Zihnin Gençlerimize Oyunu

Üniversite sınavına hazırlanan kızımdan her gün duyduğum söz; yapamıyorum. Yapamayacağım. Son günlerde her evde ebeveynlerin hepsinin karşılaştığı duyduğu sözler. Liseye ve üniversiteye geçiş sınavları yaklaştıkça öğrencilerimizin kaygıları artıyor. Ve artan kaygıyla beraber zihinler aynı oyunu oynamaya başlıyor. Yapamazsın, Yapamayacaksın. Normal çalışan bir zihin her an olumsuzu düşünme ve odaklanma peşindedir. Peki zihnimiz neden olumsuzu algılama ve odaklanma eğilimindedir? Neden insanların büyük çoğunluğu Polyanna misali mutlu olmak için sebep aramaz. Oysa her şey olumluyken başarı ve mutluluk için bütün şartlar olgunlaşmışken, zihnimiz neden olumsuzu arar durur?

İnsanoğlu doğduğu andan itibaren yaşayabilmek, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sürekli çaba sarf etmektedir. Bu çaba içerisinde zihnimiz en az enerji ile dengede kalma gayreti gösterir. Zihnimiz gelecekte karşılaşabileceğimiz durumlar için senaryolar üretmekte ve tedbirler almak durumundadır. Tekamül sürecimizde, olumsuzu düşünmek, olumsuz olayla karşılaşma ihtimalimize karşın çözüm için senaryolar üretmek zihnimizin çalışma prensibidir.

Evrende her şey zıddıyla kaimdir. Bilincin zıddı da bilinçdışı (akıllı zekadır). Problemleri insanlarda bilinç, makineler de bilgisayarlar çözer. Önemli olan sorunlarımızın çözüme ulaştırılmasıdır ki bunu da bilinçaltı (akıllı zeka) gerçekleştirir. Bilinçaltımız bilinçli beynin farkında olmak zorunda olmadığı günlük faaliyetlerle uğraşır. Sıcak soğuk dengesi, tansiyon vb. Birçok öğrenci özellikle sınavlar yaklaştıkça kendi kendilerine burun kanaması, ateş yükselmesi, kusma, ishal vb. şikayetleri yaşayabiliyor. Bilinçli istekle bu eylemleri gerçekleştirmeseler bile farkında olmadan, bilinçli beyinlerinde meydana getirdikleri fonksiyonlarla bilinçsiz beyinlerini bu yönde etkileyebiliyorlar. Beyinle ilgili yapılan araştırmalar göstermiştir ki beynimizi yönlendirebiliriz. Aslında iyi bir yönetici olan beyin aldığı emirleri yerine getirmektedir. Bilinçli ve bilinçsiz bir şekilde verdiğimiz emirleri hiç itiraz etmeden kabul edip en güzel şekilde yerine getirmeye çalışır. Başarımız daha önce neyi nasıl öğrendiğimize bağlıdır. Bilinçli kararlarımızla başlattığımız eylemler otomatik olarak birbirini takip eder. Öğrenmeyi öğrenme de aynı süreci takip eder.

Peki bu sınav sürecinde evlatlarımızı yapamayacağım, başaramayacağım gibi olumsuz düşüncelerden nasıl koruyabiliriz? Neler yapmalıyız ki bu süreç de ruh sağlıkları bozulmasın?

Fiziksel varlığını sağlam bir zemin üzerinde sürdürebilen insan, psikolojik varlığı içinde sağlam bir zemine ihtiyaç duyar. Kişinin sağlam zemini öz beninin sağlıklı olmasına bağlıdır. Sağlıklı bir öz ben ise gelişimi sırasında temel ihtiyaçları karşılanan öz bendir. Umursanma, kabullenme, yeterli olma, değerli olma, sevilmeye layık olma gibi ihtiyaçları karşılanan bireyler, fiziksel ve ruhsal yönden daha sağlıklı bireylerdir. Ayrıca fiziksel ve ruhsal rahatlama beynin kapasitesini arttırarak hafızayı kuvvetlendirmektedir. Bu bağlamda çocuklarımıza daima sevgi diliyle yaklaşmalı, başaramayacağım kaygısından arındıracak olumlu güzel sözlerle cesaretlendirmeli, bunun yanında sınavın değil, bizim için kendilerinin sağlıklı ve mutlu bir birey olmalarının önemli olduğunu daima dile getirmeli, onları dinlemeli, anlamaya çalışmalı, değerli olduklarını hissettirmeliyiz.
Unutmayınız sevgi her kötü düşüncenin ilacıdır. Ve o ilaç çocuklarınız için sizin elinizde… Sevgiyle…

Sözlerinize dikkat edin. Düşüncelerinize Dönüşür. MAHATMA GANDHİ

Rıza CEYLAN

Eğitimci Yazar
NLP Master Practitioner
Lider Eğitimci Yazarlar Derneği Denetleme Kurulu Üyesi

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.