Özel Öğretim Kurumlarının Başkahramanları Öğretmenlerin Durumu

Eğitimin paydaşlarına şöyle bir göz attığımızda en gözle görülen idareci, öğretmen, öğrenci, yardımcı personel, veli, okul aile birliği göze çarpmaktadır. Nitelikli bir eğitim için en önemli husus hiç şüphesiz bütün paydaşların ahenk içinde uyumlu çalışması gerekliliğidir. Çünkü bir paydaş silsilesinde halkalardan birinin zayıf olması veya eksik olması hiç şüphesiz genel başarıyı olumsuz etkileyecek olup, tüm paydaşların belirli bir hedefe ortak yürümesi durumunda hedefle ilgili başarı da kaçınılmaz olacaktır. Paydaşlar içerisinde en önemli dinamiklerin başında kuşkusuz öğretmen gelmektedir. Çünkü o yoksa eğitim yok demektir. O mutsuzsa iyi bir eğitim mümkün değil demektir. O işine motive olamıyorsa tam bir eğitim imkansız demektir. O işine adanmıyorsa işin içinden çıkmak mümkün değil demektir. Yani eğitim için önce öğretmenin iyi olması gereklidir.

Ülkemizde öğretmenlik mesleği ve öğretmene yaklaşım, öğretmenlerimizin kendi mesleklerine yaklaşımı ve kendilerini geliştirmeleri hususu henüz tam manasıyla arzu edilen düzeyde yerleşmemiştir. Öğretmenlerimizin özlük hakları ve hukukları birbirinden farklılaşmaktadır. Öğretmenlerimiz devlette asil görevli, devlette sözleşmeli, devlette veya özelde ders ücret atamalı, özel okul öğretmeni, öğretim kurumu öğretmeni gibi farklı alanlarda farklı hukuklar altında çalışabilmektedir. Yani öğretmenlerimiz arasında ciddi çalışma şartları, ücret ve özlük hakları farklılıkları bulunmaktadır.

Buradan yola çıkarak öğretmenlik serüvenine kısaca bir göz atmakta fayda var. İşte kısaca öğretmenliğin başlangıcı ve devam eden durumu;

  1. Öncelikle öğretmen olmayı istemek ve alan, branş konusunda bir tercihte bulunmak,
  2. Uygun olan Üniversite sınavlarını kazanmak ve bölümü bitirmek,
  3. Formasyonla ilgili eksiği varsa bunu tamamlamak,
  4. KPSS ile atanabilecek puanı alabilmek.
  5. KPSS yi başardıktan sonra yapılacak mülakatta gerekli referansları edinip, sorular konusunda nasipli olmak,
  6. Bir an önce devlete geçmek ve geleceği garanti altına almak,
  7. Atandıktan sonra güçlü bir sendikaya üye olmak,
  8. Eşi öğretmen veya memur olanların görev yerlerini yakınlaştırmak için kanunlar üzerinde kafa yorması ve bunun için çırpınması,
  9. Sözleşmeli öğretmense asil öğretmen olmak için mücadele etmek, hak aramak. Ya da 6 yıl gurbet hayatı yaşamak,
  10. Her şey artık kaç yıl sonra planlandığı gibi başarılabildi ise öğrenci ve insan yetiştirmeye motive olmak,
  11. Motivasyon tam sağlandıktan sonra ne kadar enerji kaldı ise o kadar kendini geliştirip çağa yetiştiği yerden uyum sağlayıp tam motivasyonla eğitim yapmak, öğrencilere odaklanmak, rol model olmak,

Yani liseden sonra özel bütün planlamaların rayına oturması yaklaşık 14 yıl zaman alabilmekte yani geri planda her şey istenildiği gibi oturmuş olup işine odaklanma süreci bu aşamada başlamaktadır. Muhakkak ilk günden son güne kadar meslek icra edilmektedir. Bu süreden kasıt geri planda hiçbir meşgale ve sorun bırakmaksızın işe adaptasyon sağlama ile ilgilidir.

Diyelim ki 4 ncü maddede işler sekteye uğradı. Burada b planı devreye girmektedir. Bu yol biraz daha şikayet ve yorulmanın fazla olduğu bölümdür.

