Pandemide Yüz Yüze Eğitim

Bu pandemi döneminde kendimi bazen bir korku filminde gibi hissediyorum. Fakat hayatta insan her şey gibi buna da alışıyor ve biz de alıştık gibi görünüyor. İnsan sürekli kaygı ve tedirginlikle yaşayamıyor tabii. Dolayısıyla hayatlarımıza belirli önlemler alarak devam etmek yerinde ve doğru bir seçim. Bununla birlikte, ben pandemiye fazla alıştığımızı düşünmeden edemiyorum. Başlangıçtaki panik ve korku ortamı yerini rehavete bırakmış görünüyor. Henüz vaka sayıları düşmemişken, hatta aksine artmışken eğitimcilerin, öğrencilerin ve velilerin büyük çoğunlukla yüz yüze eğitime geçmek istemesi bence bu rehavete iyi bir örnek olarak gösterilebilir.

Birçok eğitimcinin ve öğrencinin yüz yüze eğitimi uzaktan eğitime tercih etmelerini anlamak zor değil. Yüz yüze eğitimin sağladığı olanaklar uzaktan eğitimden elbette çok daha fazla. Ayrıca okul ve eğitimin sadece akademik bilgilerle sınırlı olmadığı, yüz yüze eğitimin öğrencilerin bireysel ve sosyal gelişiminde büyük önem taşıdığı tartışılmaz bir gerçek. Fakat eğitimden bile daha öncelikli bir konu var: Sağlık. Bir toplumu oluşturan bireylerin sağlığı tehlikedeyken eğitimden söz edilebilir mi? Elbette hayır. Bu durumda yüz yüze eğitim ve uzaktan eğitim tartışmalarını yapmadan önce öğrencilerin, öğretmenlerin ve onlarla aynı evde yaşayan aile bireylerinin sağlığını hangi durumda koruyabileceğimizi göz önünde bulundurmak daha doğru olacaktır.

COVID-19 virüsüne karşı henüz bir aşı ya da ilaç geliştirilmediği gibi, virüsün mutasyon geçirerek grip gibi daha zararsız bir hastalığa neden olduğuna dair bir bilgi de henüz yok. Bu salgın dünyada hala devam etmekte ve azımsanmayacak sayıda insan da hala bu virüsten dolayı hayatını kaybetmekte. Hal böyle iken hayatımıza hiçbir şey olmamış gibi ya da bu salgın bitmiş gibi davranmamız bana hiç akıllıca gelmiyor. Okulları kapattığımız, işlerimizi evden yaptığımız o pandeminin ilk günlerinden bugüne ne değişti? Vaka sayıları azaldı mı? Hayır. Bu virüs artık öldürücülüğünü mü kaybetti? Bu sorunun cevabı da hayır. Hatta tam aksine, tüm dünyada salgın artarak devam ediyor ve can alıyor. O halde neden her yeri ve okulları açıyoruz?

Sanırım artık pandemiye karşı bazı önlemleri almayı bırakmaya karar verdik. Önlemleri sadece maske kullanımıyla sınırlayıp eski hayatlarımıza pandemiden önce kaldığımız yerden devam etmeye karar verdik. Oysa görmezden gelemeyeceğimiz bir sorunumuz var: Öğrencilerin bütün gün maske takıp birbirlerinden fiziksel olarak uzak durmalarını sağlamamız pek mümkün görünmüyor. Yetişkinlerin bile maske kullanımı ve sosyal izolasyon konusunda yeterli titizliği göstermediklerine şahit olurken küçük yaştaki öğrencilerin bu kurallara sürekli uymasını beklemek büyük yanılgı olur. Okul yönetimi tüm önlemleri aldığını iddia etse de bütün çocukları sürekli kontrol etmeleri mümkün değil. Bu durumda salgın kontrol altına alınmadan okulların açılması bence çok büyük bir hata olacaktır.

Böyle bir dönemde okulları açmanın bir tek anlamı olabilir: Artık sürü bağışıklığı sistemini uygulamaya başlıyoruz gibi görünüyor. Kimse bunu dile getirmiyor, ama her şeyin ve sonunda okulların da açılması insanların sağlığından daha büyük önceliklerimiz olduğunu gösteriyor. Sağlıktan daha öncelikli ne olabilir? Ülke yöneticileri için ekonomi, bireyler için ise kendi alışkanlıklarını devam ettirmek sağlıktan daha öncelikli gibi görünüyor. Herhangi bir insanın sağlıktan daha büyük başka önceliklerinin olmasını hayretle karşılarken eğitimcilerin insan sağlığından başka önceliğinin olmasını hiç kabul edemem. Sağlık tehdidi olan yerde ne ekonomi ne de eğitim iyiye gidebilir. Bunu nasıl görmezden gelebildiğimizi anlamam mümkün değil.

 

Deniz Sarıbaş

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.