Neyimiz Eksik: Tek Eksiğimiz
0

Hepimiz ülkemizin gelecekte daha güçlü bir ekonomiye sahip olmasını isteriz. Ekonomisi güçlü olan ülkelerin sosyal refahının daha yüksek olacağını ve halkıyla güven içinde devletin bekasının sürebileceğini düşünürüz. Ekonomisinin güçlü olması için de halkının eğitim düzeyinin yüksek ve üretken olması yanında birlik beraberlik ve dayanışma içinde olması gerektiğini de kabul ederiz. Yurtdışına gittiğinde ülkemizde olmayan bir alt-üst yapıyı veya hizmeti görenler “bizde neden yok biz neden yapamıyoruz” diyerek iç geçirmekten geri durmaz. Beğenmemek, eleştirmek ve karşı çıkmak çok kolaydır. Karşılığında yapıcı bir yaklaşımla böyle değil şöyle olmalı/yapılmalı diyenimiz azdır.

Yıllar önce Hollanda’da bir proje toplantısında küçük bir nehrin altını tünel içinden araçla geçtiğimizde oldukça hoşumuza gitmişti. İstanbul’da şimdi neredeyse hergün milyona yakın insan Avrasya tüneliyle ve Marmaray ile denizi geçerek kıta değiştiriyor. Yabancı filmlerde gördüğümüz deniz aşırı askeri-siyasi operasyonları yakın tarihlerde ülkemiz insanını iç karışıklık yaşayan birçok ülkeden getirebilen nefes alan bir vatandaşı için tam donanımlı hastane uçak kaldıran ülke olduğumuzu hatırımızdan çıkarmamalıyız.

Son olarak 1915-Çanakkale Köprüsü, alanında dünyanın en büyüklerinden biri olarak çok kısa bir sürede hizmete açıldı. Yapılış aşamalarını TV’de izleyip internette biraz araştırınca tam bir mühendislik dehası olduğunu daha iyi anladım. Üstelik ondokuz ülkeden gelen mühendislerin çoğunluğunun Türk olduğunu öğrenince ayrı bir gurur duydum. İşte eğitimin-mesleki eğitimin gücü budur. Bugünden itibaren yarım dönem bir ders olarak bu köprünün yapımı lise ve üniversitelerde ders olarak işlenmeli ki gençler kendinin-milletinin-ülkesinin gücüne inansın-güvensin ve şevkle çalışsın Geçmişte savaşlarda Çılgın Türkler olarak nitelenen insanımızın her sahada başarılı olabileceğini “Akıllı Türkler” olduğunu göstermiş oldular.

Bunlar görünen çalışmalara şu anda devam eden onlarca yerli-milli projede çalışan genç mühendislerimiz biz konuşur-tartışırken çalışıp üretmeye devam ediyor. Hedef gösterildiğinde, imkan sağlandığında, engelleyen olmadığında bir de haydi aslanlarım diyerek yüreklendirildiğinde biz de yapabiliyormuşuz. Bunları hiç ayırım yapmaksızın Türk Devleti-Milleti başarmıştır.

Belki her alanda ihtiyacımızdan fazla üniversite mezunumuz vardır. Ancak her birini nükleer santral konusunda olduğu gibi proje bazlı yurtdışına gönderebiliriz. Yetişmiş işgücü daha nitelikli hale gelerek ister yurtdışından ister ülkemize dönerek insanlığa hizmete devam edebilir. Gençlerin eğitimleri sırasında nihai amacın diploma alıp mezun olmak değil okul sıralarından itibaren üretmek üzerine yönlendirilmeye ihtiyacı var. Hiç vakit kaybetmemek için gençleri sınavlardan kurtaramıyorsak gerekiyorsa sekiz ve onikinci sınıfları sadece sınavlara hazırlayan hale dönüştürelim.

