Nasıl Başarmış?

Ülkemizin yetiştirdiği önemli kişiler özellikle kimi hayatta bile olmayan işadamlarının hayatları, anıları ve yazıp çizdikleri hayat tecrübeleri denilen ancak yaşandıkça sonuçları ve sebepleri görülen olayları kişileri anlatan kitaplar çok fazla yayınlanmaz. Ünlü ve zengin insanların birçoğu hayatının çeşitli sebeplerle çok da bilinmesini istemezler. Bunu yapanlar ise daha çok yapılanların genç nesle örnek olması için yaparlar. Hatta gelirini de eğitim alan gençlere faydalı olmak için vakfederler.

Bu yıl öğretmenler günü dolayısıyla hediye edilen böyle bir kalın kitabı bir solukta okudum. Çok da keyif aldım. Çok istifade ettiğimi peşinen söylemeliyim. Allah, birine yürü ya kulum dediği söylenir durur. Ama kulun da başarılı olmak için o yolda çok çaba sarfetmesi sebepleri yerine getirmesi gerekir.

Yetmişli yıllarda Karadeniz’in küçük bir köyünden lise okumak için İstanbul’a gelmiştir. Bir dönem dersane bodrumunda gecelemiş, temizliğini yapmış, sobasını yakmış, çayını demlemiş, teksir makinasında test basıp çoğaltmış bir yandan da üniversiteye hazırlanmıştır. Zorluklarla yarım asır mücadele ederek yoğun bir çalışma hayatı sonunda kurs, kolej ve üniversite olarak ülkemizde ve yurtdışında da şubeleri olan en büyük eğitim kurumlarından birinin kurucusu olmuştur.

Üniversite sınavlarında matematik bölümünü kazanmış anarşinin, sağ-sol grupların kavgalı, sopalı ve silahlı çatışmaların olduğu bir ortamda kendini eğitime ve dersanedeki işine adayarak çalışmıştır. Geceleri geç saatlere kadar sokaklarda duvarlara, direklere ve ağaçlara dersane ilanları yapıştırırken bazen örgüt militanı zannedilerek gece bekçilerince kovalanmıştır. Dersanenin ismi duyulsun diye otobüslere arkadaşlarıyla binen, durağın adını değil dersane ismini bağırarak inecek var diyerek reklamda yeni bir çığır açmıştır.

Çalıştığı dersaneye önce ortak olmuştur. Yokluk içinde dönemin en iyi meşhur öğretmenlerinin peşinde koşup işe razı edebilmiş, 80 askeri darbesinde dersanelerin kapatılma kararı verildiği dönemde pes etmeyip geçici tanınan iki yıllık süre sonra geçilen demokratik düzende dersane yasal mevzuatının hazırlanmasında emek veren belirleyici olmuştur. Krizden korkmayan, riskleri göze alan ve inatla daha çok çalışan en önemlisi de doğru kişiyle iyi bir yuva kuran matematik öğretmeni, babasının ve abisinin ölümüne üzülse de kendini işine daha çok vererek Karadeniz ve Trakya’yı bizzat dolaşarak afişler astırmıştır. İstanbul’da okullara giderek öğretmenlerle tanışmış dersanesini ve yayınlarını tanıtmıştır.

Kendisi de üç beş ay derslere girip öğretmenliği çok iyi yapamadığını düşünerek bırakmıştır. Dersanesini büyütüp şube açarken gözü hep en iyi öğretmenlerle çalışmakta olmuş ve her zaman en güçlü kadroyu kurmak için uğraşmıştır. Bunun için başarılı öğretmen ve yöneticilerin kaprislerine de katlanmıştır. Ekibindeki farklı düşüncelere değer verip dinlemiş, gerektiğinde duygusallıktan uzak durarak ortağından ve iyi bir öğretmenden ayrılabilmiştir.

Şehir merkezinden uzak yeni kurulan bir yerleşim yerinde ilk özel koleji açma cesareti göstermiştir. Koleje İstanbul’un en iyi okul müdürü ve öğretmenleri transfer ederek kısa zamanda öğrenci talep fazlalığından noter kurasıyla öğrenci kayıtlarına başlamıştır.

