Sürdürülebilir Yaşam için Eğitim

Çevre eğitimi artık eğitim fakültelerinde birçok bölümün ders programı içerisinde yer almaya başladı. İlk, orta ve yüksek öğretimde de çeşitli derslerin içeriğinde bulunuyor artık. Peki, buna sevinmeli miyiz? Bence kısmen sevinebiliriz, çünkü çevre sorunları artık eğitim programlarında yer alacak kadar toplumda önemsenmeye başladı diye düşünebiliriz. Fakat yıllık küresel sıcaklıkların, iklim değişikliklerinin ve çevre felaketlerinin giderek artmasına karşılık, derslerde çevre sorunlarına getirilen önerilerin matara kullanımı ve geri-dönüşüm ile sınırlı kalması bence pek de sevindirici değil. Çünkü küresel ısınma ve iklim değişikliğini durdurmak bu bireysel önlemlerle mümkün olacak gibi görünmüyor. Ayrıca bu öneriler bu alıştığımız yaşam şekliyle pek de mümkün görünmüyor.

Bu önerilerin neden bu yaşam şeklimizle uygulanamaz olduğuna geçmeden önce öğretim programlarında yer alan çevre eğitimine değinmek istiyorum. Çevre eğitiminde öğrencilerin yaş ve bilgi düzeyine uygun olarak çeşitli ekolojik bilgilerin yanı sıra, çevre sorunlarını tanıtıyoruz. Bunun dışında Kyoto Protokolü, Paris Anlaşması, vb. çevre korumaya yönelik uluslararası anlaşmalardan bahsediyoruz. Bu ders içeriklerinde bir sorun yok. Fakat konu önlem almaya yönelik önerilere geldiğinde bireysel önlemlerin ötesine geçemiyoruz. Oysa geldiğimiz nokta bireysel önlemlerle çözülebilecek gibi değil. Bütün iklim bilimciler ve konunun uzmanları benim bu görüşümü doğrulayan veriler sunuyor.

Küresel ısınmaya en fazla katkıda bulunan unsurlar fosil yakıtlar iken ve bunun sebebi şu an yaşadığımız sanayi ve yanlış enerji politikaları ve kentleşme iken insanlara araba kullanmamasını, toplu taşımaya binmesini, kullan-at tarzı tüketim malzemelerinden uzak durmasını önermek gerçekten gülünç. 1 yıldan fazla bir süredir pandemi dolayısıyla zaten bu önerileri uygulamamız mümkün değil. Kalabalık ortamlardan uzak durmak için mecbur kalmadıkça kimse toplu taşımaya binmek istemiyor ve tek kullanımlık maskelerin kullanımı zaten zorunlu. Evde kal kampanyaları da artık geçerli değil. İşlerine gitmek zorunda olan insanlar araba ve/veya toplu taşım araçlarını kullanıp maskelerini takarak işlerine gidiyor. Böylece fosil yakıtlar tüketilmeye devam ettiği gibi, çevreye nur topu gibi bir maske atığı sorunu da doğmuş oldu. Bu durumda daha köklü bir çözüme ihtiyacımız var.

İklim değişikliğini durdurmanın kesin formülünü söylemek zor, ama şu anki yaşayış şeklimizle bunun mümkün olmadığını söylemek çok da yanlış olmaz. Yenilenebilir enerji kaynaklarını hayata geçirip bu kadar uzun mesafelerde yolculuk yapmamak bir çözüm olabilir. Örneğin, evden çalışabilecek herkesin evden çalışması sadece pandemi süreciyle kısıtlanmayıp sürekli hale getirilebilir. Belki bu şekilde büyük şehirlerde yığılma da azalır. Benim aklıma gelen önlemler bunlar. Daha fazla sayıda insan bu konuya kafa yorarsa daha iyi fikirler çıkacağına eminim. Kaçımız siyasi partilere oy verirken bu partilerin çevre politikaları konusundaki önerilerini merak ediyor mesela? Oy verme ölçütlerimiz arasında bile yer almayan bir konuyu önemsediğimizi nasıl iddia edebiliriz ve öğrencilerimize ne kalitede bir çevre eğitimi verebiliriz?

Küresel ısınma ve iklim değişikliğine yönelik bu önerileri çevre eğitimi verdiğimiz öğrencilerimize doğrudan söyleyebileceğimiz gibi, onlara da çeşitli projeler vererek ekolojik ev, site, şehir, vb. öneriler sunmasını isteyebiliriz. Fakat her şeyden önce bu önerilerin gezegenimiz ya da kendi sınırlı çevremiz için değil, yaşamın sürdürülebilirliği için gerekli olduğunu anlatmalıyız. Dünyamız 4,5 milyarlık yaşamında çok sayıda küresel ısınma ve buzul çağı yaşadı ve hala Güneşin çevresinde dönmeye devam ediyor. Daha uzun zaman da dönecek gibi duruyor. Yok olan ise türler. Dünya çok sayıda ve türde canlıya ev sahipliği yaptı ve yapacak. Bu türlerin çoğunun soyu tükendi ve bir kısmının da soyunu biz insanlar tükettik. Böyle devam ederse kendi soyunu tüketen tek canlı olarak dünya kayıtlarına geçeceğiz ve bu belki de çok uzak değil. O halde yaşamın ve diğer türlerle birlikte insan türünün de sürdürülebilirliği için acilen, hemen, şimdi bir şeyler yapmamız gerektiğini öğrencilerimize anlatmamız gerekir.

Yapmamız gereken şeylerin bireysel önlemlerin ötesine geçmesi gerektiğini fark etmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çevre sorunları doğası itibarı ile disiplinler arası ve fen bilgisinin yanı sıra, ekonomik, siyasi boyutu da olan bir konudur. Elbette uzmanlığımız olmayan bir konuda fazla iddialı yorumlar yapmamalıyız, ama çevre sorunlarını farklı boyutlarıyla sınıfta öğrencilerimizle tartışmaktan da çekinmemeliyiz. Bu öğrencilerimizden ilerde siyasetçi, ekonomist, çevre bilimci ve bu konuda etkili pozisyonlarda olacak bireyler çıkabilir.

Çevre eğitimi derslerini verirken asıl odaklanmamız gereken konu çevre sorunlarını tanıtmanın ötesine geçip sürdürülebilir yaşamı nasıl sağlayacağımız olmalı. Belki bugün olmasa da gelecekte bizim başaramadığımızı gelecek nesiller başarır. Biz çocuklarımıza ve gençlerimize güzel bir dünya bırakamadık, ama belki onların kendilerinden sonraki nesillere daha güzel bir dünya bırakmasını sağlayacak fikirler ortaya atmasına yardımcı olabiliriz.

Deniz Sarıbaş

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.