Okullarda İkinci Yabancı Dil

Yabancı dil öğretimi maalesef ülkemizde senelerdir süregelen alışkanlıklarından kurtulamamış ve gerekli kaliteyi yakalayamamıştır. Bu süreç zarfında hem öğretim tarafında öğretmen ve yöneticiler hem de öğrenen tarafında öğrenci ve veliler bazı sorunları aşamamış gibi görünüyor. Tabiri caizse her kafadan başka bir ses çıkmış, çeşitli metotlar, akımlar denenmiş lakin kemikleşmiş bir sistemi hayata geçirememişiz. Dil öğretimi için, bir zamanların meşhur turizm otelcilik ve anadolu lisesi furyası da geçici birer çözüm olarak kalabildi. Okul dışında yabancı dil öğrenmek için ya dil kursuna ya da maddi şartlara bağlı olarak yurtdışına gitmek de çözüm olarak algılanabilir. Peki, neden bu soruna bir türlü çare bulunamıyor? Çünkü sorunun nereden kaynaklandığına teşhis konulamıyor. İlk önce bir cerrah gibi hastalığın kaynağı tespit edilmeli. Daha sonra da acil tedavi eylemlerine geçilmeli.

İlk başta kendimize şu soruları sormalıyız yabancı dili kime öğretiyoruz, neden ve nasıl öğretiyoruz? Yabancı dili toplumun bütün kesimlerine, ihtiyacı olsun veyahut olmasın öğretmeye çalışıyoruz. Acaba ihtiyaç hasıl olmuş mudur?Bu işin pragmatiği nasıl yapılır? Bunları önümüze koymadan sorunu ve ihtiyaçları dikkate almadan cansiparane eğitim kısmına yoğunlaşıyoruz.

İnsanın doğası gereği ihtiyaçları uygulamaları, uygulamalar da pragmatik düşünce yapısını oluşturur ki maalesef bu gerçeğin farkına varamıyoruz. Türkiye’de birçok bölge var ki burada yabancı dile ihtiyacın farkında bile değiller. Yalnızca bölge veya şehir bazında bakmamak gerek, aynı zamanda çeşitli iş kolları veyahut olası geleceği olan iş sahaları da bu duruma dahil.

Gelelim bu dili neden öğrettiğimize. Bu konu da yine az önce mevzu bahis ettiğimiz konuyla yakından ilgili. Bir öğrenici bu dilin neden öğrenir sorusu yine ihtiyaçlarına bakılarak karar verilebilir. Örneğin mısır çarşısında bir esnaf, popüler tatil beldelerindeki ticari işletmeler, Çin ile iş yapmaya çalışan bir iş adamı … Örnekleri çoğaltabiliriz. Peki bu insanlar dili neden öğrenmişti? İhtiyacı olduğu için kendisi öğrenmişti. İşte insanoğlu sadece ihtiyacı olan şeyi öğrenir. Kars’ta yaşayan bir insana ne kadar yüzme öğretebilirsiniz? Ama Fethiye’de yaşayan hemen hemen herkes yüzmeyi bilir. Çünkü ihtiyacı vardır? Burada eşitlikten bahseden bazıları şu soruyu sorabilir: Kars’ta yaşayan bir insanın yüzme öğrenmeye hakkı yok mu? Var elbet ama ne zaman? O da bir gün Fethiye’ye gelirse ve ihtiyaç hissederse öğrenir. Velhasıl kelam günlük hayatta hiçbir şekilde kullanılmayacak olan yabancı dil yüz sene ders verilse öğrenilemez.

