Özel Okullarda Talep Krizi

Yaklaşık 20 yılını Özel Eğitim ve Öğretim sektörünün hemen hemen her aşamasında geçirmiş bir eğitim / işletme uzmanı olarak bu makalede sektörün gidişatına dair düşüncelerimi çok açık bir şekilde paylaşmak arzusundayım. Bu yazı dizisinden muradım kesinlikle gözü kapalı giden büyük bir sektörün vizyonuna katkıda bulunmaktır. Çünkü hem akademik kariyerim (İşletme kökenli olup Mali Müşavir olmam, yüksek lisansımı Pazarlama İletişimi dalında yapmış olmam, tezimin alanla ilgili olması ve bunun için çok iyi bir araştırma yapmış olmam) hem de iş hayatım (Türkiye’nin önemli eğitim kurumlarında muhtelif alanlarda üst düzey yönetimde yıllarca bulunmam, bir marka kurarak rekabette bulunmuş olmam ve son olarak sektöre danışmanlık yapmam) ülkemizin her il ve ilçesinde sektörün girişimcileri ile tanışmamı, vizyon ve misyonlarına vakıf olmamı ve rekabet ortamlarını anlamamı sağladı. Bu alt yapı ve birikimlerin sonucunda tespitlerimin ne kadar kuşatıcı olacağını tahmin edebiliyorum.

Öncelikle son MEB istatistiklerinin kısa bir değerlendirmesini yapmak faydalı olacaktır. 2017-2018 dönemi istatistiklerine göre toplam MEB’de kayıtlı öğrenci sayısı 17.885.248 öğrenci olup bu öğrencilerden yaklaşık 1.351.712 öğrenci özel okullarda öğrenim görmektedir. Özel Okullaşma oranı % 7,56 dır. İçinde bulunduğumuz yıl itibarı ile özel okul öğrenci sayısı tahminen 1.400.000 öğrencinin üzerinde olup yüzdelik dilimi 8,3 leri aşmıştır. Yani son 5 yıl içerisinde iki kat büyümüştür.

Ülke geneli öğrenci sayısı ve bu sayı içerisinde özel okulların payına bakacak olursak ;

  • Okul öncesi eğitimde öğrenim gören öğrenci sayısı 1.501.088 öğrenci olup bu öğrenciden 236.355 öğrenci özel okulda okumaktadır. Özel okullaşma oranı okul öncesinde % 15,75 dir.
  • İlkokulda öğrenci sayısı 5.104.599 olup bu öğrenciden 233.740 öğrenci özel okulda okumaktadır. Özel Okullaşma oranı ilkokul düzeyinde % 4,58 dir.
  • Ortaokullarda öğrenci sayısı 5.590.134 olup bu öğrenciden 321.779 öğrenci özel okulda okumaktadır. Özel okullaşma oranı ortaokullarda % 5,76’dır.
  • Ortaöğretim kurumlarında öğrenci sayısı 5.689.427 olup bu öğrenciden 559.838 öğrenci özel okulda okumaktadır. Özel okullaşma oranı lise düzeyinde % 9,84 dür.

Buradan anlaşılması gereken aslında % 7,56 lık payda en büyük hisse % 15,75 ile okul öncesi eğitim olup ortaöğretim okullarındaki % 9,84 lük pay da oranı yukarı çekmektedir. Okul öncesi özel okullaşma oranının yüksek olmasında şüphesiz özel sektörün çocuk bakımı ve erken yaş eğitiminin önemi büyüktür. Devlet okullarında çok sınırlı olan veya çoğu bölgelerde olmayan bu alanlar zorunlu olarak özellikle çalışan anne ve babaları bu yöne itmektedir. Dolayısı ile okul öncesi eğitimi dışarıda bırakırsak özel okul öğrenci oranı % 6,72 ye düşmektedir.

Yine ortaöğretim kurumları için görünen % 9,84 lük oranın içerisinde bu yıl kapanacak olan Temel Liselerin ve sınav baskısının ciddi etkisi düşünüldüğünde aslında % 9,84 lük oranın sağlıklı bir oran olmadığı görülebilecektir. Üstelik bakanlık sınavlara da savaş açmış durumdadır. İlk fırsatta bilgiyi değerlendirmek yerine yeteneği ölçmek hedefi bu baskıyı azaltacak ve özel okullar şayet buna uygun olarak kendilerini geliştiremezseler bu durumdan olumsuz etkileneceklerdir. Tüm bunlara ilave olarak bakanlıkça verilen eğitim öğretim yardımının da etkisi tüm kademelerde küçümsenemez. Netice itibarı ile 300.000-350.000 civarında öğrenci bu yardımdan faydalanmakta ve ciddi anlamda özel okullar için teşvik edici olmaktadır.

