Öncelikle bu yazıyı yazmamda bana ilham kaynağı olan TED konuşmasından bahsetmek istiyorum. Konuşmanın ismi “Bir Ağaçta Kırk Çeşit Meyve Nasıl Yetişir?” Konuşmacı Sam Van Aken.
Kısaca hayatı ile ilgili bilgi vermek gerekirse Pennsylvania’da doğan Sam Van Aken, lisans eğitimini Sanat ve İletişim Teorisi üzerine almıştır. En son çalışmaları doğanın bir parçası olarak sunulmuştur. İletişim, botanik, tarım, klimatoloji ve teknolojinin sürekli artan etkisi gibi temalar üzerinde yeni perspektifler geliştirmek için geleneksel sanat yapma biçimlerinin ötesinde çalışan, sanatsal türleri ve disiplinleri aşan çağdaş bir sanatçıdır. Sam Van Aken, halen Syracuse Üniversitesi Sanat Okulu’nda doçent olarak çalışmaktadır.
Sanatçı Sam Van Aken, “Kırk Meyve Ağacı”nın ardındaki nefes kesici çalışmayı bu TED konuşmasında paylaşıyor. “Kırk Meyve Ağacı, tek bir ağaçta şeftali, erik, kayısı, nektar ve vişne gibi kırk çeşit çekirdekli meyve yetişen bir dizi melez meyve ağacıdır. Yılın bir dönemine, kadar normal görünecek şekilde tasarlanmıştır. Bahar gelince pembe ve beyaz renkte çiçekler açıyor ve yazın çeşit çeşit meyve veriyor. Bu projeyi sadece sanatsal nedenlerle başlattım. Alışılagelmiş gerçeği değiştirmek istedim. Kırk Meyve Ağacı’nı, aşıyla oluşturdum. Kışın, kesilen dalları toplayıp onları sakladım ve baharda ağaca aşıladım. Aslında neredeyse tüm meyve ağaçları aşılanmıştır çünkü meyve ağacının tohumu, ana tohumdan genetik olarak farklıdır. Hoşumuza giden bir çeşit bulduğumuzda bu ağaçtan bir dal kesip başka bir ağaca aşılayarak bu çeşidi çoğaltırız. Her bir Mekintoş elmasının nesiller boyu aşılanmış tek bir ağaçtan geldiğini düşünmek çılgınca olsa da bu, aynı zamanda meyve ağaçlarının tohum olarak korunamayacağını gösterir. Aşının tutup tutmadığını anlamak bir yıl, meyve verip vermeyeceğini anlamak iki ya da üç yıl sürüyor. Böyle bir ağaç yetiştirmekse sekiz yıla kadar sürebiliyor.” Diyor Sam Van Aken.
Konuşmaya göre güzel ve renkli ağaç çiçeklerini sergileme amacıyla bir sanat projesi olarak başlayan çalışma, nadir yadigâr örneklerin ve onların hikâyelerinin canlı bir arşivi hâline gelir. Aynı zamanda insanlara tarımı öğretmenin uygulamalı ve lezzetli yolu olur.
Sam Van Aken’in bahsetmiş olduğu ağaç aşılama tekniğinden biraz bahsedelim. Aşılama en basit tanımı ile, üretmek istediğimiz ağaçtan kesilen dal (aşı kalemi) ya da filizin, aşı yapılacak ağaca (anaç) yerleştirilerek oraya tutunmasını ve büyümesini sağlamaktır. Botanikte kullanılan aşılama, meyve ve süs ağaçlarının çoğaltılması amacıyla dünyanın her yerinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir.
Aşılamanın tarihi oldukça eskilere dayanır. Aşılamayla ilgili en eski yazılı kaynak ise, Hipokrat’ın öğrencilerinin yazdığı düşünülen, MÖ 424’de kaleme alınan Çocuğun Doğası Üzerine adlı kitaptır. Kitaptaki bir pasajda şöyle yazmaktadır:
‘Bazı ağaçlar, diğer ağaçlara yapılan aşılardan büyürler. Bu ağaçlar üzerinde bağımsız olarak yaşarlar ve meyveleri, üzerinde yaşadıkları ağaçtan farklıdır.’
Bir ağaç aşılandığında birden fazla türü bünyesinde barındırabilir ve hepsi ahenkli bir bütün, sanat eserini oluşturur. Çocuklar da böyledir. Birbirinden bağımsız ve her biri farklı, keşfedilmeyi bekleyen sanat eserleri.