  1. Devlet okullarına atanmak nasip olmadı ise burada yönelim özel sektör olmaktadır. Tabiidir ki onun da kendi içinde özel ayrı kuralları bulunmaktadır. Aranılan branşa sahip olmak, ihtiyaç duyuluyor olmak, gelecek vaad ediyor olmak, diksiyonu düzgün olmak, referans sahibi olmak, geçmiş tecrübeye sahip olmak gibi sayısız ilave kriter ortaya çıkmaktadır. Bunlardan başarı ile geçmek gerekiyor.
  2. Özel kurumlarda kabul görürse öncelikli olarak kurumsal bir okulda iyi maaşlarla, okulun vizyonuna hizmet etmek ilk hedef olmaktadır. ( Başlangıç maaşları hiç öyle devlette olduğu gibi olmayıp belki 1/4, 1/3 oranlarda işe başlamak mümkün. Çok köklü kurumlarda bu durum biraz daha iyidir. ) Esas itibarı ile bu grup devlete geçme hayaliyle ayakta duran, kendinden çok şey beklenilen, haftalık en az 30-40 saat ders veren öğretmenlerden oluşmaktadır.
  3. Özel okul olmazsa diğer bir seçenek muhtelif kurslar olabilir. Orada da acemilik yılı diye genelde ilk yıl çok düşündürücü şartlarda işe başlamak ve sonraki yıllarda kurumun, öğrencilerin gözdesi olunabilirse okul öğretmenleri seviyelerinde bir yaşam standardı elde etmek mümkün. Tabi ki haftalık minimum 35 saat ders ve etütleri de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Bu şekilde çalışan öğretmenlerimizin çalışmaktan başka bir şey düşünmeye pek vakit bulabilecekleri söylenemez. Bir de riskli sektör sayılabilir. Çünkü devlet bu sektörü pek istemediğinden sürekli mevzuat, denetim vs gibi baskı altında tutmaktadır. Yani öğretmenler için huzurlu sayılabilecek bir alan olmamaktadır.
  4. Şayet buraya kadar devlet olmadı, özel okul olmadı, muhtelif kurs olmadı, özel öğrenci de bulamadı ise yapacak pek bir şey kalmamaktadır. Geriye diğer memur sınavlarına hazırlanmak (polis olmak, kamu görevlerine talip olmak gibi) veya kurum açmak kalmaktadır. Nitekim işsizlikten dolayı kurum açmak da çoğu öğretmenimizin kaderlerinde var olan bir durum, bir gelenektir.
  5. Tüm bunlar da olmadı ise muhtelif sektörlerde SGK lı iş bulmak son seçeneğidir öğretmenin.
  6. Unutmadan belirtmekte fayda var. Özel sektörde bir de dua eder öğretmen. Diyelim ki çok çalıştı, saatlerce derse girdi, kurum beğendi, öğrenci beğendi, veli beğendi ama yeterli gelmiyor bunlar. Dua eder ki kurum sahipleri para kazansın, az da olsa SGK sı ödensin, maaşı vaktinde ödensin, hiç olmazsa geç de olsa ödenebilsin.

Yani çileli bir yoldur öğretmenin yolu. Devlete bakarsanız asil öğretmeni var, sözleşmeli öğretmeni var. Özele bakarsanız durum içler acısı. Dedim ya çileli bir yoldur öğretmenin yolu. İşte baş kahramanlarımızın ahvali kısaca budur. Buradan genel tavsiyelerimizi belirtmekte fayda görüyorum.

