Öğretmenin Kişilik Tipinin Mesleğe Yabancılaşmayla İlişkisi

Yarınımızın emanetçileri çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştiren öğretmenlerin mesleki yeterlilikleri üzerine birçok araştırma yapıldı. Aslına bakılırsa ülkemizde öğretmenin niteliğine yaygın olarak deneyimine bakılarak karar veriliyor. Bir işi ne kadar uzun süre yaparsan o kadar iyi olursun anlayışının yüzeysel bir bakış açısı ürünü olduğunu düşünüyorum. Eğer bir kişiye aynı şeyleri sürekli tekrar ettiği için çok iyi olduğu söyleniyorsa bu söylemin sahibi bir fabrika patronu, söylendiği kişi ise bir fabrika çalışanı olmalıdır. Bu tutum ve beklenti eğitim gibi birçok değişken dinamiğe sahip bir alan için uygun değildir. Bir kişi hangi mesleği yapıyor olursa olsun kişilik özelliklerinin yaptığı işe yansıması olumlu/olumsuz mutlaka vardır. Gelişime kapalı bir öğretmen aynı şeyleri çok iyi tekrar ettiği için (uzun yıllar) toplum tarafından çok iyi bir öğretmen olarak adlandırılabiliyor. Oysaki bu başarıyı sürekli aynı şeyleri tekrar ederek belirli bir zaman sonra daha kısa sürede peynire ulaşabilen bir deney faresi dahi elde edebiliyor. Bu sebeple öğretmenlik mesleğinin kişilik tipinden, tutumlardan bağımsız ve sadece kıdeme bakılarak düşünülmemesi gerektiği kanaatindeyim.

Yazıma bir araştırma sonucuna değinerek devam etmek istiyorum. Düzce ilinde 663 öğretmeni kapsayan bir araştırma yapıldı. Araştırma, öğretmenlerin kişilik tiplerinin mesleğe yabancılaşma ile ilişkisini inceliyor. İlgili araştırmada 31-40 yaş aralığında olan öğretmenlerin mesleğe en çok yabancılaşan öğretmenler olduğu ifadesi var. Bu öğretmenlerin ortalama 23 yaşında öğretmen olduğu varsayıldığında mesleğe başladığı 8. yıl ile 17. yıl arası mesleğe yabancılaştığı düşünülebilir. Yine kıdeme bakıldığında bir önceki veriye paralel olarak mesleğe en çok yabancılaştığı kıdem 6-10 yıl arasıdır ifadesi var. En düşük düzeyde yabancılaşan öğretmenler ise 41 yaş ve üzeri (16 yıldan fazla) öğretmenlik yapan kişilerdir. Yukarıdaki veriler dikkate alındığında tecrübesi düşük öğretmenlerin mesleğe daha çok yabancılaştığı düşünülse de 6 yıl fiilen öğretmenlik yapan bir kişinin tamamıyla tecrübesiz olduğu düşünülemez. 719 öğretmenin katılımıyla Malatya’da gerçekleşen farklı bir araştırmada ise  0-5 yıl aralığında öğretmenlik yapan kişilerin  mesleğe yabancılık ilişkisi incelenmiş, 6-10 yıl kıdemli öğretmenlerden daha az mesleğe yabancılaştıkları sonucu ile karşılaşılmıştır. Belki de ilk 5 yıl yüksek olan aidiyet ve mesleğe bağlılık  5. yıldan sonra eğitim sisteminde kronikleşmiş birtakım eksiklerin düzelmemesinden tutum değişikliğine yol açıyor olabilir.

Atmaca’nın (2020) araştırmasında öğretmenlerin kişilik özelliklerine bakıldığında nevrotik kişilikte olan öğretmenlerin duygularındaki dalgalanma ve düzensizlikten ötürü sorunlar yaşadıkları bu sorunların iş verimini düşürdüğü ve mesleğe yabancılık çekmeye neden olduğu görülmektedir. Bu tip öğretmenlerin sürekli şikayet ettiğini kendisini, çalışma arkadaşlarını ve öğrencileri mutsuz ettiğini söylemek yanlış olmaz. İlgili araştırmada öğretmenlik mesleğini yapan kişilerde en az görülen kişilik tipinin nevrotik kişilik tipi olduğu geçiyor olsa da bu tip öğretmenle bir velinin ya da öğretmenin karşılaşma ihtimali bulunuyor veya karşılaşmış olabilir. Öğretmenlerin mesleğe yabancılaşma durumunun cinsiyet ile ilişkisine bakıldığında daha çok erkek öğretmenlerin mesleğe yabancılaştığı bulgusu ile karşılaşılıyor. Bu sonuca paralel olarak Kesik ve Cömert’in (2014) araştırmasında erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere kıyasla mesleğe daha çok yabancılaştığı sonucu göze çarpıyor. İlgili durum erkek öğretmenlerin bayan öğretmenlere kıyasla mesleki gelişimlerine daha az yatırım yapmış olabileceklerini kendilerini bayan öğretmenlere göre daha az mesleğe adamış olabileceklerini ve sosyal etkileşime daha az dikkat etmiş olabileceklerini düşündürüyor.

