Rekabetçi Ebeveynlik -2

Hepimiz bu “rekabet” dünyasında acı çekiyoruz ve hepimiz rekabete sarılmış durumdayız. Günümüzde ebeveynlik esas olarak başkalarına gösterebileceğimiz zaferler ve başarılara dayanmaktadır. Ebeveynler olarak bu tür sonuçlarla kıyaslanmaktayız ve rekabet o kadar yoğun ki, şimdi hepimiz bir tür rekabet karşıtı görünüyoruz. En kötü davrananlar çocuklarımız olmasına rağmen en çok yorulanlar ya da en çok zorlananlar bizleriz. Bu rekabetçi dünyada mağdur ebeveynler için özel bir kategori de var.

Aynı sayıda çocuğunuz olması veya çocuklarınızın arkadaşınızla aynı yaşta olması, her şeyin aynı olduğu anlamına gelmez. İyi ya da kötü, hayatınızın her yönünü başka bir ebeveynle karşılaştıramazsınız çünkü hiçbir şekilde özdeş olmayacaktır. Sorumluluklarınız, alışkanlıklarınız, kişilikleriniz ve aile rutinleriniz bir ebeveynden diğerine farklılık gösterecektir. Yani, aileniz için mükemmel olan bir başkası için kaos olabilir. Çünkü başka birinin başarılarının gölgesinde mükemmeli hissetmek çok zordur.

İnsanların bizden üstün olduğunu izlemek egomuzu incitebilir. Bazı durumlarda, başka bir kişinin gölgesinde başarılı hissetmek için kullandığımız başa çıkma mekanizması, kişisel olarak mükemmel olduğumuz bir yere işaret etmektir. Farklı bir şekilde de olsa bizim de mükemmel olduğumuzun rekabetçi bir şekilde sinyalini vermektir.

Çocuklarınızın büyüdüğünü ve benzersiz kişiliklerini geliştirdiğini görme sevincinin yanı sıra, kimi zaman da başkalarınnın çocuğunun daha erken yuvarlandığı, yürüdüğü, diş çıkardığı veya konuştuğu konusunda rekabete girmek bu işin zorlu bir kısmı olabilir. Dışarıdan, diğer ebeveynler çocuklarını yetiştirmede mükemmel bir iş çıkarıyor gibi görünebilirken ebeveynlik sisteminiz size daha çok yavaş bir süreç gibi görünüyor olabilir.  Bu karşılaştırma tutumu, bazı ebeveynlerde strese ve hüsrana yol açabilir.

Ebeveynliğin daha rekabetçi olmasının nedenlerinden biri de 21. yüzyıl eseri olan sosyal medyadır. Çocuklar her zamankinden daha rekabetçi ve onay bağımlısı olarak büyüyorlar. Bu durum ebeveynlik için bir tuzaktır ve çocuklar üzerinde çok büyük  bir baskı yaratır çünkü çocuklara verilen temel mesaj şudur: “İyi bir çocuk olduğumu kanıtlamak için başarmam gerekir.” Bu bir çocuğun omuzlarına yüklenecek ne korkunç bir yüktür. Her zaman en iyi olmak isteyen bir çocuk, kaybetmemek için hile yapmaya veya yalan söylemeye başlayabilir. Rekabete çok fazla odaklanan çocuklar, kazanamazlarsa yeterince iyi olmadıklarını düşündükleri için öz güven problemi yaşayabilir.

Çoğumuz rekabet olmadan her birimizin şişman, tembel ve vasat olacağına inandırılarak yetiştirildik ve bir perspektif içinde tutarsak rekabetin sağlıklı ve eğlenceli olabileceğini düşünürdük ama ‘sağlıklı’ diye bir şey yok her şey yarışma. Rekabetçi bir kültürde, çocuğa iyi olmanın yeterli olmadığı söylenir. Başkalarına karşı zafer kazanmalıdır. Ne kadar çok rekabet ederse  kendini iyi hissetmek için o kadar çok uğraşması gerekir. Ancak kazanmak karakter oluşturmaz  sadece bir çocuğun geçici olarak böbürlenmesini sağlar.

Tanım olarak herkes bir yarışmayı kazanamaz. Bir çocuk kazanırsa diğeri kazanamaz. Rekabet, çocuklarda kazananları kıskanmaya, kaybedenleri kovmaya yönlendirir. Öte yandan iş birliği, çocukların etkili bir şekilde iletişim kurmalarına, başkalarına güvenmelerine ve kendilerinden farklı olanları kabul etmelerine yardımcı olur. Çocuklar, onlara karşı olmak yerine başkalarıyla birlikte çalıştıklarında kendilerini daha iyi hissederler ve öz güvenleri herhangi bir heceleme testine ya da Küçükler Ligi maçı kazanmasına bağlı olmaz.

Sonuç olarak; her şeyden önce, bizi daha iyi ebeveyn yapan şeyin çocuklarımıza olan sevgimiz, onlar için en iyisini yapma isteğimiz ve bunun yanı sıra onları gerçekten önemli olan konularda eğitme yeteneğimiz olduğunu hatırlayalım.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.