Uzaktan Öğretim İçin Ders Tasarlarken
0

Bugün öğretmenlik mesleğini yürüten meslektaşlarımın üniversite eğitimlerinde afet ve salgın gibi olağanüstü durumlarda uzaktan öğretim yapabilme yeteneği için özel bir eğitim almadığını ve böyle bir tecrübeyi de daha önce yaşamadıklarını biliyoruz. Buna rağmen öğretmenlerimiz sadece uzaktan öğretimde değil Covid-19 Pandemi başladığından itibaren fedakârca vefa sosyal destek organizasyonunda, filyasyonda ve acil ihtiyaç duyulan malzemelerin üretiminde ellerinden geleni yaptılar. Asıl görevlerini de hiçbir zaman aksatmadıklarına bir eğitim yöneticisi ve iki öğrenci velisi/baba olarak bizzat şahit oldum.

Öğrencinin her gün sınıfta yüz yüze eğitimde devamsızlığını, derse katılımını, ödev yapma takibini, davranışlarını, başarısını ve performansını takip etmeyi öğrenmiş öğretmenlerin,  bir anda uzaktan/ekrandan (sanal ortamda çevrimiçi/çevrimdışı) tüm bunları sınıfı/sınıflarındaki tüm öğrenciler için başarmasını istedik. Bence büyük oranda başardılar.

Öğretmenler için ne güzel kendi evinde oturduğun yerden keyifle bu işi yapabilirler diyebilirsiniz. Ancak eğer evde öğretmenin de bakması gereken çocuğu ve ilgilenmesi gereken öğrencisi varsa işi daha da zorlaştı. Ev içinde anne/baba, ev hanımı ve öğretmen rollerini aynı anda yerine getirmek zordur. Hele öğretmenimin eşi de öğretmen ise durum daha da zor. Aynı anda evde iki öğretmen iki öğrencinin internete bağlanıp ders yaptığını düşünürseniz sanki ev değil mini bir okuldasınız. Sahi evde dört tablet/bilgisayar var mıdır? İnternet bağlantısını ve kotasını hiç sormuyorum. Çünkü cep telefonunun küçücük ekranından ders anlatmak/takip etmek sürdürülebilir değil. Velilerin ve öğrencilerin uzaktan öğretimi takip etmek için sahip olmaları gerekenleri ve bilişim okuryazarlığını düşünmemiz gerekiyor. Öğrencinin dışında sosyo-ekonomik ve kültürel kaynaklı dezavantajlar ve eşitsizlikleri de işin içine katarsak bu konunun çok farklı boyutlarda ele alınması gereken önemli bir problem olduğu görülecektir.

Bir milyona yakın öğretmene uzaktan öğretim konusunda kısa zamanda eğitim vererek onları bu konuda yetkin kılmak ve tecrübe sahibi olmalarını sağlamak da kolay bir iş değildir. Ama öğreten öğretmenler aynı zamanda öğrenmeyi de bildiği için bunun üstesinden gelebilirdi ve geldiler de. Kısa zamanda kendilerini bu yeni duruma hazır hale getirdiler. Yine de her zaman olduğu gibi bu zor durumda da yardıma desteğe ve taktiklere ihtiyaçları vardı. ama çoğunlukla kendi imkan ve fedakarlıklarıyla bu işin üstesinden geldiler.

Öte yandan bu duruma öğrenciler ne diyorlardı. Modern yönetim anlayışında veriye dayalı kararlar alınmalıydı. Üstelik ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde her okul türünün ayrı ihtiyaçları vardı. Öğrencilerin hangi durumda olduklarını, neler yaşadığını, düşündüğünü ve ihtiyaçları olduğu göz önüne almadan yol almak doğru olmayacaktır. Burada akademisyenlere ve üniversitelerimize görev düşüyordu. Bu amaçla Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyeleri, TÜBİTAK tarafından desteklenen “Covid-19 ve Toplum: Salgının Sosyal, Beşeri ve Ekonomik Etkileri, Sorunlar ve Çözümler” başlıklı çağrısı kapsamında “Covid-19 Sürecinde Uzaktan Öğretmen Süreci ile İlgili İlk ve Ortaöğretim Öğrencilerinin Algıları ve Duygularına Yönelik Bir Analiz” araştırma projesini tamamlamışlar. Araştırma kapsamında İstanbul ilinin tüm ilçelerinden toplam 6342 öğrenciden; derslere uzaktan erişim ile ilgili genel görüşleri, çevrimiçi derslerin bilişsel katkısı ile ilgili görüşleri ve çevrimiçi derslerde neler hissettikleri/duyguları hakkında veri toplanarak analizler yapılarak sonuçlar çıkarılmış. Bu çalışma sonucundaki öneriler, öğrencilerin ekran karşısındaki öğretim faaliyetleri esnasındaki duygularını, bu durumdaki bir çocuğa nasıl yaklaşılması gerektiği ile ilgili bilgileri ve öğretimi planlarken öğrencinin duyuşsal durumu ile ilgili dikkate alınması gerekenleri içermektedir.

