1. Ana Sayfa
  2. Makaleler

Okul Öncesi Eğitimi Neden Yaygınlaştırılmalıdır?

Okul Öncesi Eğitimi Neden Yaygınlaştırılmalıdır?
0

Endüstri devriminden itibaren aile yapısında büyük bir değişim yaşandı. Kadının çalışma yaşamına aktif katılımı ile çocuk sayılarında bir azalma olurken dünyaya gelen çocukların büyütülmesinde ve eğitiminde de sorunlarla karşılaşıldı. Okul öncesi eğitim kuramları bu yıllardan sonra yapılan uygulamalarla oluşmaya başladı. Aile yapısındaki değişimin çekirdek aileye doğru evrilmesiyle çocuk eğitiminde ebeveyn desteği azaldı. Göç olgusu çekirdek aileleri çocuk eğitimi konusunda yalnızlaştırdı. Dünyadaki bu değişimler Türkiye’deki aileleri de derinden etkiledi. Bu nedenle okul öncesi eğitiminin yaygınlaştırılmasına olan ihtiyaç giderek arttı.

Okul Öncesi Eğitimi Neden Yaygınlaştırılmalıdır?

Okul öncesi eğitimi erken çocukluk eğitimi olarak da adlandırılır ve çocukların geleceğe hazırlanmasında çok önemli bir yere sahiptir. Ülkemizde sürdürülen okul öncesi eğitiminin sahadaki tatbikinde mevzuatlara göre farklı uygulama modellerine rastlanmaktadır. Bu uygulamaların en yaygın olanı MEB bünyesindeki resmî kurumlarda yürütülen okul öncesi eğitimidir. Bu uygulamalar iki şekilde yapılır.

Müstakil okul öncesi eğitim kurumları ve ilköğretim okulları bünyesindeki anasınıfı uygulamalarıdır. Bu uygulamalar resmi ve özel öğretim kurumlarında da yapılabilmektedir. MEB’na bağlı özel öğretim kurumları tarafından açılan okul öncesi eğitim kurumları özel bir eğitim anlayışıyla kaliteli bir eğitim vermeye çalışmaktadır. Özel eğitim kurumlarının ayakta kalabilmesi için rekabet şartlarını dikkate alarak kaliteli bir eğitim vermesi gerekir. Bu da eğitimin maliyetini artırabilmektedir. Maliyet artışı ailelerin özel okul öncesi kurumlarına erişimini güçleştirmektedir.

Erken çocukluk eğitimine yönelik olarak hizmet veren ve farklı statüde çalışan eğitim uygulamaları da bulunmaktadır. “Kurumlar kendi çalışanlarına yönelik olarak “çocuk bakımevi,” özel sektörün işlettiği merkezler “kreş ve gündüz bakımevleri,” işyerleri merkezleri ise “kreş” açabilmektedir. 0.6.2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında çıkarılan Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Yurtlarına Dair Yönetmelik‟te işyerlerinin kreş ve gündüz bakımevi açma yükümlülüğüne dair düzenlemeler bulunmaktadır. Buna göre 100’den fazla kadın işçi çalıştıran işyerlerinde emzirme odası açılmalıdır, 150’den fazla kadın çalışanı varsa işyerinin 0- 66 aylık çocuklar için kreş açma zorunluluğu bulunmaktadır. Devlet Memurları Kanunu’nun 191. maddesinde düzenlenmiş olan Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılacak Çocuk Bakımevleri Hakkında Yönetmelik’in 2. maddesine göre kurum çalışanlarının 0-6 yaş grubuna giren en az 50 çocuğu bakımevi hizmetinden faydalanabilir. Ancak, bu hizmetin sağlanması için kurumun bağlı veya ilgili olduğu bakanın onayı alması gerekmektedir. Ayrıca, mülki idare amirinin denetiminde, il ve ilçe merkezlerindeki memurların çocuklarının ortaklaşa olarak faydalanacağı bir bakımevinin açılması olanağı da bulunmaktadır (m. 20). Kamu Kurumlarındaki kreş sayısı giderek düşüş göstermekte, kreşler kapatılmakta ya da yenileri açılmamaktadır. 2012 yılında yayınlanan Kamu Sosyal Tesislerine İlişkin Tebliğ ile kreş de dahil olmak üzere kamu tesisi açmak isteyen kurumlara bütçeden destek verilmeyeceği bildirilmiş, 2013 genel bütçesinde bu yönde düzenlemeler yapılmıştır. Son olarak Mayıs 2014‟te yayınlanan “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Bakanlar Kurul Kararı” ile bu alanda hizmet verecek olan özel sektöre teşvik sağlanacağı duyurularak hizmetlerin özelleştirilmesi süreci hızlandırıldı.

