Rehine Kurtarma Operasyonu

Öncelikle başlığa bakıp da askeri bir operasyon bekleyenlere küçük bir hatırlatmada bulunarak başlamak istiyorum. Bir; rehinenin güvenliği her şeyden önemlidir. İki; bu bir askeri operasyon değildir.

Askeri bir operasyon beklentisi içinde olup da hayal kırıklığı yaşamamanız için verdiğim bu küçük tüyodan sonra konuya devam edeceğim. Fakat bizim insanımızda sanırım her insanda olan bir ilgi olsa gerek, askeri ve gizli operasyonların bir parçası olma merakı vardır. Adam işinde gücünde bir memur, esnaf ya da ev hanımı ama kendisine telefonda anlatılan gizli askeri operasyonların bir parçası olma isteği ile yanıp tutuşmaktadır! Bu amaçla yıllardır üzerine titreye titreye tasarruf ettiği birikimini, parasını hatta altınlarını bu uğurda hırsızlara kaptırabilmektedir. Daha birkaç gün önce ünlü bir dolandırıcının kendini Milli İstihbarat Teşkilatının ((MİT)) bölge başkan yardımcısı gibi tanıtarak, kendilerini işe alacağı vaadinde bulunduğu kişilerden evrak, başvuru ücreti vs. olarak 58 kişiden 1 milyon TL dolandırdığı haberini izledim. Şunun da farkındayım; sınanmadığımız konularda iddialı konuşmak kolaydır. Fakat iş başa geldi mi bizlerin nasıl davranacağını kestirmek güç oluyor veya her zaman düşündüğümüz gibi tedbirli olamayabiliriz. Yine de insan dolandırıcılara nasıl inanıp para kaptırabiliyor anlamak güç! Para da önemli ama en çok umutlarını kaybediyor olmaları çok üzücü…

Biz operasyonumuza devam edelim! Bu operasyonu yaparken öncelikle sakin ve sabırlı olmalı, adım adım yol alınmalıdır. Aceleye getirip bir çuval inciri berbat edecek hareketler risklidir. Bu nedenle plan yapmalı, atılacak adımlar sabırla ve sırası ile atılmalıdır. Rehinemizi tanıtarak operasyon hazırlıklarına başlamak istiyorum. Rehinemiz tehlikelere açık, korumasız ve yalnız olabilir. Biz kendisine hissettirmeden bu tehlikeli durumdan onu kurtarıp çekip alacağız.

Rehinemizin kimliğini hala tahmin edemeyenler varsa söylüyorum. İnternette geçirdiğimiz süre sevdiklerimizi ihmal etmemize neden oluyorsa onlara ayıracağımız zamanı çalıyorsa şu anda en önemli rehine kendimiziz. Eğer böyle iseniz kendinizi rehin kalmış bir tutsak olarak görebilirsiniz. Bu durumda ilk önce kendimizi kurtarmaya yönelik bir plan yapmalıyız. Çünkü kendimiz rehin kalmışsak çocuklarımızı hiç kurtaramayız. Bu nedenle internet saatlerimizi sınırlamalı, çocuklarımızla beraberken mecbur kalmadıkça telefondan uzak durmalı ve onlarla kaliteli zaman geçirmeliyiz. Herkesin telefonla ilgilendiği bir iletişim ve aile ortamında sağlıklı bir ilişki gelişmez. Ne konuşan ne konuştuğunu ne de dinleyen ne dinlediğini anlar. İletişimin temel kuralı da karşılıklı göz teması ve dinlediğini hissettiren sözel ve sözsüz davranışlardır. Özellikle de aile içinde çocuklar ebeveynlerinin sözel ifadeleri kadar sözel olmayan ifadelerini de farkında olmadan hissederler. Ebeveynlerinin sürekli telefonla oynadığını gören çocuklar, kendilerinin önemsenmediğini hissedip anne baba desteği açısından yoksunluk hissederler. Oysa onlar açısından anne baba ile geçirilecek eğlenceli vakitler, onların sosyal becerileri için çok önemlidir.