Bu araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerimize aşağıdaki çok önemli öneriler geliştirilmiştir.

Tüm okul kademeleri için genel öneriler;

  • Öğrencilerinizin mümkün olduğu kadar derslere düzenli girmelerini sağlayın.
  • Çevrimiçi dersler esnasında öğrencilerinizin mümkünse gürültülü ve hareketli olmayan ortamlarda dersleri takip etmelerinin önemini velilere mutlaka anlatın.
  • Ailelere çocuklarına derslere girme konusunda baskıcı olmamaları gerektiğini belirtin.
  • Derslerinizi, çevrimiçi veya çevrimdışı ortamlara taşırken uzaktan öğretim ortamı tasarım ilkelerine uygun olarak düzenleyin.
  • Çevrimiçi ve çevrimdışı ortamı birbirine entegre ederek öğrenme ortamını tasarlayın.
  • Çevrimiçi derslerinizi her bir sınıf kademesinde farklı ihtiyaçları dikkate alarak tasarlayın.
  • Tüm seviyelerdeki derslerde kullandığınız materyallerin tasarımında, öğrencilerinizin dikkatlerini derse vermelerini sağlayacak çoklu ortam tasarım ilkelerine yer verilmesine özen gösterin.
  • Öğrencilerinizin uzaktan öğretim sürecinde sosyal ilişkilerini sürdürmeye yönelik çalışmalar yapmalarını teşvik edin.
  • Öğrencilerinize verilen ödevlerin yoğunluğunu tüm branş öğretmenleriyle birlikte değerlendirerek haftalık belli bir seviyeyi aşmadığından emin olun.
  • Öğrencilerinizle zaman zaman dijital ortamda veya telefonda birebir iletişim kurmaya özen gösterin.
  • Öğrencilerinizin her birine söz hakkı verin, soru cevaplayacakları, soru sorabilecekleri ortamlar tasarlayın. Sadece girişken, atak öğrencilerin soru cevaplamakta baskın olmasına izin vermeyin. Gerekirse soru cevaplama çetelesi tutarak her öğrencinin söz aldığından emin olun.
  • Her öğrencinize tek tek detaylı geri bildirim veremeyeceğiniz ödevleri sakın vermeyin.

 

“Öğretmenlerimizi, öğrencileri ile kurdukları pozitif iletişim için tebrik ediyoruz.”

İlkokul Öğretmenlerine Öneriler;

  • Ekranda kameranızı açık tutun.
  • Ders kitaplarından çevrimdışı ödev verme davranışınızı devam ettirin.
  • Öğrenmenin gerçekleşmesi için öğretimin ortamlarını nasıl tasarladığınız çok önemlidir.
  • Öğrencilerinize sorunun cevabını düşünmek için süre verin ve cevap verirken hata yapmasını, soruyu doğru cevaplayamamasını hoş görün. Soru öncesinde öğrenci ismi vermeyin. Tüm öğrencilerin düşünmesi için süre verin. Hepsi düşünsün ve sonrasında sizin söz verdiğiniz öğrenci soruyu cevaplasın.
  • Ara ara öğrencileriniz alışık olmadıkları değişik uygulamalar yaptırın.
  • Öğrencilerinizin derste anlamadıkları yerlerle ilgili rahatlıkla soru sorabilmeleri için öğrencilerinizle pozitif, etkili bir iletişim kurmaya özen gösterin.
  • Öğrencilerinizin odasında veya masasının üstünde yer alan, ders esnasında dikkatlerini dağıtacak objeleri kaldırmalarını isteyim.

