Uzaktan Eğitimde Yakından Bağ Kurmak

Uzaktan eğitim aslında yaklaşık iki sene öncesine kadar belki hepimize uzak bir kavramdı. Uzaktan eğitimin hayatımızın merkezine geleceğini kimse tahmin etmiyordu. Elbette uzaktan eğitimle ilerleyen birçok program, ders ve etkinlikler uzun süredir mevcut. Özellikle yüksek öğretimde birçok üniversite ortak dersinin veya açık öğretim derslerinin uzaktan eğitimle yürütüldüğünü biliyoruz. Fakat pandeminin daha hayatımıza girmediği bu dönemde uzaktan eğitim kavramın kapsamında hangi yaş grubu vardı?

Genellikle yüksek öğretimde üniversite öğrencileri bu mevcut sistemi kullanmaktaydı ve çoğunlukla akademik kazanımlar odak noktasıydı. Yüksek öğretimde ve üniversitelerde uzaktan eğitim sisteminin duygusal yönü çok fazla ön planda tutulmamakta ve bir problem olarak görülmemektedir. Bu yaş grubunda öğretmen ve öğrenci arasındaki duygusal bağ (güven, sevgi, saygı vb.) çok önemli değildir. Şimdi uzaktan eğitimin kapsadığı yaş grubuna baktığımızda okul öncesi döneme kadar indiğini görmek mümkün. Peki günümüzde bu bahsedilen duygusal bağı görmezden gelmek mümkün müdür?

Özellikle ilkokul ve okul öncesi yaş grupları ele alındığında uzaktan eğitimde önemsenmesi gereken tek konunun öğretim olmadığını görebiliriz. Bu yaş gruplarında bahsedilen uzaktan eğitimin yalnızca salt akademik bir amaç gütmemesi gerekir. Bu normal şartlarda mümkün değildir. Bu yaş gruplarında eğitimin amacı öğretimin yalın bir şekilde sadece akademik kazanımlar elde etmek için sürdürülmesi düşünülemez.

Söz konusu eğitim ve eğitimin amaçları daha derinlenmesine ele alındığında, bu yaş grubunda zorunlu eğitimin bile günümüzde hala tartışmalı konular arasında olduğu söylenebilir. Üstünde çalışılan konu ise ‘Alternatif Eğitim’. Alternatif eğitimin savunduğu temel görüş ise eğitimin uzaktan veya yüz yüze fark etmeksizin zorunlu olmaktan çıkmasıdır.

Matt Hern editörlüğünde düzenlenmiş ”Alternatif Eğitim, Hayatımızın Okulsuzlaştırılması” kitabında bu konuyla alakalı çok güzel bir cümle yer almaktadır: ”Çocukları önceden tanımlı bir kurumsal modele uymaya zorlamak, öğrencilerin aynı müfredatı, aynı biçimde ve aynı hızda öğrenebilmesi yönünde umutsuzca çırpınan; ceza ve ödüle, rüşvete, korkuya, gözetime, denetime, uyuşturmaya, terapiye, danışmanlık ve daha bunun gibi pek çok şeye dayalı devasa bir eğitim sektörüne yol açmaktadır.” Bu sözlere bakıldığında aslında okul sisteminin ve zorunlu eğitimin keskin bir şekilde eleştirildiği görülmektedir. Yine de burada anlatılmak isteneni en iyi şekilde anlayabilmek için kitabı okumak gerekir. Fakat bu konuda, bu cümlenin geçmesinin temel sebebi içerisinde yer alan duygusal kavramlardır. Bahsedilen korku, zorlama, terapi gibi aslında öğrencinin tamamen duygusal ve ruhsal yönüne etki eden olgulardır. Uzaktan eğitimde de bu olguları görmek pek âlâ  mümkündür. Fakat bu kavramları bahsi geçen okul öncesi ve ilkokul yaş gruplarında görmek ne kadar doğrudur? Bu kavramlara, bu yaş gruplarında rastlamak elbette ne doğru ne sağlıklıdır. Öğretmenler bazen bilinçli, çoğu zaman bilinçsizce de olsa öğrencileri bu duygulara sürüklemektedir.

Peki nasıl bu duygulardan kurtulup pozitif duygular yaratacağız?

Aslında negatif duygulardan kurtulup pozitif duygular yaratabilmek uzaktan eğitimi yakınlaştırabilmektir. Her ne kadar fiziksel anlamda öğretmenler öğrencilerine yakın olamasa da bu yakınlığı bir ekran aracılığıyla da olsa kurabilmek mümkündür. Bu bağı kurabilmek için her şeyden önce yukarıda bahsedilen iki husus göz önünde bulundurulmalıdır. İlk olarak eğitimin tek amacının bilgi aktarımının tek taraflı olduğu bir öğretim olmadığı farkındalığına ulaşabilmektir. İkinci ise her ne olursa olsun olumsuz duygu ve düşüncelerle bu süreci yönetmek olmaması gerektiğinin bilincinde olmaktır. Bu yaş grubunun en çok ihtiyacı olan şey pozitifliktir. Bir gülen yüz, bir tebessüm onlar için öğrendikleri en iyi şeyden bile kıymetlidir. Çocukların bu yaş grubunda sahip olduklarında en mutlu oldukları şey duygusal kazanımlarıdır. Sevmek, sevilmek ve güvende hissetmek. İster yüz yüze olsun ister uzaktan eğitim olsun öncelikli duygular her zaman sevgi ve güvendir. Çocuklara hak ettikleri bu sevgi ve güven ortamını çok görmemek gerekir. Belki mesafeler bu sevgi ve güven ortamını bazı engellere sürükleyebilir, belki bunu sağlamak gerektiğinden daha uzun sürebilir ama sonucu her şeye bedel hissettirir.

Uzaktan eğitimdeki ders kavramının sadece kitapları açıp birkaç şey yazıp okumak olmadığı, bir şeyler paylaşılabildiği ortamlar olduğu yerde sadece adı uzaktan kalır eğitimin. Biraz sohbet edebilmek, aynı şeylere gülebilmek, üzüntüyü paylaşabilmek… Tüm bunlar için ekran karşısında olmak bir engel değildir.

uzaktan eğitim

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.