Uzaktan Eğitim Deneyimlerim

Ülke olarak olağanüstü günlerden geçiyoruz. Tüm dünyayı sarsan ve pek çok sosyal, siyasi, ekonomik değişimlere gebe olacağı şimdiden öngörülen Koronavirüs salgını yüzünden hayatımız bir anda değişti, değişiyor. Yaşam koşullarımızı yeniden düzenleme, belki de kendimize daha bir çekidüzen verme dönemine girdik.

Elbette bu değişimler eğitimde de kendisini yakından hissettiriyor. Koca koca okul binaları boşaldı. Teknoloji hamlesi çerçevesinde okullara kurulan tüm sistemler orda öylece duruyor. Etkileşimli tahtalar, fotokopi makinelerimiz ve tüm internet altyapısı insanların olmadığı okul binalarında terk edilmeye yüz tuttu. Öğretmenler olarak eğitim ve öğretim faaliyetlerinde alternatif yöntemler geliştirmeye çalışıyoruz. Bu olağanüstü dönemin en kısa zamanda atlatılmasını ve normal koşullarımıza bir an önce dönülmesini dilerken, teknolojinin hayatımıza getirdiği önemli bir konuya değinmek istiyorum.

Evet, konu uzaktan eğitim. Hakkında çok yazıldı, çok çizildi. Destekleyenleri kadar yüzyüze eğitime ara verildiği dönem için sadece boşluk doldurma faaliyeti olduğunu savunanlar da çıktı. Benim dediğime geldiniz diyenlerle, uzaktan eğitimin kavramsallaştırılmasına takılıp kalanlar arasında ciddi çatışmalar yaşandı ve gördüğüm kadarıyla sosyal medyada bu durum hala devam ediyor. Bu konuda öncesinde bir deneyimim olmadığı için yeterli deneyimi kazanıp sonrasında görüş bildirmeyi uygun buldum. O yüzden bu yazı kenarda oldukça bekledi, bekledikçe olgunlaştı.

Kendi deneyimime geçmeden önce şunu belirtmek isterim: Bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin günlük yaşamımıza olduğu gibi eğitime de yansıması çağımızın bir gerçeği. Bunun baştan kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani uzaktan eğitim-öğretim vb. teknolojilerin eğitimde kullanılması artık bu devrin gerektirdiği bir şey. Gerektirdiği diyorum; çünkü hayatın hızı, mesleklerin çeşitlenmesi-format değiştirmesi ve bilimsel gelişmeler ışığında insanların bir sınıfta oturup da hocayı beklemesi ve haftalar, aylar hatta bazen yıllar alan eğitimleri takip etmesi gittikçe “zorlaşıyor.” Zaten buna –çoğu zaman– lüzum da kalmıyor. Bu nedenle birebir-yüzyüze eğitimin şart olmadığı, pratik uygulaması olmayan ve teorik ağırlıklı eğitimlerin yüzyüze eğitime alternatif biçimde hızlıca insanlara kazandırılmasını bir gereklilik olarak görüyorum. Burada özellikle bir teknoloji fanatizmi yapmadığımı belirterek, bunu çağın getirdiği bir koşul olarak sunduğumu özellikle bilmenizi isterim.

Bu konuda sanırım eğitimle az buçuk ilgilenen, dünyayı takip eden ve biraz da okuma yapan insanlarla, yani bu yazının hedef kitlesiyle mutabık olduğumuzu kabul ederek şöyle devam ediyorum. Konuşmamız gereken konu “Uzaktan eğitim-öğretim olsun mu olmasın mı?” değil; “Uzaktan eğitim-öğretim nasıl olmalı?” sorusudur. Ben öğrencilerime ulaşmak ve bir nebze de olsa katkıda bulunmak için öncelikle bunu Youtube üzerinden canlı yayında ders anlatımı gerçekleştirerek yaptım. Buradaki kısa deneyimim bende Youtube’un pek uygun bir mecra olmadığı kanısını uyandırdı. Anlattığım konuyu ekrana yansıtma olanağı bulamadım ve bu dersler biraz düz anlatım şeklinde ilerledi. Yani öğrenci-öğretmen etkileşimini sınırlandırdı. Youtube’un özellikle eğitim-öğretim faaliyetleri için düzenlenmemiş bir mecra olması da bunda etkili oldu tabi ki.