 

“Derslerinizi düzenli tekrarlarla standarda bağlamayın. Öğrencileriniz, acaba bugün bize ne yaptıracak? Heyecanı ile derse katılsın”

Ortaokul ve Lise Öğretmenlerine Öneriler;

  • Dersleri “kameram açık mı kapalı mı yapayım” diye düşünmenize gerek yok. Gönül rahatlığı ile kameralarınız açık ders yapabilirsiniz.
  • Öğrencilerin etkileşim olanağı bulduğu nitelikli öğrenme ortamları tasarımları ile duyuşsal hazır oluşlarını fırsata çevirin.
  • Ergenlik dönemindeki öğrencileri çevrimiçi derslere bağlamak ve derse odaklanmasını (dikkatini vermesini) sağlayacak farklı stratejiler geliştirin.
  • Öğrencinin etkin olduğu öğrenme ortamları tasarladığınızda, pozitif duygular içinde olan öğrencilerle verimli bir öğretim süreci geçirebilme olasılığı oldukça yüksektir.
  • Öğrencilerin bir günde çevrimiçi aldıkları ders sayısını ve ders süresini artırmamaya özen gösterin.
  • Öğrencilerinizin akademik süreçleri kadar ruh sağlıklarını da önemseyin.
  • Öğrencilerinizin derslerinden zevk almasını sağlayın.

Bir yıla yaklaşan Pandemi sürecinde görüştüğüm tüm meslektaşlarımdan; meslektaşlarını, okullarını, sınıflarını ve en çok da öğrencileri çok özlediklerini, bu durumdan sıkıldıklarını ve biran önce sağlıkla okulların açılmasını yüzyüze eğitime başlamak istediklerini dinledim. Öğrencilerimiz de TV ve sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlarda arkadaşlarını ve okullarını çok özlediklerini ifade etmektedirler. Bayrak Törenini, İstiklal Marşı okumayı, okuldaki etkinlikleri, arkadaşlarıyla oyunlar oynamayı velhasıl herşeyi özlediler.

Hayatta olmak ve sağlıklı olmak hepsinden önemliydi. Kaybedilen zaman, yapılamayan dersler, öğrenilemeyen konular hepsinin telafisi mümkündü. Bunları unutup hala karnenin, notların ve başkalarından önde olmanın peşinde olanlar da olmadı değil. Bir de şu liselere ve üniversitelere yerleşebilmek için yaptığımız sınavlardan kurtulabilmiş olsaydık belki de bu not/karne baskısının olumsuz etkilerinden uzakta bu süreçte daha sakin kalabilirdik.

Okulların şubat ara tatili sonrası kademeli, seyreltilmiş, nöbetleşe, karma ve diğer yöntemlerle açılmış olması halinde hatta normale geçildiğinde bile uzaktan öğretimin eğitim sistemine katacağı katkıları olabileceği kanaati oluşmuştur. Bu itibarla yüzyüze eğitime geçmişte olduğu gibi normal olarak başlandığında da uzaktan öğretimin tamamen terk edilmeyeceği düşünülmektedir. Bu sayede uzaktan yapılabilecekler sayesinde okulda/sınıfta geçirilecek sürenin azaltılarak daha çok sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere zaman ayrılabilmesi mümkün olacaktır.

Mutlu çocuklar, mutlu toplum ve mutlu bir ülke ve gelecek için yapılan tüm faaliyetlerin merkezinde insanın (çocuk ve gençlerin) olduğu unutulmadan bu zor sürecin sonunda faydalı kazanımlara ulaşmış olmayı temenni ediyorum.

(*) Prof. Dr. Ş. Feza Orhan, Doç. DR. M. Betül Yılmaz, Özgür Şensoy, Barış Atakişi, “Covid-19 Sürecinde Uzaktan Öğretmen Süreci ile İlgili İlk ve Ortaöğretim Öğrencilerinin Algıları ve Duygularına Yönelik Bir Analiz”, 1001 Araştırma Projesi, TÜBİTAK

Facebook Yorumları

Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 Bakırköy İlçe MEM, Temmuz-2022 İstanbul İl MEM, Ekim-2023 Küçükçekmece İlçe MEM Şube Müdürü olarak görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir
İsmail-Kılınç

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.