Oyunla Çocuk Tanınır mı?

Oyun, öncelikle çocuğa kendini tanımayı öğretir.Çocuk, oyun yoluyla kendi güçlerini sınar. Oynadıkça duyuları keskinleşir, yetenekleri gelişir,becerileri artar.

OYUN, GERÇEK DÜNYA İLE HAYAL DÜNYASI ARASINDA BİR KÖPRÜDÜR.

4-6 yaşlarındaki kızlar bebeklerine farklı elbiseler giydirip küçük sembolik evlerini eşyalarla süslerken, erkekler bazı savaş serüvenlerini grup oyunlarına yansıtırlar. Bebeğini sallayan, onu giydirip besleyen çocuk, annesini taklit etmekte; onun hareketlerini oyuna yansıtmakta, onunla kendini özdeşleştirmektedir.

OYUN GELİŞİMİ VE ZİHİNSEL GELİŞİM

Piaget, oyun gelişimiyle zihinsel gelişim arasında yakın bir ilişkinin olduğunu savunur.

2 yaşından itibaren çocuklar, çevrelerini saran kültürü yansıtan ve günlük yaşamlarını canlandıran dramatik oyunlara yönelirler. Bu tür oyunlarda , başlangıçta kişileştirme (örneğin, bebeklerde konuşma) objeleri kullanma ( örneğin boş bardaktan su içme) veya evcilik gibi tablolar dikkati çeker. Zamanla konular birey ya da hayvanları taklit biçiminde farklılaşır. (doktorculuk, poliscilik, kovboyculuk gibi…)

Piaget, oyun gelişimini üç farklı evrede ele alır:

1- Alıştırmalı oyun: Motor faaliyetler ve yinelemeler en belirgin özellikleridir. Emme, bakma, elleri açıp kapama ve diğer bedensel eylem türündeki basit davranışlar, motor ve diğer faaliyetleri oluştururlar. Bu faaliyetlerin doyum sağlaması, yinelenmelerine neden olmaktadır.

2- Taklit/yalandan yapma: At gibi görünen çocuk, temsili bir sistem geliştirmekte ya da ileri düzeyde planlamayla birbirine ilişkin üniteler oluşturmaktadır. Piaget’e göre, 2-11 yaşlarındaki çocukların özelliklerinden olan “taklit oyunu” değişik biçimlerde ortaya çıkmaktadır.

3- Kurallı oyun: Daha ileri bir zihinsel düzeyi gerektirir. 11-12 yaşlarında görülür. Bu evrede oyunun kuralları akran kümelerince belirlenir.

Gelişim basamakları boyunca, çocuğun hareketlerine düzen getiren, zihinsel, bedensel ve psiko-sosyal gelişimlerine yardımcı olan, hayal gücünü ve yaratıcı yeteneklerini geliştiren oyundur. Oyun, çocuğun seçme ve değerlendirme duygusunu geliştirir, kendi kendine karar vermesine ve belirli bir alanda beceri kazanmasına olanak sağlar.

OYUN VE ÇOCUKTA İLGİLER

İlk gerçek oyun kuramını ortaya atan, Herbert Spencer, oyunu fazla enerjinin atılması olarak nitelendirmiş, böylelikle gerginliğin azalacağını savunmuştur. Spencer’e göre sağlıklı çocuklar, zayıflara oranla daha çok oyun oynamaktadırlar.

Karl Groos, 20. yüzyılın başında ortaya attığı kuramında oyunun gerçek yaşama alışma egzersizi olduğunu belirtir. Oyun, bireyi günlük yaşamında karşılaşacağı zorluklardan korumak üzere hazırlar. Groos, çocuktaki kavga gibi ilkel(saldırganlık) eğilimlerinin oyun yoluyla boşalabildiğini kabul eder.

Karr’a göre oyun, bedenin gelişimini sağlayan uyarıcı bir etkendir. Bazı alışkanlıklar oyun yoluyla yinelenirken öğrenilir. Oyun, bireyde var olan anti-sosyal eğilimlerden onu arındırır. Zararlı olan bu eğilimler, oyun yoluyla kanalize edilir, yönlendirilir.

İLGİ VE YETENEKLER ÇOCUĞUN YAŞIYLA GELİŞİR

Çocuğun yaşamında önemli rolü olan ilgiler, öğrenilmiş birer güdüdürler. İlgilerin gelişiminde bireysel farklılıklar önemli bir yer tutar. İlgilerle, fizyolojik ve zihinsel gelişme arasında bir paralellik görülür. İlgiler, çocuğun öğrenmeye karşı hazırlıklı oluşuyla yakından bağlantılıdır. Örneğin, çocuğun gücü ve kas koordinasyonu gelişmedikçe , top oyunlarına ilgi gösteremez.

Ayrıca ilgiler yakın çevredeki öğrenme olanaklarına bağlıdır. Bu olanaklar yeterli olmadığı takdirde çocuk ilgisini geliştiremez. Fizyolojik ve zihinsel gelişmelerle birlikte ilgiler de yaşla değişir.  Yeni ilgiler geliştikçe de,  çocukluk dönemindeki ilgiler değişikliğe uğrar ya da sınırlanır.

SONUÇ

İlgilerin önemi, onların öğrenme için gerekli olan güdülenmenin (motivasyonun) kaynağını oluşturmalarından gelmektedir. Bir faaliyete karşı ilgi duyan bir çocuk, bunu gerçekleştirmek için daha fazla güç harcar. Bir çocuğun ilgilerini saptamak için en pratik yol; oynadığı, biriktirdiği, yaptığı ve kullandığı objeleri gözlemlemektir. Çocuğun ilgi alanını gösteren diğer ipuçları ise, sorduğu sorularla, konuştuğu konulardan ve seçip okuduğu kitaplardan elde edilir. Bu konudaki en olumlu yol ise, “Olanaklar elverseydi, en çok neye sahip olmak isterdin?”şeklindeki soruya verilen yanıtlara başvurmaktır.

Kaynak: Prof. Dr. Haluk Yavuzer / Çocuk Psikolojisi

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.