Zihinden Önce Kalbe Dokunmalı

Okulda dersler, ödevler ve sınavlarla meşgul olan öğrencilerin çoğu başkalarının duygularını anlamakta zorlanırlar, aynı zamanda kendi duygularına da dikkat etmeyi unuturlar! Günümüzde çoğu okul akademik sonuçlara vurgu yapıyor. Peki hayatımızda başarılı olmak için tek ihtiyacımız akademik başarı mı? Şüphesiz duygular da ne öğrendiğimizi ve nasıl öğrendiğimizi etkiler.

Her zaman öğrenmenin duyguları gerektirdiğine inandım. Zihnin duygusal bağlantısı olmayan bir konuya odaklanması fikri benim için her zaman saçma olmuştur. Bana göre öğrencilerin duygusal zekası ile sınıf davranışları arasında hep güçlü bir ilişki vardır. Çocukların sınıfta başarılı olabilmeleri için kendilerini güvende, anlaşılmış ve sevilmiş hissetmeleri gerekir. Öğretmenlerin konularla ve kazanımlarla mücadele etmeden önce öğrencilerin temel, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamaları gerekir. Bu nedenle bir öğretmenin dersinin ilk beş dakikasını sadece öğrencilerle konuşarak geçirmesi gerektiğine inanıyorum. En basitinden bir öğretmen öğrencilerinin düşüncelerini günün temasını oluşturmak için kullanabilir. Bu ortamı daha iyi sağlayabilmek adına öğrencileri tanımaya, onlarla empati kurmaya ve öğrencilerin ilgi alanlarını ve deneyimlerini dikkate alan kültürel açıdan duyarlı müfredatlar oluşturulması gerekebilir.

Duygusal zekası alt seviyede olan öğrenciler belirli şeylere odaklanmak ve akranlarıyla ilişki kurmak için mücadele edebilir hatta öfke durumları gösterebilir. Ebeveynler çocukları için duygusal zekanın özelliklerini okulda öğrenmelerini bekler. Ancak duygusal zekanın öğreniminin ailede başladığını sonrasında ise okulda devam ettiğini söyleyebiliriz. Bazı kesimlerde de bu duygunun insanlarda doğuştan olduğunu veya çocukluk boyunca başkalarıyla rahat etkileşimlerle doğal olarak geliştiği düşünür.

Peki Duygusal Zeka Nedir?

Duygusal zeka, çocuğun duygularını tanımlama, değerlendirme, kontrol etme ve ifade etme yeteneğidir. Yüksek düzeyde duygusal zeka, çocuğunuzun zorlukları tanımlamak ve çözmek, başkalarıyla iletişim kurmak ve kararlar vermek için duygularını kullanmasına yardımcı olur.

Duygusal zeka aşağıda belirtilen becerileri içerir:

  • Duygusal okuryazarlık: Kendi duygularını ve başkalarının duygularını tanımak.
  • Duyguları yönetme: Duygularını etkili bir şekilde kontrol edebilme.
  • Empati geliştirme: Başkalarının duygularını anlamak ve paylaşmak.
  • İçsel motivasyon: Belirlediği hedeflere ulaşmak için ilerleme.

Çocukta Duygusal Zeka Nasıl Desteklenir?

1.DUYGULARI TANIMLAYIN

Öğrencinizin ne hissettiği hakkında konuşun ve ona duygularını (öfke, mutluluk, üzüntü, hayal kırıklığı) adlandırmasına izin verin.

2.DUYGULARINI DİNLEYİN

Bir durumun kendisini nasıl hissettirdiğini ve nedenini sorun. Herhangi bir olumsuz durumu iyileştirmek için neler yapabileceği hakkında konuşun.

3.EMPATİ KURUN

Öğrencinize nasıl hissettiğini anladığınızı bildirin. Çocuğunuzun hissettiği duyguların onu ve çevresini nasıl etkilediğinden bahsedin.