Türkiye‟de yerel yönetimler 2007‟den önce okul öncesi kurum açmaya yetkiliyken Anayasa Mahkemesi‟nin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde yer alan, “Belediyelerin okul öncesi eğitim kurumları açabilir” düzenlemesini, bu düzenlemenin belediyeleri kamu hizmetinin görülmesi yönünden “genel görevli” kılan içeriğini gerekçe göstererek iptal etmesi nedeniyle, ancak yasada yer alan sosyal hizmet yükümlülüklerine dayanarak bu hizmetleri verebilir hale geldi. Şu anda bazı belediyeler bu hizmeti ücretsiz olarak vermektedir.

Özel şirketler Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü‟ne bağlı Kreş ve Gündüz Bakımevleri açabilirler. Yukarıda belirtildiği gibi, “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Bakanlar Kurul Kararı” ile bu alanda hizmet verecek olan özel sektöre teşvik sağlanacağı duyurulmuştur. Kreş ve Gündüz Bakımevleri, Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ve Özel Çocuk Kulüpleri Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğe göre faaliyet gösterir. 0-6 yaş arasındaki çocuklar bu hizmetlerden faydalanabilir.”[1]

Bu mevzuat ve uygulamalar dikkate alındığında ülkemizde erken çocukluk eğitimi verilmesi için birçok farklı seçeneğin olduğu görülmektedir. Kadınların iş yaşamında aktif olarak yer alması çocuk bakımı ve eğitimi konusunda sorunlara yol açmaktadır. Geniş aile yapısının çekirdek aile yapısına göre daha fazla olması çocuk bakımı ve eğitimi konusunda ebeveynlerin destek olmasını güçleştirmektedir. Aynı zamanda yurt içi göç oranlarının hızla artması geniş ailelerden ayrılarak başka illerde yaşamak zorunda kalan çekirdek ailelerin çocuk bakımı ve eğitimi konusunda profesyonel destek almasını zorunlu hale getirmektedir. Aile yapısındaki değişim ve göç olgusunun toplum üzerindeki etkisini daha net bir şekilde görmek için Türkiye Aile Yapısı istatistikleri incelenebilir.[2]

Bu bilgiler ışığında ülkemizde çocukların eğitim yaşamlarına ve hayata hazırlanması için okul öncesi eğitimi yaygınlaştırılmalıdır. Bu amaçla organize sanayi bölgeleri içerisinde kreşler ve okul öncesi eğitim kurumları açılabilir. Ayrıca yerel yönetimler erken çocukluk dönemine hizmet etme amacıyla kreş ve okul öncesi kurumu açmak için daha fazla gayret göstermelidir. Bu konuda farkındalığın oluşması için eğitimcilerin bilinçlendirme çalışması yapmasına ihtiyaç olduğu aşikardır. Çocuklarımızın iyi bir eğitim alması için fiziksel, sosyal, duygusal, bilişsel ve dil gelişimi açısından bütünsel bir gelişim göstermeleri için alanında uzman eğitimcilerden eğitim alması son derece yararlı olacaktır.

Dr. Nadir Çomak

[1] http://www.keig.org/wp-content/uploads/2016/03/hangi.pdf

[2] https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Aile-2020-37251

Facebook Yorumları
İlginizi Çekebilir

Yazar Hakkında

1966 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Çomak, Atatürk üniversitesinde coğrafya (1988) ve sosyoloji (2021) bölümlerini bitirdi. Coğrafya eğitimi alanında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans eğitimini (1993), Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde doktora eğitimini (1998) tamamladı. Üsküdar Üniversitesinde Aile Danışmanlığı sertifika programını (2020) bitirdi. İstanbul üniversitesinde çocuk gelişimi bölümünde 3. Lisans eğitimini ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Bölümünde 2. Doktora eğitimini sürdürüyor. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında öğretmen, yönetici, editör, proje koordinatörü, kitap inceleme uzmanı olarak çalıştı. Farklı üniversitelerde araştırma görevlisi, öğretim üyesi ve daire başkanlığı ve yerel yönetimlerde yöneticilik görevlerinde bulundu. Özel yayınevlerinde yazarlık ve editörlük görevlerinde bulundu. Yurt genelindeki birçok resmi ve özel kurumda eğitim seminerleri verdi ve arama konferansı moderatörlüğü yaptı. Coğrafya eğitimi, okul öncesi eğitimi ve aile eğitimi, öğretmen eğitimi ve kişisel gelişim alanında yayınlanmış kitapları ve makaleleri ve sempozyum bildirileri bulunan Çomak evli ve dört çocuk babasıdır. Yayınlanmış Kitapları: Evimizdeki Elmaslar, Öğrenen Aile, İklim Oluşturan Öğretmen, Mazeret Yok (Gülhane Yayınları), Üstün Yetenekliler Kulübü (Foliant Yayınevi). Verdiği Seminerler:İklim Oluşturan öğrenen Lider Öğretmen, "Mazeret Yok": Sen de Başarabilirsin, Kendini Keşfet ve Kariyerini Planla, Öğrenen Mutlu Aile Olmak

Yorum Yap