinde de bulunan paydaşlarla işbirliğinin salgın döneminde pasif kaldıkları üzerinde dururken öğretmenler bu konuya temas etmeyerek görüşlerde bir miktar farklılaştığı görülmüştür.

Meslek lisesi yöneticileri ve öğretmenlerinin belirttiği sorunlar birlikte değerlendirildiğinde ise; Okul yöneticileri pandemi dönemi sorunlara makro düzeyde bakarken, öğretmenler yaşanan problemlere daha mikro düzeyde bakmaktalar. Örneğin, okul yöneticileri EBA’daki sorunlar, müfredat sorunları, paydaşlarla sorunlar gibi sistemsel konulardaki sorunlara dikkat çekerken, meslek dersi öğretmenleri öğrencilerin derse etkin katılmaması, motivasyon düşüklüğü ve uygulamaların atölye ortamında yapılamaması gibi ders içi sorunları daha çok ifade etmişlerdir.

Devamsızlık sorunu ise her iki grup tarafından defalarca ifade edilmiştir. Ayrıca okul yöneticileri öğretmenlerin dijital okuryazarlık konusunda bazı sorunları olduğunu dile getirerek bu konuda bazı önerilerde bulunmuşlardır. Meslek dersi öğretmenlerinin bu konuda herhangi bir görüş ifade etmedikleri görülmüştür. Meslek dersi öğretmenleri özellikle ev ortamında ders anlatırken materyal eksikliği yaşadıkları ve dersi somutlaştıramadıklarını ifade etmişlerdir.

Uzaktan mesleki eğitime Covid–19 pandemisi sebebiyle hazırlıksız yakalanılmış, daha önce bu ölçekte ve uzun süreli olumsuz bir ortamla karşılaşılmamış olması sebebiyle özellikle uzaktan eğitim sürecinin başlarında pek çok sorun ile karşılaşılmıştır. Bu durum, eğitim sisteminin normalin dışında karşılaşılabilecek olağanüstü durumlar için birden çok eğitim seçeneği için ciddi bir alt yapı ve hazırlık gerektirdiğini göstermiştir.

Okul yöneticileri ve meslek dersi öğretmenleri, müfredatın uzaktan mesleki eğitime tam olarak uygun olmadığını beyan etmişlerdir. Özellikle çok çocuklu ve ekonomik durumları sınırlı pek çok ailede iletişim araçları (tablet, telefon, bilgisayar…) yetersizliği, öğrencilerin uzaktan eğitim de derse çevrimiçi katılmalarında önemli bir sorun oluşturmuştur.

Atölye ve meslek dersi öğretmenlerinin pandemi sebebiyle öğrencilerin işbaşında meslek eğitimi ve stajlarını işletmelerde yapamamış olmasından kaynaklı öğrenci-usta öğretici ve öğretmenlerin birbirlerini yeterince tanıyamama ve mezuniyetine yakın işe yerleştirmesinde hissedilir azalma oluşturacağı tahmininde bulunulmuştur. Ülkemizde mesleki ve teknik eğitime iş hayatınca yöneltilen eleştirilerin ve beklentilerin daha çok istihdam ilişkisinin zayıf olması ve işe katılım sonrası mesleğin icrasındaki beceri eksiği ve uyumsuzluklarından kaynaklandığı bilinmektedir. Mesleki eğitimde önemli etkiye sahip olan eğitsel geziler ve fuarlar da yapılamamıştır.

Kamera ve mikrofonlar büyük ölçüde kapalı tutulduğundan bu güdülenme ve hazır bulunuşluk düzeyine ulaşılamamış, yeterli etkileşim sağlanamamış ve derse katılım önemli ölçülerde yetersiz düzeyde kalmıştır. Uzaktan mesleki eğitimde devamsızlık sorunun çok yaygın olduğu da sıkça ifade edilmiştir. Atölye ve laboratuvarlar kullanılamadığı için etkin uygulama dersleri yaptırılamamıştır. Yarıyıl ve yaz tatillerinde Anadolu Teknik Programına dahil öğrenciler yerine getirmesi gereken staj ve Anadolu Meslek Lisesi Öğrencilerinin yerine getirmesi gereken eğitim-öğretim yılı içindeki işbaşında uygulamalı işletmede mesleki eğitim sorunsalı meslek dersi öğretmenleri tarafından sık sık ifade edilmiştir.