  1. Bakanlık bünyesinde asil öğretmen, sözleşmeli öğretmen ayrımı kalkmalıdır.
  2. Özel kurumlarda çalışan öğretmenlerin hakları iyileştirilmeli ve gözetilmelidir.
  3. Özel kurumlardaki öğretmenlerin sendikalaşması sağlanmalıdır.
  4. 5580 Sayılı yasa ve ilgili yönetmelikte belirtilen mevcut hükümlerin uygulaması denetlenmelidir.
  5. 4857 Sayılı İş Kanunu ile 5580 Sayılı yasada çelişen hususlar ortadan kaldırılmalıdır.
  6. Bakanlık ve taşra teşkilatı arasında anlayış ve işlem farklılıkları ortadan kaldırılmalıdır.
  7. Yasaların çelişmesinden kaynaklı yargı ihtilafları ve uyumsuzluklarının önünü açacak yasal düzenlemeler derhal ortaya konulmalıdır.
  8. Özel sektörde yapılan 1 yıl süreli sözleşme gibi kısıtlayıcı hükümler ortadan kaldırılmalıdır. Birçok içtihat kararları belirli süreli sözleşme kapsamında tazminat hususunda öğretmeni mağdur etmektedir. Aslında 4857 Sayılı İş Kanunu öğretmeni şu hali ile bu anlamda daha koruyucudur.
  9. MEB atama onayı komedisinden kurumlar kurtarılmalıdır. Bunun yolu öğretmenlere çalışma izninin önden bakanlıkça verilmesi, her yıl özelde bunu kendisinin yenilemesi ve bu izinle özel kurumların atamalarını onay beklemeksizin yapabilmesidir.
  10. Atama ücretleri komedisinin de sona ermesi gerekmektedir. Her müdürlükte farklı uygulamalar söz konusudur. Bu husus aynı zamanda özel sektör ruhuna, esnek çalışma ruhuna vs gibi çok alanlara olumsuz yansımaktadır.
  11. Eğitimin paydaşlarına bakıldığında diğer paydaşların da yasada yer alması ve korunması gerekmektedir. (Memur ve diğer görevliler gibi)
  12. Çalışma edimini yerine getiren ancak işletmesinin mali gücünden dolayı ücretlerini alamayan öğretmenler için yasal bir fon kurulmalıdır. Veya bu tür durumlar için özel kurumlara teminat mektubu şartı geri getirilmelidir.
  13. Öğretmenler için yasada belirtilen Milli Eğitimdeki Muadillerinden daha az ücret alamaz yasal düzenlemesi değiştirilmelidir. Çünkü devletin bordrolama sistemi ile özel sektörün sistemi birbirinden farklıdır. Özelde derece kademe konusu uygulama alanı bulmamaktadır.
  14. Özelde çalışılan sürenin devlette geçirilen süreden sayılması hususunda adaletsizlik özel lehine düzenlenmelidir. Bu hak özel sektörde çalışan öğretmenlerin hakkıdır.
  15. Özel sektör girişimcilerinin de öğretmen mesleğine ve haklarına bakışı değiştirilmeli ve bu kutsal mesleğe hak ettiği itibarı vermelidirler.
  16. Özel Kurum derneklerinin gündeminde artık öğretmenlerin hakları ve itibarları da yer tutmalı, öğretmen yetiştirme ile ilgili projeler geliştirmelidir. Bariz olarak belirtmek istediğim hususlar bu yazıda kabaca ele alınmış olup öğretmenlerimiz için yazılabilecek daha çok şey vardır. Faydalı olması ümidi ile.

Adem İRİÇ

adem_iric@hotmail.com

Facebook Yorumları
Adem İriç
Adem İriç hakkında 4 makale
1975 Yılında Ordu'da doğdu. İlk, orta ve Lise Eğitimini Korgan ilçesinde tamamladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi İşletmecilik ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdi. 2005 yılında Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ünvanı aldı. 2013 yılında Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Pazarlama İletişimi Anabilim Dalında Tezli Yüksek Lisansını bitirdi. "Hizmet Pazarlaması Bağlamında Ortaöğretim Kurumlarında Eğitim Dışında Verilen Hizmetlerin Müşteri Memnuniyetine Etkisi Üzerine Bir Araştırma" başlıklı tezi kabul edilmiştir. İletişim alanında Doktora eğitimi devam etmektedir. 1995 yılında başladığı çalışma hayatı 1999 yılı itibarı ile Eğitim ve yayın sektöründe değişik kurumlarda orta ve üst düzey yöneticilikle devam etmiştir. Çalıştığı süre zarfında Muhasebe, Finans, İnsan Kaynakları, CRM, Pazarlama, Kurumsal İletişim, Marka iletişimi, Yatırım Yönetimi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi, Yayıncılık, Franchısıng yönetimi alanlarında tecrübe sahibi olmuştur. Muhtelif Sivil Toplum Kuruluşlarında aktif çalışmaları bulunmaktadır. Evli 3 çocuk babasıdır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.