1. Anasayfa
  2. Değerlendirmeler

Öğretmenim Böğön Canlı Ders Var Mı?

Öğretmenim Böğön Canlı Ders Var Mı?
0

2020 yılının ilk aylarından tüm dünyayı etkisi altına alan ve yaşamın her alanını etkileyen Corona virüsü pandemisi kuşkusuz en çok eğitim sektörünü vurdu. Toplumun değerlerini, yaşam biçimlerini, kültürlerini geleceğe taşıyan ve toplumların varlığını sürdüren eğitimin, bu alışık olmadığımız durum karşısındaki ani refleksinin doğurduğu belirsizlik dünyada milyonlarca öğrenciyi etkiledi.

Dünya genelinde pandemi karşısında alınan önlemler kapsamında okulların durdurulması, ilköğretimden yükseköğretime 1 milyar 500 milyondan fazla öğrenciyi etkiledi. Okulların kapanması ile birlikte sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve eğitimde birçok sorunu beraberinde getirdi.

Hayatın normal akışı içinde alışkanlıklarımızın seyrinin değişmesi, korku, telaş, belirsizlik insanları olduğundan farklı davranışları sergilemesine neden oldu. Eski davranış kalıpları ve yeniye alışma arasında yaşanılan ikilem ve bireyi zorunlu tercihe zorlaması, kişisel ve toplumsal sorunları doğurdu.

Tüm bunlarla beraber yüz yüze eğitimden, uzaktan eğitime geçiş, birçok fırsat ve tehdidi de beraberinde getirdi. Dijital dünya ve teknolojideki ani değişimler, ülkeler arası iletişimin mesafesinin daralması, eğitimde fırsat eşitliği imkanını doğurdu. Fakat dünya genelinde eğitim imkânı olmayan bireyler arasında fırsat eşitsizliği bu süreçte daha da derinleşti. Dünya Bankasının aralık ayında yayınladığı son rapora göre pandemi sürecinde okulların kapanması ile birlikte yaklaşık 450 milyon öğrenci eğitim yoksulluğu durumuna düştü.

Ülkemizde ise; Milli Eğitim Bakanlığı 2020 Küresel Salgın Döneminde Uzaktan Eğitim İzleme ve Değerlendirme Raporunda, 41 bin 430 öğrenci, 25 bin 667 öğretmen, 2 bin 197 okul yöneticisi ve 24 bin 489 veli olmak üzere toplamda 93 bin 783 kişiyle uzaktan eğitim üzerine yapılan anket sonucuna göre 1,1 milyon öğrencinin interneti, 227 binin ise televizyonun olmadığı açıklandı.

Bütün ekonomik getiri alanları ve sosyal mekanların, eğitim kurumlarının kapalı olduğu bu süreçte kuşkusuz en çok asgari gelir düzeyinin altında olan veya asgari gelir düzeyinde olan ailelerin çocuklarını etkilendi. Sosyal ilişkilerin yoğun olduğu, aile bağlarının güçlü olduğu, duygusal yakınlıkların fazla olduğu bizim gibi ülkelerde okulların kapalı olması, öğrencilerin öğrenmeye katılımı yüz yüze olduğundan çok daha azdı.

Geçen günlerde kaybettiğimiz büyük üstad sevgi mimarı, gönüllerin sultanı Doğan CÜCELOĞLU hocamız şöyle der: ‘Hangi eğitim sistemi içinde olursa olsun, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, öğretmenin öğrenciyle göz göze geldiği bir an vardır. O anda öğretmen, öğrencinin gönül kapısından girerek zihnine ulaşır. Ve işte o an eğitim başlar. Öğretmenin gücü̈ binlerce yaşam inşa eder.’

Uzaktan eğitimin şartları ne kadar gelişmiş olursa olsun, uzaktan eğitimin içeriği ne kadar zengin olursa olsun, dersler ne kadar materyalle çeşitlenirse çeşitlensin, ders tasarımı ne kadar kaliteli olursa olsun, yüz yüze eğitimin lezzetini asla veremez.

Peki, tüm bunlar aşikarken, uzaktan eğitimin verimliliği tartışıyorken, (uzaktan eğitimde öğretmen becerilerini daha sonraki bir yazımda ayrıca değineceğim) öğrencilere bilgi kusturmanın ne anlamı var. Uzmanlar, sağlık açısından çocukların bir saatten fazla ekran karşısında durmalarının doğru olmadığını söylerken, 7-8 saat sadece ders için öğrencileri ekran başında tutmak ne kadar doğru? Gönderilen ödev ve etkinleri de eklersek 10 saati geçiyor bu süre.
Başarı ve dersin verimliliği ekran başında geçen süreyle mi doğru orantılı yoksa makul saatler gözetilerek verilen dersler mi daha başarılı?

Sürekli bilgi aktarma ve ezberleme, sadece kaynağa bağlı bir sunum gerçekleştirme, öğretmen merkezli bir içerik düzenleme, test ve denemelerle sürekli yarışa hazırlama, sadece sonuç odaklı değerlendirme, salt bilgi yükleme, hazır olanı sunma, tümdengelim bir yaklaşım sergileme, duygu ve değerleri önemsememe, öğrencilerin yetenek ve becerilerini dikkate almama, yaratıcı, analitik ve yansıtıcı düşünme becerilerini örseleme, merak, sorgulama ve eleştirel yetilerini engelleme ile eğitim ve başarı adına hiçbir sonuç alınamaz.

Öğrencilerin kişisel özelliklerini, düşünce biçimlerini, duygularını, değerlerini, beceri ve yeteneklerini dikkate alarak dersleri tasarlamalıyız. Öğrencilerin potansiyelinin üstünde bir bilgi aktarımından uzak durmalıyız.

NE KADAR İYİ NİYETLİ OLURSAK DA OLALIM AMA ÖĞRENCİYE BİLGİ KUSTURMAYALIM. Vesselam.

Facebook Yorumları

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.