Sonuç olarak; öğrencilerin farklı sosyo-ekonomik şartlara sahip olmasından kaynaklı eğitime kesintisiz erişimdeki fırsat eşitsizlikleri, öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin geri kalmaları, 9. sınıfa yeni başlayan öğrencilerle, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin yüz yüze tanışamamış olmaları, evden ders işlemenin öğretmenler açısından iş ve özel hayatının birbirine karışması, ölçme ve değerlendirmede öğretmenlerin tüm olumsuz şartları göz önüne alarak vicdanen baskı altında kalmaları, öğretmenlerin iş yükünün oldukça arttığı, öğrencilerden ders esnasında etkileşim, geri bildirim sınırlılıkları, derslere devamsızlıkta yaptırım olmayışı, işletmelerin virüs bulaşım-yayılım endişesiyle staja öğrenci kabul etmediği, veliler ve işletme sahipleriyle sanal ortamda yapılan toplantıların verimsizliği, tüm sorunların devletten/Milli Eğitim Bakanlığından çözümün beklenmesi, son sınıflardaki öğrencilerin makine-alet-edevat kullanmadan üretim yapmadan mezun olunması, gibi sorunlar sebebiyle genel eğitim yanında özellikle uzaktan uygulamalı meslek eğitiminde daha yoğun yaşandığı beyan edilmiştir.
Araştırmacının çalışmasının sonunda geliştirdiği öneriler ise şu şekildedir;

Mesleki eğitim için uzaktan eğitim modeli çeşitli görseller ve videolar ile desteklenmelidir. Bunun için atölye ve meslek dersleri öğretmenlerinin teknoloji destekli internet tabanlı ders içerikleri üretmeleri teşvik edilmelidir. Mesleki uzaktan eğitim için çevrimiçi ders paylaşımına uygun daha sade ve özet yeni müfredat programları hazırlanmalıdır. Öğrenciler başta olmak üzere, herkesin elinde bulunan akıllı cep telefonlarına uygun ders içeriklerinin mobil uyumlu hale getirilmesiyle zaman ve yer sınırı olmadan eğitimi takip ve tekrar edebilme imkânı sağlanabilir.

İnternet hız ve kalitesi uzaktan eğitime uygun hale getirilmelidir. Öğretmen ve öğrencilere yönelik sadece dersler için ücretsiz özel internet abonelik sistemleri geliştirilmelidir. İnternet tabanlı kullanılan çevrimiçi sesli-görüntülü görüşmeye dayalı araçların siber güvenlik açısından da yerli-milli olanları geliştirilebilir.

Özellikle çok çocuklu ve ekonomik durumları sınırlı pek çok ailede iletişim araçları (internet, tablet, telefon, bilgisayar…) yetersizliği önemli bir sorun oluşturmuştur. Bu durumdaki aile çocuklarının desteklenmesi sağlanabilir. Uzaktan eğitim döneminde öğretmen, öğrenci ve velilerde dijital okuryazarlık konusunda çeşitli kurs, seminer gibi etkinlikler düzenlenmelidir. Mesleki eğitime destek olacak sanayi-sektörel ve teknoloji fuarlarının sanal ortamlarda meslek lisesi öğretmen ve öğrencileriyle ücretsiz paylaşılabilir.

Pandemi gibi eğitimin yüz yüze yapılamadığı dönemler için; merkezi sınavlara dayalı lise ve üniversite yerleştirme sisteminde ve okullar arası nakillerde notun önemi düşünülerek eğitim öğretimin gerçekten amaç ve hedeflerinde ulaşma düzeyi yanında adil bir notlandırma için yeni ölçme değerlendirme sistemleri geliştirilmelidir.

Salgın döneminde gerçekleştirilemeyen eksik kalan stajlarda ve işletmelerde uygulamalı beceri eğitimlerinin telafisi hafta sonları, yarıyıl ve yaz tatillerinde birebir yaptırılmadan öğrenciler mezun edilmemelidir. Halen salgının tamamen yok edilemediği, gelecekte yine başka benzeri salgın ve olumsuz yaşam koşullarının oluştuğu dönemler için eğitim sorunlarının genel ve mesleki eğitim için tüm paydaşlarla el ele vererek etkin iş birliği sağlamadan çözülemeyeceği düşünülerek normal dönemde de iş birliğinin sağlıklı işleyebilmesinin yeni koşulları araştırılmalı yeni yöntemler geliştirilmelidir.

Bu faydalı çalışmanın henüz pandemi etkisi unutulmadan veli, staj yaptıran işletme yetkilileri ve öğrencilerle de gerçekleştirilerek tüm paydaşların katkısıyla eğitim süreci ve sistemi güncellenebilir ve olası yeni durumlara hazırlıklı olunabilir.

(*) Bu yazı “Gülşen LAÇİN “Pandemi Dönemi Meslek Liselerinde Uygulamalı Derslerin Uzaktan Eğitim Sürecinde İncelenmesi” konulu YL tezi, Bahçeşehir Üniversitesi, Haziran–2021, İstanbul” faydalanılarak hazırlanmıştır.

Facebook Yorumları
Erol DEMİR hakkında 195 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.