Eğitimi sorunlarımızın kaynağı olarak değil çözümü olarak görmeliyiz. İstihdamı desteklemeyen eğitim insana genel kültür, diploma ve unvan veriyor demektir. Bu sonuç toplumun refahına katkı sunmadığı için işsizlik sorununu büyütecektir. Diğer ülkeler şunu bunu yapıyor biz de yapalım yerine ülkemizin gerçekleri neyi gerektiriyorsa o şekilde hızlıca yön bulup çok çalışmalıyız. Moda kavramlarla bütünü oyalanmaktan vazgeçerek takım oyunu gibi herkesi olması gerektiği en yetenekli olduğu yerde en iyi oyunu sergileyecek şekilde eğitmeliyiz. Özellikle en iyi olan gençleri en iyi öğretmen olarak yetiştirmeli ve geleceğin neslini en iyi şekilde eğitebilmeyi başarmalıyız.

Bir yandan dijital dünyanın ve teknolojinin gereğini yaparken bir kısmımız da aynı anda dört mevsimin yaşandığı güzel vatanın bereketli topraklarında verimli tarım-hayvancılık yaparak kıyamete kadar ihtiyacımız olacak sağlıklı-güvenli gıdayı yetiştirmelidir. Paramız olsa da savaş gibi hiç beklenmedik ama insanlık tarihince hep olagelecek olan gerçeklik durumunda kimseye muhtaç kalmadan yaşamayı öğrenmeliyiz. Vatan üzerinde yaşanabilen kutsal topraklar ise milletini doyurmayı da sağlayabilmelidir.

En büyük sorunumuz/ihtiyacımız para-pul-güç değil aklımızı başımıza alıp kendimize gelmek ve çalışmaktan başka çaremiz olmadığını anlamaktır. Başarabilmek için önce bilmek-farkına varmak, istemek ve çok çalışmak gerekiyor. Bir dönem kaç kıtada at koşturan bir imparatorluk iken bugün de başta ekonomi-savunma ve havacılık gibi farklı kulvarlarda başarılar gösterebileceğimize inanmalıyız.

Kaybettiklerimiz maddi unsurlar olsa da biz manevi-moral gücümüzü inancımı kaybetmezsek asırlarca olduğu gibi hür ve bağımsız örnek bir medeniyet olarak yaşayabiliriz. Bunu başarmak için birbirimizle dayanışma içinde kalarak aklımızı kullanarak ilim-bilim peşinde koşmalıyız.
Bizden adam oluyor bunu görmek göstermek lazım. Medeni olmak sadece ekonomik gücü sahip olmak refah içinde yaşamak değil dünyanın geri kalanı için de yaşanabilir çözümler üretmekle olur. Bu insani olmanın gerektirdiği bir sorumluluktur. Çocuklarımıza rekabeti, yarışmayı ve başarmayı öğretirken diğerlerinin de benzer şekilde olması halinde topyekûn barış-huzur ve kardeşliğin sağlanabileceğini de öğretmeliyiz. Herkes kaybetsin, kimse de olmasın biz iyi olalım bu bizim milletimize yakışan bir inanış değildir.

Biz kültürümüzle, irfanımızla dürüstlük ve temizliğimizle diğer milletleri düşman görmeyen yaradılan her canlıyı kutsal sayan bir inanışa sahibiz. Değerler eğitiminin nihai varacağı noktayı tüm farklılıkları kabul ederek yaşanması gerektiğine inanmak olduğunu bilmeliyiz. Bunu anlamalı-anlatmalı ve anlaşabilmeliyiz.

Zamanın, teknolojinin ve ihtiyaçlarımızın değişmesi insan olduğumuz ve kardeşçe bu vatan toprağı üzerinde yaşayabileceğimiz gerçeğini değiştirmiyor. Öte yandan kimseden korkmuyor olsak da çevremizdeki ülkeler içinde bulunduğu durumu analiz ederek sürekli tedbir içinde olmamız gerekiyor. Çocuklarımız çok zekiler, akıllılar öyleyse onları eğitimle dar kalıplara sokmak tektipleştirmek yerine özgür, cesur ve özgüveni yüksek insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Kendisi, ülkesi ve insanlık için ideali olan vizyon sahibi insanlar yetiştirelim.