Hayal etme hastalığından hiç kurtulamamış, okulları ülke geneline yaymayı ve uçakla kitap ve yayınları dağıtmayı aklından geçirebilmiştir. Eğitim kurumlarında mükemmel işleyen bir düzen kurmuştur. Çevresinde onca vefasıza rağmen insanlara güvenmekten vazgeçmemiştir.

Ulusal gazetede deneme sınavları yayınlatan, risk alıp canlı yayında üniversite sınav sorularını öğretmenlerine çözdüren, kurum sayısı artınca kendi basım-yayın grubunu kuran ve en sonunda hayali olan okul ve kurumları ülkenin her noktasına yaygınlaştırmayı başarmıştır.

Dersaneleri şimdinin kurslarını, kolejleri ve üniversiteyi kurarken sürekli özkaynak kullandığını belirten eğitim girişimcimiz değerlere bağlı bir insan olarak daima devletinin yanında olmayı ilke edindiğini özellikle vurgulamaktadır.

Çevresiyle sürekli paylaşmayı, yardımlaşmayı, bölüşmeyi ve veren el olmaktan haz duyduğunu ifade ederken tüm başarılarda birlikte çalıştığı insanların emekleri olduğunu tüm bunları aidiyet ve kurum kültürünü başarılı bir şekilde oluşturup geliştirebilmiş olmasına bağlamaktadır. Evlendiği ilk günlerde abisinin kendisine yaptığı gibi kazandığında başarılı çalışanlarına otomobil hediye eden, optik okuyucuyu kullanan ilk kurum sahibi olmuş, yurtdışında özellikle eğitim amaçlı gezilerde bulunurken farklı yenilikleri tespit ederek okullarında uygulamıştır. Ülkede Fen ve Teknoloji Lisesi türünde ilk eğitim kurumunu, okulda ölçme değerlendirme merkezi kuran ve eğitim bilim müzelerini açan kişi olarak sürekli yenilikler peşinde koştuğunu belirtmektedir.
Aile üyeleri adına okul yaptırıp devlete bağış yapan çok sayıda burslu öğrenci okutan, dünyayı eğitim kurtarabilir sloganıyla yurtdışına açılarak Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlamıştır.

Bu yazdıklarımı bizzat kendisi tarafından kaleme alınan kalınca bir kitapla “Hayatım Eğitim” adıyla yayınlayan otobiyoğrafi, görüş ve anılarını yazmıştır. Bu kitap sadece iyi bir girişimcilik hikayesi değil bir insanın inanıyorsa mutlaka başaracağını anlatan bir gerçektir. Kırk yıl önce ülkemiz geleceğinde eğitim ve sağlıkta özel sektör alanının gelişeceğini öngören, yetenekli inşaları keşfedebilen bir eğitim tasarımcısının birilerini takip etmeyip yeni yollar yöntemler ortaya koyan vizyonerlik örneğidir.

Onu yakından tanıyanların, ben olsam O’nu “MEB Bakanı” yapardım diyecek kadar eğitim yönetimi ve tasarımı konusunda yetkinliği olduğunu tüm yapılanların öğrenciye ve öğrenmeye ne faydası olacak sorgulaması yapması sonuç odaklı bir eğitimci olduğunu göstermektedir. Yaptıklarıyla bana göre; ülkemiz eğitim sistemine ilave kapasite artırımı, istihdam imkanı, gençlere eğitim ve kariyer imkanı, özel sektörün gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Otuz yıl önce sıradan bir halk çocuğunun özel üniversitede okuması hayal bile edilemezken bugün tüm bunlar bu emekler sayesinde gerçek olmuştur. Bu anlattıklarımdan bu kişinin Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Enver Yücel olduğunu hepiniz anlamışsınızdır.

Bu gibi örnek eğitim yatırımcılarının, girişimcilerinin ve hayırsever işadamlarının sayısının artmasını temenni ediyorum. Gençlere ve öğrencilere de bu tür kitaplar okumasını tavsiye ediyorum. Kendisine yaptıkları ve yapacakları için teşekkür ve tebrik ediyorum.

Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 37 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.