Etkileşimi arttırmak için çareler ararken pek çok eğitimci gibi farklı online eğitim araçlarını-programlarını inceledim. Bunlar arasında şartlar bakımından bana en uygun gelen Zoom programı oldu. Ama dediğim gibi bu tamamen benim koşullarım için geçerli. Başkaca programların da eğitimciler tarafından gayet verimli biçimde kullanıldığını görüyorum. Zoom’un bana başlıca artıları toplantı oluşturma ve katılımcı ekleme-girişinin pratikliği, beyaz tahta uygulaması ve ekran yansıtma özelliği ile araç çubuğu kullanarak çizim yapma olanağı sağlaması ve toplantıyı-sohbeti kaydetmesi diyebilirim. İncelediğim diğer programlar da benzer özelliklere sahip, bu yüzden size hangisi kullanışlı geliyorsa onu tercih edin.

Zoom ile yaklaşık 10 gün boyunca her gün ortalama 50 öğrenciye canlı yayında sesli ve görüntülü ders anlattım. İlk yayınlarda elbet ben de acemilik çektim. Araç çubuğu ve ekran yansıtma olaylarının pratikliğini kazanmam ve ayrıca kameraya ders anlatmaya alışmam elbet biraz zaman aldı. Öğrencilerimden aldığım dönütler neticesinde şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu tarz bir öğretim metodu mutlaka yüzyüze eğitime göre bazı dezavantaj ve avantajları beraberinde getiriyor.

Avantajları: Aynı anda onlarca kişiye ulaşma imkanı, evinizin rahatlığından ayrılma zorunluluğu olmaması, belki sınıfta kullanamayacağınız bazı teknolojilere ulaşma, zaman yönetimi açısından verimlilik. Toplantı videosunun hatta sohbet bölümünün kaydını alabilme. Zaman ve maliyet açısından ulaşmada zorluk yaşadığınız insanlarla canlı canlı iletişim kurma şansı. Dezavantajları: Sınıfta olduğu gibi birebir etkileşimi her an kuramamak, öğrenciye dokunamamak. Çok kimsenin katıldığı toplantılarda tek tek söz hakkı vermenin zorluğu. Katılımcıların ve toplantı yöneticisinin belli bir düzeyde teknoloji okuryazarlığını gerektirmesi. Elektrik-internet kesintisi gibi durumlarda öylece kalmanız.

Bu artı ve eksileri birlikte değerlendirerek şunları söyleyebilirim: Uzaktan eğitim tabi ki pek çok konuda yüzyüze eğitimin verimini elde etmenize imkan tanımıyor. Ancak çağımızın gereklilikleri düşünüldüğünde yüzyüze eğitimi tamamlayıcı ciddi bir alternatif olarak kesinlikle geliştirilmesi gerekiyor. Hatta teorik ağırlıklı derslerde bütünüyle yüzyüze eğitimin yerine de geçebilir. Örneğin ben web sayfa tasarımını öğrenmek için neden bir sınıfta oturmaya ihtiyaç duyayım ki? Eğitmen süreci adım adım anlatıp hatta bunu kendi bilgisayarı üzerinde gösterirken ben de kendi bilgisayarımda aynı işlemleri takip edebilirim. Nitekim halihazırda Udemy üzerinden beş farklı dersi bu şekilde takip ediyorum. Bu ve benzeri eğitimler için başta eğitim kurumlarında olmak üzere sağlam bir yapılanmaya gitmenin gerekliliği de artık kaçınılmaz. Dahası bunun organizasyonu için çok da uygun bir zaman diliminde bulunuyoruz. Krizleri fırsata çevirmek bizim elimizde.

