Yaz Tatilini Nasıl Değerlendiriyoruz?

Milli Eğitim Bakanlığı düzenlemeler yaparak her sınıf seviyesinde kazanımların listesini her yıl yayımlıyor. Bu kazanımları incelediğimde görüyorum ki müfredata göre çocuklara kazandırılması gereken becerilerin ciddi bir bölümünü sınıfın dışında gerçekleştirebiliyoruz. Nitekim, okul tasarımlarını bu fikre göre gerçekleştiren çok fazla ülke ve okul da var. Özellikle de eğitim işini en kaliteli hale getirmeye çabalayan ve bununla da yetinmeyip oldukça da büyük başarılar yakalayan Danimarka, Hollanda, Finlandiya gibi ülkelerde bu bakış açısı çok yaygın.

Peki, bu insanlar ne yapıyor da çocuklar sınıfın dışına çıktıklarında gerçekten mutlu ve verimli zaman geçiriyorlar? Bizler sene boyu müfredatta yer alan kazanımları çocukların beceri haline getirmeleri için ne kadar okul sınırları dışına çıkarıyoruz ki beklenen hedefe ulaşabiliyoruz?

Öğrenmeyi bir yorgunluk olarak atfettiğimiz eğitim dönemine şu sıralar ara verdik. Tatilde herkes. Peki bizler, eğitimin, öğretimin okul sınırları dışında çok daha verimli olduğunu savunurken, tatilde neler yapıyoruz? Nelerle meşgul oluyoruz? Kendimize acaba bu soruyu bir öğretmen, bir veli, bir öğrenci, bir yönetici olarak ne kadar soruyor ve cevabını objektif bir şekilde kendimize verip kabullenebiliyoruz?

Kültürel gezilerimizi kısacık zamanlara sığdırarak yaptığımız kültür gezileri için harika biz zaman dilimi değil midir yaz tatili?

Öğrenmeye motivasyonun daha çok okul dışında olduğunu savunurken,

Öğrenciler!

Evden hatta odadan çıkıp ne kadar nefes almak için kendinizi doğaya veriyorsunuz? Bilgisayar oyunların içinde var olan dünyadan çıkıp kendinizin, varlığınızın içinde bulunduğu dünyaya ne kadar dönüp bakabiliyorsunuz? Kitaplar dünyasına kendinizi özgürce bırakabiliyor musunuz?

Veliler!

Çocuklarınızın kitap okuma alışkanlığının olmadığından yakınmanızda çok haklısınız. Peki, çocuklarınızla koskoca bir tatil boyu ne kadar bir araya gelip okuma saatleri yapıyorsunuz? Sadece okullara bırakılan kültür gezilerini sizler çocuklarınızla birlikte ne kadar yapıp bir müzeye gidip o kültürde bir pay ediniyorsunuz? Çocuklarınızı karşınıza alıp hiç sohbet ediyor musunuz? Ya da sohbet ederken nelerden bahsediyorsunuz?

Öğretmenler!

Öğrencilere bir şeyler öğretmekle mükellefken biz ne kadar öğrenmeye açık bırakıyoruz kendimizi? Derslerimizde her daim disiplinler arasını savunurken kendimizi diğer dünyalara açık bırakıyor muyuz? Hayat her dakika bir öğrenme süreci ise, biz kendimize ne katıyoruz ki başkasına ne katabilelim diyor muyuz?

Sanırım cevabı bulunması gereken o kadar çok soru var ki? Öğrenme sadece bir süreliğine okul adı verilen binalar içinde tıkanıp kalmış bir dünya mıdır? yoksa nerede, her kim ile olursanız olun kendinizi özgürce bırakıp bulabildiğiniz bir dünya mıdır? Eh bu soruların cevabı da sanırım insanın kendi içinde olmalı. İşte bu soruların kendi içinde cevabı bulunmasında da bırakın çevrenizdekilerin size bir şeyler öğretmesini. Kendi içinizde bulun sorduğunuz soruların cevabını. Bir öğretmen, bir veli, bir yönetici, bir öğrenci olarak.

   “Kimseye bir şey öğretemezsiniz. Sadece cevabı kendi içinde bulmasına yardımcı olursunuz.”

der, Galileo. Eeee, doğru der. Bu yaz tatili de eğitimin her paydaşının cevabı kendi içinde bulmasına yardımcı olacak bir zaman dilimi olsa gerek. İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırmayı düşünme zamanı.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.