Mükemmeliyetçi Çocuklar Yetiştirmemeye Dikkat
0

Mükemmeliyetçilik,  neredeyse hepimizin kulak aşinalığının olduğu fakat tam olarak ne olup ne olmadığını kavrayamadığımız bir kavramdır.  Bazılarımız tarafında övünerek ve iyi bir kişilik yapısıymış gibi gösterilse de maalesef ki mükemmeliyetçilik kişiyi oldukça yoran hatta yaşamındaki işlevselliği bozabilecek düzeye getiren bir kişilik yapısıdır. Peki ya siz mükemmeliyetçi misiniz?

Mükemmeliyetçilik, kişinin kendisinden çok fazla beklenti içine girmesi ve bu beklentilere ulaşmak için endişe duyması bu durum içinde de kendine eleştirel bakması bir nevi kusursuz bir benliğe bürünme çabası içine girmesi durumudur.  Bu durumdaki kişiler başarısızlıklarına çok fazla odaklanırlar, başarılarını çoğu zaman görmezden gelir ve yaptıkları hatalara orantısız anlam yüklerler. Genel anlamda ufak gibi görünen hatalar ya da yanlışlar onlar için büyük anlamlar ifade eder.

Kişiliğimizin oluşmasındaki en önemli gelişim dönemi olan okul öncesi ve ilkokul dönemi bu nedenle oldukça önemlidir. Günümüz velilerinde olan “ çocuğum en iyisi olsun”  düşüncesi hem çocukların hem de velilerin ana odaklanmasını engellemekle birlikte çocukların bir yarışa girmesine sebep olmaktadır.  Kişinin en çok kendine zarar verdiği bu mükemmeliyetçi tutumların oluşmaması için çocuklarımızı yetiştirirken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Öncellikle başarı odaklı ilerlemekten vazgeçmemiz gerekmektedir. Başarma güdüsü her insan da bulanabilirken bu güdüyü anne- baba ve öğretmenlerin çok iyi bir şekilde yönetmesi gerekmektedir. Sadece başarılı olduğu zaman takdir edilen ve değerliymiş gibi hissedilen çocuklar başarılı olmayı kendisine katı bir şekilde amaç edinir ve hayatı boyunca bu şekilde değerli olacağını düşünür. Bu kişiye vereceğimiz en büyük cezadır. Sürekli başarı kovalayan çocuklar kaygı yaşarlar ve bu durum sosyal fobi ya da yaygın anksiyete bozukluğu gibi davranış bozukluklarını beraberinde getirir.  Çocuğa verilmesi gereken mesaj şu şekildedir.

“ Başarılı olduğun için beni mutlu ediyorsun ama unutma ki başarılı olmasan dahi ben seni hep çok seviyorum.  Sen var olduğun sürece değerlisin.”

Çocuklara ahlaki davranışların ders başarılarından daha önemli olduğu aşılanmalıdır. Hatası olduğunda özür dilemeyi bilen, yardımsever, sorumluluk sahibi olan kişilerin hayatta hep daha mutlu olduğunu, sadece sınavlardan yüksek not alarak mutluluğa yakalayamayacağımızı çocuklara öğretmeli ve rol model olmalıyız.

“ insanlarla paylaşmayı sevmen ve sorumluluk alman beni çok mutlu ediyor. Hayatımızda böyle duygular bizleri çok sevindirir ve bu anları hep hatırlamamızı sağlar.”

Çocukların yüksek not almasından ziyade hangi konuları iyi bir şekilde öğrendiğine odaklanın, yanlışları görerek eksiklerini kapatmayı, doğrulara bakarak bu konuları iyi öğrendiğini hissettirin.  Çocuklar yanlışları için kaygıya düşmemeliler, yanlış yaparak doğruya ulaştığımızı çocuklara aşılamalıyız.

“yanlışlarımız bizim eksiklerimizi gösterir, bu yüzden her yanlış çok önemlidir. Doğruların için ise seni tebrik ediyorum bu zor konuları öğrenerek başarman beni mutlu etti.”

Çocuklara hata yapma fırsatı verin. Öğrenciniz de olsa çocuğunuz da olsa çocuklar hata yapmalılar bu şekilde yaptıkları hataların doğrusunu kendileri öğrenmiş olurlar. Her zaman yardımlarına koşmak, ödevlerini dahi yapmak çocuklara en büyük zararlardan biridir.  Ona destek olduğunuzu hissettirin, yol gösterici olun ama o yolda çocuğunuz yerine siz gitmeyin.

“ Gittiğin bu yolda ben hep yanında olmaya sana destek olmaya çalışacağım ama bu yolda hata da yapabiliriz. Bu noktada senin gittiğin yolda tek başına kalkmayı öğrenmen beni daha çok mutlu edecektir.”

Çocuklara sen başarırsın, bir dahaki sınavda daha yüksek alırsın biz sana inanıyoruz gibi cümleler kurmak onların beklenti içine girmesine neden olmaktadır. Bu beklentiler gerçekleşmediği takdirde çocuk kaygı yaşar ve çok kötü bir hata yapmış gibi hissedebilir.

“Sınavlar senin öğrendiğin bilgileri gösterir bu yüzden öğrenemediklerimizi daha iyi öğrenmemizi sağlar. Yüksek not almak yerine ne kadar öğrendiğimize bakmalıyız.”

Çocuklarınız başka arkadaşlarıyla ya da yaşıtlarıyla kıyaslamayın. Kıyaslamalar çocuğun kendisini yetersiz hissetmesini sağlar ve bu ülkemizde ne yazık ki çok fazla yapılan bir durumdur. Yetersiz hissetme durumu kişiyi yaşamı boyunca etkiler ve mutsuz kılar bu yüzden çocuklarınızı kıyaslamamak daha sağlıklı olacaktır.

“Çocuklar başkaları ile değil, kendileri ile yarıştığı takdirde mutlu olurlar.”

Unutulmamalıdır ki yaşamımızın diğer kalanı çocukluğumuzun izleri ile devam eder. Bu yüzden gelecek öğretmenlerimizin ve velilerimizin elindedir. Hiçbir çocuğa yetersizlik hissettirmemek onlara sağlıklı bir gelecek sunmak demektir.

Facebook Yorumları

Nisa Karaman 2022 yılında Düzce üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünü onur derecesi ile bitirmiş bulunmaktayım. 1 yıl süreyle LGS öğrencilerine aktif psikolojik danışmanlık yapmış bulunmakta olup şu an koruncuk vakfında çalışmaktayım. aktif olarak online terapi vermekteyim.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.