İkinci rehinemiz de cep telefonu ve tablet başında esir tutulanlar çocuklarımızdır. Çocuklarımızı bu esaretten kurtaracak reçetelere ihtiyaç vardır. Ekran başında geçirdikleri zamanlarda yerine yeni yeni alternatifler koyarak onları bu bağımlılıktan kurtarıp özgürlüklerine kavuşmalarına destek olabiliriz. Fakat bunu yaparken ilk önce kendimizi kurtarıp sonra onlara yardımcı olacak çözümler geliştirecek adımlar atmalıyız. Eskiden sokakta akranları ile oyun oynayarak büyüyen çocuklar bugün artık tablet ve telefon başında ekrana rehin olmuş bir şekilde yaşamaktadır. Nerede çevresine kapalı ama ekrana kilitlenmiş bir çift göz görürseniz orada bir rehine var demektir. Bu durumlarda vakit geçirmeden varsa elimizdeki telefonu bırakıp onunla konuşmaya ve onları ekrandan çekip almalıyız. Ekrandan kurtarırken de baskı ve dayatma ile değil ilgilerini çekecek oyunlar, kitaplar, birlikte film izleme, park ya da alışveriş gezisi hatta aile ziyaretleri gibi bir çok seçenek vardır. Onların ilgisini çekecek en önemli şey bilgiye dayalı yarışmalardır. Bilgilerinin sınanması onları mutlu ettiği gibi öğrenmeye olan motivasyonlarını artıracaktır. Çünkü çocuklarda biraz rekabetçi bir yön vardır ve bu yönü bilgiye olan ilgi ile geliştirmek gerekir. Bu bilgi yarışması yaşa göre değişebileceği gibi en basit görülen İsim-Eşya yarışması yapmak bile onlarda bir çaba ve öğrenme merakı oluşturmaktadır. Bu örnek oyunlar çoğaltılabilir. Bu merak çok değerli bir kazanımdır. Çünkü bireyi öğrenmeyi sevk eden en önemli ihtiyaç meraktır.

Bu bilgiler ışığında baktığımızda ekrana bağımlı kalmadan yapabilecek bir çok aile içi etkinlikler hem kendimizi hem de çocuklarımızı koruyabilir. Neticede onlar bir çocuk ve anne babaların ilgi desteğine oldukları kadar frenlemesine, bazen yönlendirme hatta bazen de kontrol etmesine ihtiyaç duyabilirler. Çocuklar için de gelişimlerinin kritik döneminde anne babaları tarafından atılacak küçük adımlar, onlarda büyük değişimler sağlayabilir. Hala bir askeri operasyon beklentisi içinde olanlar varsa operasyonun sonuna geldiğimizi hatırlatıp sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Facebook Yorumları
Kerim CANDAN
Kerim CANDAN hakkında 63 makale
İlk, orta ve üniversite öğrenimini Konya’da tamamladı. 2002 yılında Selçuk Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümünden mezun oldu. Sırasıyla Beyşehir Bahçelievler Kasapoğlu İlköğretim Okulu ve Bozkır Lisesinde Psikolojik danışman ve Rehberlik Öğretmeni olarak görev yaptı. Vatani görevini 2005 yılında Siirt 3 üncü Komando Tugayı Rehberlik Danışma Merkezinde Sağlık Teğmen olarak tamamladı. Halen, Meram Rehberlik Araştırma Merkezinde Özel Eğitim Bölümünde görev yapmaktadır. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalında yüksek lisans tez çalışmasını tamamlamıştır. Çocuk gelişim ve zeka testleri uygulayıcı eğitimi, aile eğitimi gibi seminer ve kurslara katılmıştır. Konya İl Emniyet Müdürlüğünün “Toplum ve Güvenlik Güçlerinin iletişimi” temalı AB projesinde görev almış ve çeşitli Avrupa Ülkelerine proje ve çalışma ziyaretlerinde bulunmuştur. Evli ve 4 çocuk babası olan Candan, ilk olarak Bozkır Postası gazetesinde yazarlığa başlamış olup, sonrasında da, Konya Hâkimiyet Gazetesinde, aile, toplum, eğitim ve çocuk psikolojisi üzerine pazartesi günleri köşe yazıları yazmaktadır. “EBEVEYN NOTLARI” ve "KENDİME RAĞMEN BEN" adlı yayınlanmış kitapları bulunmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.