Not: Zoom programı hakkında bilgi almak için bana eoklay@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. Bildiğim kadarıyla yardımcı olmaya çalışırım. Teşekkürler.

Facebook Yorumları
Dr. Erdem Oklay
Dr. Erdem Oklay hakkında 25 makale
Aktif öğretmenlik yaşamına 2008 yılında MEB’de başlayan Oklay, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde eğitim yönetimi ve deneticiliği alanında yüksek lisansını, “Eğitim Örgütlerinde Toplam Kalite Yönetimi Uygulamaları” üzerine tamamlamış ve 2012 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde aynı alanda doktora eğitimine başlamıştır. Oklay, doktorasını “Muhalif Öğretmen Kimliği ve Deneyimlerini” Eleştirel Pedagoji kavramları üzerinden yorumlama çalışması ile almıştır. ​Bu süreçte akademik ve mesleki çalışmalarına da ağırlık veren Oklay’ın, çeşitli bilimsel dergilerde yayımlanmış makaleleri ve akademik kitap bölümleri bulunmaktadır. Bunlar arasında Springer yayınevi tarafından basılan “Leadership and Organizational Outcomes: Meta-Analysis of Empirical Studies” isimli eserde iki adet İngilizce kitap bölümü de mevcuttur. Katılımcı olarak yer aldığı pek çok bilimsel toplantının yanında Oklay’ın ulusal ve uluslararası çeşitli kongrelerde sunmuş olduğu bildirileri de bulunmaktadır. ​Akademik yaşamından elde ettiği deneyimleri okuldaki pratik eğitim deneyimlerine transfer etme noktasında Oklay, çeşitli TÜBİTAK projelerinde yürütücü ve katılımcı olarak bulunmuş, 2023 vizyonu kapsamında düzenlenen il çalıştayına temsilci olarak katılmış ve İsviçre’nin Cenevre şehrinde bulunan CERN’de Türk Öğretmen Çalıştayı kapsamında eğitim almıştır. Çalışmaları neticesinde 2015 yılında MEB tarafından “yılın fark yaratan öğretmenlerinden” seçilen Oklay, akademiden kazandığı teorik eğitimi, eğitim sahasının pratikleri ile bütünleştirme yolunda çalışmalarına devam etmektedir. Kendisini bir “fikir işçisi” olarak tanımlayan Oklay, hizmetiçi ve online eğitim faaliyetlerine de ilgi göstermiş; bu kapsamda ÖRAV tarafından düzenlenen “Öğrenen Lider Öğretmen Eğitimine” katılmış ve etkili öğretmen sertifikası kazanmıştır. Bununla birlikte; “Çocuklar için Felsefe”, “Group Life Coach Practitioner”, “New NLP İletişim Becerileri”, “Liderlik ve İşletme Yöneticiliği” ile “Yönetim ve Organizasyon” alanlarında da eğitimler almıştır. Oklay halen Harvard Üniversitesi bünyesinde açılmış olan “Introduction of Family Engagement in Education” programına kayıtlıdır. ​Çalışmalarını eğitim sosyolojisi, eğitim politikaları, eleştirel pedagoji, öğretmen eğitimi, örgütsel yönetim ve davranış ile nitel araştırma tasarımları gibi alanlarda yoğunlaştırmış olan Oklay, bilim ve medeniyetler tarihine de ilgi duymaktadır. Çeşitli internet sitelerinde yazdığı onlarca köşe yazısının yanında Oklay, Eğitim Her Yerde sitesinde içerik editörlüğü ile Yeni Nesil Öğretmen Girişiminde eğitim uzmanı ve organizatörlük görevlerini de sürdürmektedir. Eğitim politikaları ve sosyal analizlere dair kişisel bloglarını bu sitede toplayan Oklay, iyi derecede İngilizce bilmektedir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.