Her çocuğun benzersiz olduğu ve hepsinin okula ayrı öğrenme kapasitesine sahip olarak geldiği, bu nedenle de hepsinin ayrı yöntemle öğrenebileceği yaklaşımı ile yola çıkarsak (burada bahsettiğim Çoklu Zeka kavramı) bir öğretmenin bütün öğrencilerini tanımadan, onların gereksinimleri ile örtüşecek bir öğretim planı yapamayacağı açıktır. Öğretmenler ve anne babalar çocukların farklı fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişim düzeylerine sahip olduklarını bilmelidirler.
“Eşit olmayan insanlara, eşit davranmaktan daha büyük eşitsizlik olamaz.” ( Thomas Jefferson)
Çağdaş eğitimde amaç; bilgi yüklemek değil öğrencilerin zihinsel gelişimine katkıda bulunmak, öğrencilerdeki farklı ilgileri, gereksinimleri ve yetenekleri ortaya çıkarmak, eğitim hedeflerinin ve öğretim yöntemlerinin öğrencilerde bu tür değişmeler doğuracak şekilde düzenlenmesidir. Öğrenenlerin kendi öğrenmelerine katılmalarının, bilgiyi keşfetmelerinin, uygulayabilmelerinin, diğer bir deyişle bilgiyi kendilerine mal etmelerinin sentez ve problem çözme gibi üst düzey bilişsel becerilerin geliştirilmelerinde daha etkili olduğu kabul edilmektedir. En genel anlamda etkili öğrenme, öğrenenin, eski bilgi ve deneyimlerinin üstüne yeni fikirleri inşa ettiği etkin bir süreç olarak tanımlanabilir. Bu süreç klasik öğrenme ortamından üç alanda farklılık göstermektedir: (1) bilgi, (2) öğretenler ve (3) öğrenenler. Klasik öğrenme kuramında bilgi, hareketsiz, iletilebilir ve özdevinimlidir. Etkili öğrenmede ise bilginin öğretenden öğrenene aktarılamayacağı ancak öğrenenler tarafından aktif bir biçimde kazanılıp kendileri tarafından inşa edileceği ileri sürülmektedir. Günümüzde bireylerin düşünme tarzlarının aynı olmadığı, bu nedenle de farklılıklar üzerinde yoğunlaşma gereği önem kazanmıştır. Farklı bireysel özellikler ise farklı öğretim yöntemlerini gerektirmektedir. Harvard Üniversitesi Profesörlerinden Howard Gardner bu farklılıkları “Multiple Intelligence” olarak tanımladığı “Çoklu Zekâ Kuramı” ile açıklamaktadır.
Gardner’a göre;
“Zeka, değişen dünyada yaşamak ve değişimlere uyum sağlamak amacı ile her insanda kendine özgü bulunan yetenekler ve beceriler bütünüdür.”
İnsan zekası yaşamın her anında, bir makineyi icat ederken, bir hedefi gerçekleştirirken, insanları ikna ederken, bir söküğü dikerken veya bir resim çizerken, bir rolü canlandırırken çok farklı zaman ve durumlarda harekete geçer ve kullanılır.
Çoklu Zekâ Teorisinin İlkeleri:
- İnsanlar çok farklı zekâ türlerine sahiptir.
- Zekâ; bireyleri sınıflandırmak amacıyla değil, onları tanımak amacıyla belirlenir.
- Bütün zekâlar dinamiktir.
- İnsandaki zekâlar tanımlanabilir ve geliştirilebilir.
- Bir zekânın kullanımı esnasında diğer zekâlardan da faydalanılabilir.
- Kişisel altyapı, kültür, kalıtım, inançlar zekâların gelişimi üzerinde etkiye sahiptir.
- İnsan gelişimini değerlendiren tüm bilimsel teoriler çoklu zekâ teorisini desteklemektedir.
- Şu anda bilinen zekâ türlerinden daha farklı zekâlar da olabilir.
Prof. GARDNER’in tanımladığı zeka türleri:
Yazmış olduğum cümleler ucu açık cümleler. Net bir tanım yaparak kesin bir kanaate ulaşmanızı sağlamak istemediğimden yorum ve değerlendirmeyi siz okuyuculara bırakmayı daha doğru buldum. Umarım her okuduğunuzda farklı bir limanda soluklanmanızı sağlayan cümleler kurabilmişimdir. Sevgiyle kalın…
https://evrimagaci.org/agac-asilama-nedir-nasil-ve-neden-yapilir-7843
https://www.samvanaken.com/about
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/57102
http://www.kronolojim.com/index.php/2018/09/13/hipokrat-mo460/