Spor mu? Oyun mu?

Her şeyin elektronik ve internet olduğu bir dönemde neden bunun sporunun olmayacağını iddia ediyorum. Çocuğu olan her anne-babanın şikâyet ettiği konuların başında internet ve bilgisayar oyunu bağımlılığı gelmektedir. Çocuklarla sürekli neredeyse kavga halindeyiz. Yeter çocuğum bırak artık elinden şu tableti/cep telefonunu diyoruz da bizimde onlardan farkımız yok aslında.

Elinizin altında internete bağlı bir bilgisayar, tablet veya akıllı cep telefonu varsa onunla neler yapamazsınız ki. En başta merak ettiğiniz her şeyi araştırabilirsiniz, TV seyredebilir, radyo dinleyebilir veya istediğiniz her türden müziği keyifle dinleyebilirsiniz. Sesli veya görüntülü haberleşme telekonferans yapabilir kendi ses ya da görüntünüzü kayıt edebilir, saklayabilir ya da birilerine gönderebilirsiniz. Resimlerinizden oluşan elektronik albüm oluşturabilirsiniz. Fotoğraflarınızı şekilden şekle sokabilir, renklendirebilir akla gelmez efektler ekleyebilirsiniz. İhtiyacınız olan her şeyi e-ticaret ile satın alabilirsiniz. Elinizdeki fazlalık eşyaları da satabilirsiniz. Alarm kurabilir, istediğiniz vakitte istediğiniz müzikle uyanabilirsiniz. Kamerayı kullanarak güvenliğinizi kontrol edebilirsiniz. İşinizle ilgili güzel sunumlar hazırlayabilir yaptıklarınızı müşterilerinize güzelce anlatabilirsiniz. Yabancı dil öğrenebilirsiniz.

Ha birde ders çalışabilir ödev hazırlayabilirsiniz. Yok bunlar yetmiyor mu aklın sınırı yok daha neler yapabilirsiniz.

Sağlıklı yaşamak istiyorsanız veya fazla kilolarınız varsa spor yapabilir zayıflayabilirsiniz. Hem de spor salonuna gitmeden oturduğunuz yerde kalori yakmadan ve terlemeden. Ne oldu inanmadınız mı? Aklınıza yatmadı mı? Haklısınız benim de. Birileri bilgisayar başında oynadıkları oyun işine e-spor adını veriyorlar.

Kısaca e-spor olarak isimlendirilen, dünyada birçok ülkede önem verilen, bilgisayar ve internet üzerinde çevrimiçi oyunlar üzerine kurulu temsilcilerine göre bir spor dalı olduğu kabul edilmektedir. Dünyada profesyonel olarak ligleri olan oyunlar inanılmayacak kadar yaygınlaşmış bile. Oynanan oyunlar oynamayan kişilerin bile bildiği isimleri taşıyor. Yakın zamanda en son league of legends dünya şampiyonasını milyonlarca kişinin izlemiş olması bile bu işin boyutları hakkında bir fikir vermektedir. Diğer spor alanlarındaki gibi bu alanda da sponsorlar bulunmaktadır.

İnternette basit bir aramayla spor, belli kurallara ve tekniklere uyularak yapılan, bedensel gelişmeye yararlı, eğlenmek ve yarışmak amacı da bulunan beden hareketlerinin tümünün ortak adı olarak tanımlanmaktadır. Spor, beden eğitimi faaliyetlerini özelleştirerek çeşitli branşlarda somutlaşmış, üst düzeyde yapıldığında fizyolojik, psikolojik, estetik, teknik özellikleri gerekli kılan yarışmaya dayalı, kazanmayı amaçlayan ve katı kurallarla çevrili bir etkinlik olarak tanımlanmaktadır.

Bu tanımlamaya bakarak bilgisayar başında saatlerce oturarak nasıl spor yapacağınızı ve bedensel hareketlerde bulunacağınızı düşünün belki bulabilirsiniz.