Atmaca’nın (2020) araştırması kapsamında öğretmenlerin eğitim durumlarına ve çalıştığı kademeye bakıldığında ise sırasıyla lisans mezunu öğretmenlerin lisansüstü mezunu olan öğretmenlere göre daha fazla mesleğe aidiyetlerinin bulunduğu sonucu ile karşılaşılıyor. İlgili durumun düşünülenin aksine olması lisansüstü eğitimlerini tamamlamış öğretmenlerin farkındalıklarının yüksek olmasından, eğitim sisteminden beklentilerini karşılayamadıkları ve değişmeyen bir döngünün içinde kendilerini yalıtmak istemiş olabileceklerini düşündürüyor. Kesik ve Cömert’in (2014) araştırmasında mesleğe yabancılaşma güçsüzlük, yalıtılmışlık ve anlamsızlık başlıkları ile ön plana çıkıyor. Benzer şekilde lisansüstü eğitim gören öğretmenlerin mesleğe daha çok yabancılaştığı sonucu göze çarpıyor. Atmaca’nın (2020) araştırması kapsamında öğretmenlerin çalıştığı kademelere göre mesleğe yabancılaşma durumlarına bakıldığında ilkokul kademesinde çalışan öğretmenlerin diğer kademelerde çalışan öğretmenlere kıyasla mesleğe en az yabancılık çeken öğretmenler oldukları görülüyor. Kesik ve Cömert’in (2014) araştırmasında ise ilkokul kademesinde çalışan sınıf öğretmenlerinin ilkokulda çalışan branş öğretmenlerine kıyasla daha az mesleğe yabancılık çektikleri sonucu var. Branş öğretmenlerinin sınıf öğretmenlerinden farklı olarak birçok kademede görev alabileceği düşünüldüğünde tek bir kademede görev alan sınıf öğretmenlerinin  iş aidiyetlerinin daha yüksek olabileceği ve mesleğe yabancılık ilişkisinin daha düşük olabileceği durumu düşünülebilir. Atmaca’nın (2020) araştırmasında ise mesleğe karşı yabancılaşan öğretmenlerin en fazla olduğu kademe lise kademesidir ifadesi var. İlgili durum lise kademesinde çalışan öğretmenlerin sınıf hakimiyeti, öğrenci ilişkileri gibi konularda istikrarı sağlamada güçlük yaşıyor olabileceğini akla getiriyor.

Özetle, mesleğe en az yabancılaşan öğretmenlerin daha çok dışa dönük, yapıcı, dönüte hazır ve güçlü ilişkiler kuran öğretmenler olduğu sonucu ön plana çıkıyor.

 

Kaynak:

ATMACA, T. ÖĞRETMENLERİN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNİN MESLEĞE YABANCILAŞMA İLE OLAN İLİŞKİSİ. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 20(1), 491-506.

KESİK, F., & Cömert, M. (2014). İLKÖĞRETİM OKULLARINDA GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİN İŞE YABANCILAŞMA DÜZEYLERİNE İLİŞKİN ALGILARI1.

 

Facebook Yorumları
Tolga YAZICI
Tolga YAZICI hakkında 40 makale
1992 yılında İstanbul/Fatih’te doğmuştur aslen Giresunludur. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da kolejde tamamlamıştır. Lisans eğitimini burslu olarak İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünü 2014 yılında tamamlamıştır. 2015 yılında Boğaziçi Üniversitesi (BÜYEM) Sınıf Öğretmenliği Gelişim Programı’na katılmış 2017 yılının aralık ayında uzmanlık belgesini alarak mezun olmuştur. 2016 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlköğretim Sınıf Öğretmenliği Tezli Yüksek Lisans programına başlamış “Yankılı Okuma (Eko Okuma) Stratejisinin Kullanımının İlkokul 3. Sınıf Öğrencilerinin Okuma Düzeyini Geliştirmeye Etkisi” adlı çalışması ile 2019 yılında mezun olmuştur. 2014 yılında özel bir eğitim kurumunda Sınıf Öğretmeni olarak görev almaya başlamış 5 yıl bu görevi sürdürdükten sonra İlkokul Müdür Yardımcısı olarak terfi etmiş halen görevine devam etmektedir. Kolektif yazar grubuyla yazdığı Eğitim Her Yerde Seçkileri adlı bir kitabı, eğitsel içerikli birçok makale yayını, kendi yazdığı ve yayımladığı ders planları bulunmaktadır. Birçok zirve ve ulusal/uluslararası konferansta yer almış, sempozyum ve çalıştaylarda görev almıştır. Çalışma alanları STEM, 21.yy. becerileri, çocuklar için felsefe, öğretmen eğitimi ve proje çalışmaları şeklindedir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.