Aslında tam burada çok isabetli bir tespitte bulunmak yatırımcılar ve sektör için çok kıymetli olacaktır. Şöyle ki mevcut % 7,56 lık oran içerisinde ;

  1. Temel Liselerin etkisi (ki 2018-2019 dönemi sonunda kapanacaktır)
  2. Eğitim Öğretim Yardımının etkisi (ki 2018-2019 dönemi sonunda verilmeyecektir)
  3. Sınav baskının etkisi (ki sınav sistemi değiştirilecektir)
  4. Zorunlu eğitim yaşının daha da düşürülmesi hedefi (devlet şimdilik bu ihtiyacı karşılayacak imkana sahip değildir)

Bu maddelerde sayılan unsurların etkisi büyüktür. Dolayısı ile bugün itibarı ile % 8 üzerinde görünen özel okul öğrenci oranının aslında fiili olarak % 5 – % 6’lara inmesi hiç ihtimal dışı değildir. Şuan yaşanan ekonomik daralma da dikkate alındığında bu oranlar hiç kimseyi şaşırtmamalıdır. Yani yukarıdaki maddeler gerçekleşirse özel okul öğrenci oranlarının artması şöyle dursun azalması benim açımdan hiç şaşırtıcı olmayacaktır.

Burada en kritik soruyu sormakta fayda var. Talep bu halde bir seyir gösterirken arz neden sürekli artma eğilimindedir? Kıymetli okurlar. Bu soruya verebileceğim cevaplar aşağıdaki gibidir.

  • Özel Eğitim sektörünün verileri incelenmemektedir.
  • Fizibilite kültürü deneyimli kurumlar haricinde yok gibidir.
  • Okul işi moda haline gelmiştir.
  • Okul açılış standartları düşürüldüğünden yatırım değeri düşük okullar yayılmaktadır.
  • Kâr ümidi ile küçük girişimcileri heyecanlandırmakta ve yanıltmaktadır.
  • Gayrımenkul sahipleri, inşaat yatırımcıları, işsiz öğretmenler, okullardan şikayetçi veliler, özel okulların diğer paydaşları bu girişimcilerin aklını çelmekte ve paydaş baskısı ile işe girmektedir.
  • Zincir kurumların yayılmacı politikaları pazarlama özellikleri ile beraber velileri uyarmakta ve piyasa kültürü oluşmaktadır.
  • Reklam tanıtımlar ve artan okullaşma, girişimcileri yatırım açısından sorgusuz dürtülemektedir.

Bu maddeler aslında işin büyük bölümünü izah edici nitelikte olup, devletin kendi eğitim politikalarını sürekli eleştirmesi sanki özel sektörün daha da büyümesi gerektiği gibi bir algıyı bilinç altına iyice yerleştirmiştir. Hal böyle olunca girişimciler girişimleri yapmakta ve maalesef acı gerçekle yüzleşmektedir. Çünkü ekonomik ve istatistik veriler durumun hiç oluşan algı gibi olmadığını işin içinde iken öğretmektedir. Sadece derslik başına düşen öğrenci sayısının 11 olması bile aslında daha işin başında arz taleple ilgili net bir fikir vermektedir. Okul başına düşen öğrenci sayısı 116’dır. Bu rakam akıldan çıkarılmamalıdır. Yani açılan her okul aslında 116 öğrenciye taliptir. Çok ütopik beklentilerle işin içine giren girişimciler çok erken felaketle yüzleşmektedir.

İlerleyen yazılarımızda nasıl sağlıklı büyüme sağlanır, devletin yapması gerekenler nedir, özel okul girişimcileri ne yapmalıdır, sektörün sorunları nelerdir, ayakta nasıl kalınabilir gibi birçok kritik konuda çok net tavsiye ve tespitlere yer verilecektir.

Adem İRİÇ

adem_iric@hotmail.com

Facebook Yorumları
Adem İriç
Adem İriç hakkında 4 makale
1975 Yılında Ordu'da doğdu. İlk, orta ve Lise Eğitimini Korgan ilçesinde tamamladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi İşletmecilik ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdi. 2005 yılında Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ünvanı aldı. 2013 yılında Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Pazarlama İletişimi Anabilim Dalında Tezli Yüksek Lisansını bitirdi. "Hizmet Pazarlaması Bağlamında Ortaöğretim Kurumlarında Eğitim Dışında Verilen Hizmetlerin Müşteri Memnuniyetine Etkisi Üzerine Bir Araştırma" başlıklı tezi kabul edilmiştir. İletişim alanında Doktora eğitimi devam etmektedir. 1995 yılında başladığı çalışma hayatı 1999 yılı itibarı ile Eğitim ve yayın sektöründe değişik kurumlarda orta ve üst düzey yöneticilikle devam etmiştir. Çalıştığı süre zarfında Muhasebe, Finans, İnsan Kaynakları, CRM, Pazarlama, Kurumsal İletişim, Marka iletişimi, Yatırım Yönetimi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi, Yayıncılık, Franchısıng yönetimi alanlarında tecrübe sahibi olmuştur. Muhtelif Sivil Toplum Kuruluşlarında aktif çalışmaları bulunmaktadır. Evli 3 çocuk babasıdır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.