Tatil kavramını yılın yarısında ve eğitim-öğretim olmadığı hiçbir şey yapılmayan zamanlar olmadığının farkına varalım. Hiçbir işletme ve çalışma yarı yarıya verimle başarılı sayılamaz. Bunu hayata hazırlanan çocukluk-gençlik döneminde öğretmeli ve yaşatmalıyız. Herkes yaşına, imkânına ve mekânına göre mutlaka faydalı birşeyler öğrenmeli-öğretmeli ve üretmelidir. Bilmek ve söylemek yetmiyor hayata geçirmek ve yapmak lazım. Başkaları neler yapıyor, biz neler yapmalıyız ve neler yapıyoruz bunu muhasebe edersek durumumuzu daha iyi anlayabiliriz.
Herkes kendi alanında görevini ve işini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışırsa daha iyi duruma gelebiliriz.

Gereksiz yere internette, sosyal medyada ve televizyon başında vakit geçirmeyelim. Sürekli okuyalım, araştıralım ve kendimizi yenileyelim. Başta güzel dilimiz Türkçeyi ve diğer ülkelerin dillerini iyi öğrenelim. Varsa boş vaktimiz insanlık için neler yapabiliriz diyerek sosyal sorumluluk projelerinde, dernek ve vakıf çalışmalarında görev alalım. Şehir yaşamında daracık dairelerde bireyselleşmek ve yalnızlaşmakla kendimize de ülkemize de faydamız olmayacaktır. Toplum olarak ihtiyaç duyduğumuz tüm hizmetlerin daha kaliteli-verimli sunulabilmesi için hep birlikte çalışmalıyız. Hayata ve olaylara dar bir açıdan-pencereden bakamayız. Güçlü olmayanlar güçlü olanların tahakkümünde yaşamaya mecbur kalırlar.

Her insanda bir insanlık bir enerji ve akıl olduğuna göre biz baş başa verir ve bunları paylaşırsak sinerjiye dönüştürebiliriz. Birbirimizi daha iyi yapmak için teşvik edersek gereksiz konularla meşgul olmazsak başta zaman olmak üzere kaynaklarımızı israf etmezsek dünyada neler oluyor, biz ne yapıyoruz ve yapmalıyız diye düşünerek eyleme geçmeliyiz. Allah başarmak için konuşana değil çalışana zaferi nasip edecektir. Biontech aşısını bulan Özlem Türeci ve Uğur Şahin, Nobel Kimya Ödülünü kazanan Aziz Sancak başarılarını çok zeki-akıllı olmalarından daha çok çalışmalarına borçludurlar.

Geleceğin dünyasında söz sahibi ülke olmak ve tarih sahnesinde bugüne kadar olduğu gibi var olmak ve hakettiğimiz yere gelebilmek için genç nüfusun yukarıda açıklamaya çalışıldığı şekilde bilinçli bir toplum gibi sorumlu davranmak somut ölçekler kadar soyut konularda da güçlü olmaya çalışmalıyız. Bugün ticari anlamda güç olarak görülen bilginin çoğunluğunun internet ortamında kullanmakta olduğumuz yazılımlardan sağlandığını biliyoruz. Öyleyse öncelikle kendi yerli-milli yazılımlarımızı üretebilmeli ve kullanmak zorunda olduklarımızdan zarar gelmeyecek şekilde faydalanmasını öğrenmeliyiz. Bilgiye sahip olan bilir, bilen üretir ve güçlenir.

Son söz olarak güç, kendi gücünün farkında olan, kendi gücünü yaptıklarıyla gösterebilmektir. Dâhilere ihtiyacımız olduğu kadar normal zekâlıların çalışkan, kim olduğunun, ne yapması gerektiğinin farkında olan bilinçli bir topluma ihtiyacımız vardır. Bu yönde ciddi bir gelişme yaşıyoruz artık bunları çoğaltmalıyız. Bunun yolu eğitim aracını iyi kullanabilmekten geçiyor. Niyetimiz insana yaraşır bir dünya, bunun için yeteneklerimiz var ama çok çalışmalıyız.

Facebook Yorumları

Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 Bakırköy İlçe MEM, Temmuz-2022 İstanbul İl MEM, Ekim-2023 Küçükçekmece İlçe MEM Şube Müdürü olarak görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.