Eğitimde Zihinsel Özgürlük
0

Değerli okurlar öğrenme ve öğretme ile ilgili yaygın yöntemlerden olan farklı bakış açısı ile bir zihin yolculuğuna çıkacağız. Bu yolculukta Jacques Ranciere’in “Cahil Hoca ”adlı kitabından faydalanacağım.

Çıkış noktam şu:  ”Fransız bir öğretmenin Hollandalı öğrencilere Fransızca öğretmesi”. Burada öğretmen tek kelime Hollandaca bilmiyor ve sadece bir kaynak kitap üzerinden öğrenme gerçekleşiyor. Ancak günün sonunda öğrenme eylemi başarılı oluyor. Uygulayan öğretmenin ders gibi söylediği bir cümle var ”Demek ki başarmak için tek gereken istemektir. Öğrenmenin başlangıç noktası öğrencinin ya da öğrenenin istemesidir. O zaman öğreten ya da öğretmen öncelikle öğrencilerin istemesini sağlayacak.

Peki, geleneksel öğretme metodu veya anlayışı neydi : “Öğretmenin en büyük görevi bildiklerini öğrencilerine aktarmak ve onları yavaş yavaş kendi bilgi seviyesine getirmek. Yazarımız geleneksel yöntem diyebileceğimiz yöntem için “açıklayana dayalı sistemin mantığını yıkmak lazım, anlamayanın açıklayana değil, açıklayanın anlamayana ihtiyacı vardır”. Burada açıklayan diye tarif edilen öğreten yani öğretmendir. Yaygın yöntemlerle ilgili çekincesini “birine bir şeyi açıklamak, ona kendi başına anlayamadığını göstermek demektir

Yaygın yöntemin öğrenme kapasitesini daralttığı, muhakeme gücünü sınırladığı iddia edilebilir, hatta kendine güvenini yok eden yöntem olduğu da anlaşılabilir. Öğrenci veya öğrenen her anlamak istediği durumlarda bir açıklayana ihtiyaç duyacaktır. Yazarımız bunu aptallaştırma olarak da yorumlamaktadır. Açıklayıcı yöntem kullanılmadan da öğrenmenin mümkün olduğunu iddia etmektedir.

Öğrenciler Fransızca konuşmayı ve yazmayı öğretmenin yardımı olmaksızın öğrenmişlerdi. İlminden onlara hiçbir şey aktarmamıştı. Öğretmenin ilminden aktarmayıp öğrencinin kendi başına öğrenmesi ile ilgili şöyle bir yorumdan da bahsetmekte fayda var:  Fransızca öğrenmelerini sağlayan zekâ ana dillerini öğrenmelerini sağlayan zekâdır. Açıklayan bir hoca olmadan kendi başlarına öğrenmişlerdi. Bir kere olmuş olan her zaman için mümkündür. Öyleyse bir öğrenci eğer isterse veya öğrenmeyi ihtiyaç görürse kendi başına da öğrenebilir.

Özellikle çocuk yaşlarda bir hocaya ihtiyaç duyabilir. Ancak bu sadece iradeler arası olabilir. Eğer zekâ bir başka zekâya bağlanırsa bu sınırlandırıcı olur. Bu durumda zihinsel özgürleştirmeden bahsetmek lazım. İki ilişki arasındaki (öğretmen/öğrenci) farkın bilinip özenle korunmasına, irade başka bir iradeye itaat ederken kendisinden başka bir şeye itaat etmeyen bir zekânın gerçekleştirdiği durum özgürleşmedir” Bu anlayış yaygın yöntemden uzaklaşmayı gösteriyor. Ancak bu yeni yaklaşımda hocanın bir bilgi aktarımı yok, bir yöntem yok. Olan yöntem ise öğrencinin kendisi için geliştirdiği bireysel yöntemdir. Bu yöntem özgürleşme ve zihinsel kapasiteye duyulan güvenin yoludur. Yine bu yöntemde hocanın bilgisinden başka bir şeyi, yani bilmediğini öğretmesinin önünde bir engel yok gibi görünmektedir.

Öğrenciyi özgürleştirebilirsek yani onu kendi zekâsını kullanmaya zorlarsak hoca bilmediğini de öğretebilir. Bunun için bireyin zihninin gerçek gücünün bilincinde olması kâfidir. Açıklayan hoca olmaksızın kendi başına bir şey öğrenmeyen birey yoktur. Bu öğrenme biçimi aslında evrensel öğrenmedir. İhtiyaç duyduğunda herkes bu yöntemi kullanır. Sıradan bir insanın insan olma haysiyetini hissetmesi, kendi zihinsel kapasitesinin farkına varması ve onu nasıl kullanacağına karar vermesidir.

Değerli okurlar öğrenme ve öğretme üzerine bir zihin jimnastiği yapmış olduk. Dünyanın hızla değiştiğini göz önünde bulunduracak olursak öğretme-öğretme ile ilgili bilinen çok şey de değişecektir. Bir pandemi yaşamaktayız. Pandemiden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Öyle ise eğitimin eskisi gibi kalması da söz konusu değildir.

Güncel sorular;

-Yüz yüze eğitim ve uzaktan eğitim oranları ne olmalıdır.

-Yeni dönem öğretmenin özellikleri ne olmalıdır.

-Yeni dönem okul binaları, fiziki ortamları nasıl olmalıdır.

-Müfredat kavramı nasıl olmalıdır.

-Doğa sevgisi, hayvan sevgisi eğitimin neresinde ne kadar olmalıdır.

Gibi daha birçok soru aklımıza gelmekte zihnimizi kurcalamaktadır. Eğitimin çok aksadığı, çocuklarımızın okula gidemediği bu günlerde geleceği planlamak adına gelecek eğitim yöntemleri ile ilgili olarak düşünmeye ve yenilikler geliştirmeye ihtiyaç olduğu çok açıktır.

     Son söz;

Ben bir kitaptan yola çıkarak zihin egzersizi yaptım. Geleceğin eğitim sistemini şöyle tarif edebilirim. Kendi zekâsını kullanan, zihinsel gücünün farkında olan kendine güvenen bireyler ile açıklayan değil yol açan, istek uyandıran, heyecanlandıran, sınırlandırmayan ve özgürleştiren bir öğretmen ve bunun önünü açan bir sistem.” 

 

logo 2 | Eğitim Her Yerde

 

Kaynakça:

Jacques Ranciere’ ;Cahil Hoca ,(Çev. Savaş Kılıç).Metis Yayınları, İstanbul,2019

Facebook Yorumları

Teknik Eğitim Fakültesi mezunu ,33 yıllık eğitim yöneticisi, Farklı platformlarda yazılar yazar, "Meslek Liselinin Kariyer Yolu" ve "Eğitimcinin Penceresinden" adlı kitapların yazarı. MstfAslaN Okuyan, düşünen, sorgulayan ve üreten bir "EĞİTİM UZMANI",bir yazar.MstAslN

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir
thumbnail

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.