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, 19 Ocak’ta Riot Games’in E-spor Sahnesi’nin açılışına torunuyla beraber katılması haberini gazetede okumamla bu zamana kadar zararlı bilgisayar oyunları olarak bildiğim konuyu araştırmaya karar verdim. Haberde; “Vodafone FreeZone Şampiyonluk Ligi için kurulan ve çeşitli e-spor etkinliklerinin de yapılacağı e-spor Sahnesi açılışında; yeni nesillerin sporunun artık e-spor olduğunu dile getirmiştir. E-sporun Türkiye’deki oyuncu ve hayran sayısı rakamlarına inanamadığını belirterek Türkiye’de 4 milyon e-spor oyuncusu, 10 milyon e-spor takip edeni olduğu belirten Sayın Yıldırım, bir İstanbullu olarak e-spor sahnesinden gurur duyduğunu, bilgisayar oyunları hakkındaki fikrinin değiştiğini, başlangıçta bilgisayar oyunları için bu asosyalleştiren bir iştir, çocuklar burada elimizden gidiyor gibi düşünüyorduk. Ancak şimdi fikrim değişti. Bu bir gelecek.” demiştir.(1)

Televizyon reklamlarında “Oynayamadığınız oyun olursa anında iade garantisi” sloganıyla satılan bilgisayar reklamını herkes görmüştür. Acaba e-spor olduğunu kabul etmediklerinden mi yoksa pazarlama stratejisine göre oyun demek daha cezbedici mi geliyor ki e-spor kelimesini kullanmıyorlar. Bilgisayar başında çeşitli isimlerdeki bu oyunları oynayanlar kendilerinin spor yaptığını iddia ediyor mu merak ediyorum.

Hatta birileri bunu geçim kaynağı haline getirip yurt dışında “gaming house” dedikleri ve isteyenlere ev sağlayan sponsor destekleriyle sabah akşam antrenman yapıyor ve oyun oynayarak para kazanıyorlarmış. Benim diyenin üç beş ayda kazanamayacağı rakamlar bunlar. “Bizim ülkemizde oyun oynayan insanı aşağılamak, işsiz olarak görmek adet olduğundan gelişmesi de çok zor görünüyor. Bilgisayar oyunlarının çocuk gelişiminde ve kişisel gelişimde önemli bir etkisi olabilir. Özellikle stratejik düşünme ve çabuk karar alma mekanizmaları gelişiyor olabilir ama fazlası zarar. Ülkemizde üç büyüklerin League of Legends sahnesine resmen girişiyle birlikte, hali hazırda büyümesini sürdüren e-spor Türkiye’de de daha büyük bir kesimin ilgisini çekmeye başladı. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın 2017 itibariyle Türkiye Şampiyonluk Ligi’ne girişi, oyunların bu yönüyle daha önce karşılaşmamış birçok insanı e-spor ile tanıştırdı.” diyor e-spor temsilcilerinden birisi. (2)

Futbol, voleybol, basketbol gibi bilinen spor dallarından biri bile oynanıyor olsa bir kere uzun süre ekran başında hareketsiz kalmak sağlıksızdır. Gelişim çağındaki çocuklarda gelişme bozuklukları meydana gelirken göz, eklem, kas, sinir hastalıkları oluşabilmektedir. Aile bireyleri arasında iletişim sorunlarına yol açabilir, iş verimini ve okul başarısını düşürebilir, bağımlılığa yol açarak uyku düzensizliği, gereği kadar dinlenememeye, sürekli şiddet içeren oyun oynayanların psikolojilerinin bozulması ihtimaline yol açabilecektir.

E-sporun izlenme rakamlarının fazla olması, birilerinin bunlara reklam vermesi sponsor olması ve para kazanıyor olması, bireysel ya da takımlar halinde oynanması, rekabetin olması tüm bu yapılanların spor olduğunu kabul ettiremez. Belki yetişkinlerden spor yapma imkanı olmayanların, meraklı oldukları spor dallarında, bu oyun yazılımlarını kullanarak ekran başında bu ihtiyacını tatmin etme hissine kavuşmalarını anlayışla karşılayabilirim. Yetişkinlerin kendini kaybedip ekran başında uzun vakit geçirdikleri, evini, işini ve ailesini ihmal edebildiği bir konuda henüz kendini kontrol etmeyi öğrenemeyen çocuk ve gençlerin bu oyunlara müptela olmasını ihtiyatla karşılıyorum. Eğitimciler olarak biz de dersleri oyunlaştıralım, zevkli heyecanlı hale getirelim ve çocukları ekran başına kilitleyelim olur mu?

Lütfen her şeyi sanal ve yapay hale getirmeyelim. Yapacaksak geleneksel haliyle sporumuzu yapalım.

(1) https://playerbros.com/
(2) http://5mid.com/espor-nedir

Facebook Yorumları
Erol DEMİR hakkında 163 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.