İlkokuldan hatırladığımız ve tek tip basılan kitaplarımız vardı. Bu kitaplar gayet özverisiz ve kaliteden uzak yayıncılığın birer örneği idiler. Maalesef demek zorundayım buna benzer yayınlar senelerce eğitim sistemimiz içinde var oldu. Ancak bu yayınlardan ve yine maalesef demek zorundayım zamanın mektupla öğretmen olan öğretmenlerimiz  tarafından yine senelerce kullanıldı. Günümüzdeki yayınlara bakacak olursak bir nebze düzeltmeler yapılsa da yine de öğrenci seviyesine uygun değil. Dilleri ve açıklamaları çok sıkıcı , kullanılan örneklemeler ve çalışma föyleri birbirinin benzeri. Öğrenci ihtiyacının aksine metinlerde birçok bilimsel terimler , sanatsal anlatımlar mevcut ve gündelik dediğimiz konuşmanın çok uzağında. Kullanılan cümlelerin Türkçe karşılığını bulmakta kimi zaman zor . Bir kıyaslama yapacaksak ; Türkçe öğrenmeye çalışan birine divan edebiyatından örnekler vermek gibi bir şeye karşılık geliyor . Öğrenen daha başlangıç durumunda basit gündelik ifadeleri öğrenmeden etken edilgen çatı gibi çok kompleks konularda kendini buluyor. Bunun yerine öğrencilere (natural acquisition ) yani doğal edinim metoduyla yaklaşsak. Aynı kendi dilimizi öğrendiğimiz gibi taklit ederek yaşayarak öğrensek hiç de fena olmaz. Belki yabancı bir dili öğrenirken bu metotu tam olarak uygulayamayabiliriz.Yine de buna yakın hareket etsek de mantıklı olabilir. Kullandığımız dilin yalın olması gerçekten sokağa çıktığımızda her an duyabileceğimiz kalıplar olması çok önemli. Kullanılan dilin yine bir bağlam içerisinde olmalı . Yani bir anlam ve mantık bütünlüğü olmalıdır.  Her cümle bir olaya denk gelmelidir. Bunun için basitten başlayan öğrencilerin seviyesine uygun filmler yapılmalı ve  öğrenciler doğal ortam içerisinde dilin nasıl kullanıldığını görmeli ve duymalıdır. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok pratik yapılmalıdır. Bunun için de o dili ana dili olarak kullanan insanlarla temas yararlı olacaktır. Ayrıca öğrencinin seviyesine ve ihtiyaçlarına uygun olan programlar öğretmenler tarafından yapılmalıdır. Bizdeki durum şuna benziyor. Bir doktor hastayı muayene ediyor, teşhis koyuyor fakat tedavi edici ilacı veremiyor. Çünkü amiri olan hastane müdürü veya başhekim buna izin vermiyor ve hayır diyor bu işi ben bilirim diyor ve değişik illetlerden muzdarip olan bütün hastalara aynı ilacı veriyor. Peki, soruyorum bu şekilde bir hastanın tedavisi mümkün müdür?

Kısaca özetlemek gerekirse yabancı dil öğretimini dershaneler gibi profesyonel eğitim kurumları yapmalı ve insanlara ihtiyacı oranında gerekli olan bilgiyi doğru bir metot ile vermelidir. Aksi takdirde yabancı dil eğitiminde bir arpa boyu yol gidemeyiz. Son olarak da iş dünyasıyla  yakın iş birliği yapılmalı ve iş dünyasının ihtiyaçlarına göre eğitim şekillendirilebilmelidir. Ayrıca öğrenilen yabancı dil mutlaka çeviri, simultine çeviri, turizm rehberliği, dış ticaret ve tıp gibi alanlarda da aktif olarak kullanılmalıdır. Yabancı dil öğretmenleri de iş dünyasıyla bağlantı halinde olmalı ve bu alanlarda çalışıp kendi birikimlerini ve deneyimlerini öğrencilerine aktarmalıdırlar. Aksi halde gerçek hayattan uzak ve özgür olmayan bir eğitim hiç kimseye fayda sağlamayacaktır.

Facebook Yorumları
Fatih Ince
Fatih Ince hakkında 2 makale
Ilkokul ve ortaokulu Ordu ili Altinordu ilcesi saraycik beldesinde tamamladim.Lise egitimimi Ordu lisesi yabanci dil bolumunde tamamladim Atatürk üniversitesi Almanca ögretmenliği mezunuyum.Yine bati dilleri ögrencileri icin acilan ingilizce ogretmenligi sertifika programini Dicle universitesinde basariyla tamamlayarak mezun oldum.Ilk is deneyimi egitim sektoru disinda idi .Damla holding borland enerji ihracat uzmani ve kurucu ekip koordinatoru olarak calistim.Daha sonra yine Istanbulda Okyanus kolejinde Ingilizce ogretmeni olarak calistim.Sirasi ile Istanbul Buyukcekmece Mimar Sinan koleji Ingilizce ogretmeni (full-time),English Park Language Schools Ingilizce ogretmeni(part-time), Daylight Language schools (part-time) ,Ordu Doga Koleji Ingilizce ogretmeni ve son olarak Namik Altas koleji Yabanci diller bolum baskani ve Cambridge schools koordinator olarak gorev yaptim . 2020 eylul atamasi sonucunda ise Artvin Arhavi ilcesine Almanca ogretmeni olarak atanmam gerceklesti.Ogrenim hayatima yine Anadolu universitesi Tarih bolumu ogrencisi olarak ayriyeten devam etmekteyim.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.