4.PROBLEM ÇÖZMEYİ ÖĞRETİN

Belli bir şekilde hissettiren duyguyu tanımlaması için öğrencinizin duyguları üzerinde düşünmesine yardımcı olun. Her türlü zorluğa birlikte çözümler bulun.

5.ÖRNEK OLARAK YOL GÖSTERİN

Kendi duygularınızdan örnekler vererek neden bu şekilde hissettiğinize ve duygularınızla nasıl başa çıktığınızı anlatın.

Bugünün tüm öğrencileri “Sosyal açıdan bilinçli değişim ajanları olmalı” ve biz öğretmenler onlara küçük birer dokunuş yapmalıyız. Henry Adams’ ın dediği gibi “Öğretmen sonsuzluğu etkiler; etkisinin nerede durduğunu asla söyleyemez.”
Birkaç örnek verecek olursak;

1. Değerler eğitimini verirken bir çocuğun başkalarına karşı nazik olduğunu gördüğünüzde onlara bir sticker vb. verebilirsiniz ve öğrenciler bu stickerları kavanozlarında biriktirebilirler.

2. Öğrencilerinizin çoğu güçlü sözlü iletişim becerilerine sahip değilse müzik eşliğinde ‘Olumlama’ Çemberi etkinliğini uygulayabilirsiniz. Bir çemberin etrafında dolaşıp her öğrencinin solunda oturan kişiye olumlu yönlerini söylemesini sağlayabilirsiniz.

3. Başka bir etkinlik örneği olarak büyük kağıtlar duvarlara asılır. Her öğrenci kendi kağıdına ismini yazar ve daha sonrasında kendini atlayarak tüm kağıtları dolaşarak kendi adını belirtmeden arkadaşı hakkında olumlu özellikleri yazar. Öğrenciler etkinlik sonunda kimin ne yazdığını bilmeyecek ve okuduklarında duygusal olarak iyi gelecektir.

4. Ders esnasında yöneltilen soruları puan almak adına değil de yaşama devam etmesi için bu sorgulama yetisini kazanması gerektiğini hissettirecek şekilde sorabilirsiniz.

5. Ders işlerken farklı disiplinlerle bağdaştırma yapabilirsiniz. Örneğin öğrencileriniz geometrik şekilleri dans ederek, sayıları ise oyun oynayarak öğrenebilir.

6. Öncelikle beceri gelişiminin önemini vurgulayacak etkinlikler yaparak onları sadece sınav sistemini baz almış okul ortamından uzaklaştırabilirsiniz.

7. Dersin belirli bölümlerinde (başlangıç ya da bitişinde) onlarla fiziksel aktiviteler yapabilirsiniz. Onlara uygun bir şarkı eşliğinde dans etme buna örnek olarak verilebilir.

Hiçbir şey bir öğrencinin sınıfınızda hissettiklerinden, duyduklarından ve gördüklerinden daha önemli değildir. Unutmayalım ki öğrenciler fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak eğitim ortamlarına bağlandıklarında bir sihir meydana gelecektir. Şimdi tekrar kendimize soralım öğrencilerimizi empati kurmadan kınamak mı? yoksa yardıma ihtiyacın varsa ben her zaman buradayım demek mi?

 

“Çocuklar ıslak birer çimento gibidir. Onlara değen her şey bir izlenim bırakır.”

Haim Ginott

Facebook Yorumları
Elif ÇİLEK
Elif ÇİLEK hakkında 21 makale
Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilimleri Öğretmenliği bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Kültür Koleji ortaokul kademesinde Fen Bilimleri Öğretmenliği görevini sürdürmektedir. Bir cok konferansa katılarak sunum ve atölye gerçekleştirdi. Stempd'nin Türkiye ayağında İstanbul elçiliği görevini yürütmektedir. Ayrıca çeşitli girişimlerde gönüllü olarak yer almaktadır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.