Meslek Liselerinde Bir Hafta

Türk Eğitim Sistemi ve ortaöğretim kurumları içinde Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri üzerine tartışmalar ve eleştiriler eskiden beri süregelmektedir. Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, Sosyal Bilimler ve Güzel Sanatlar Liseleri hakkında meslek liseleri kadar tartışma olmamış ve kamuoyunda, iş hayatında ya da akademik alanda konu edilmemiştir. Nedeni ise bu okullar bitince edinilen diplomayla çoğunlukla iş hayatına başvurulmuyor veya diplomanın gerektirdiği bilgi, beceri veya seviye beklentisi içinde olunmuyor. Diploma, bir üst öğrenime başvurabilmek için gerek şart olarak görülüyor. Bu açıdan bu okullar da akademik yaklaşımla üniversiteye yerleştirme oranları üzerinden eleştirilebilir. Mesela; 2019 yılında lisans programlarına yerleştirme oranlarında; Anadolu lisesi % 28, fen liseleri % 49, sosyal bilimler lisesi % 58 oranıyla eleştirilerek başarı ve hedeflere ulaşma düzeyinin düşük olduğu söylenebilir.

Meslek lisesi mezunları, iş dünyasınca yeterli bilgi, beceri düzeyini sağlayamadıkları ve üretim teknikleriyle makineleri kullanarak beklentileri yeterince yerine getiremediği için eleştirilmektedir. Mezun öğrenciler, iş hayatının kendilerine tecrübe kazanma fırsatı tanımadığını, hepsinin yetişmiş tecrübeli eleman aradığını, çalışma şartlarının ve ekonomik imkânların en azından ilk başlangıçta yeterince iyi olmadığını söyler. Neredeyse tüm mezun öğrenciler, beyaz yakalı olabilmek, askerliği kısa dönem veya yedek subay yapabilmek, toplumdaki itibarını artırmak, hayat arkadaşını seçerken daha şanslı olmak ve daha iyi şartlarda iş bulabilmek için mutlaka üniversiteye yerleşmeyi denemektedir. Üniversitelerde lisans bölümlerine yerleşme oranı da % 5 -10 düzeyinde kalmaktadır. Mesleki eğitim öğretmen ve yönetim kadroları da ortaokuldan akademik düzeyi düşük öğrencilerin meslek lisesine geldiği için mezunların çoğunun alanında/mesleğinde işe giremediği ve yükseköğretimi kazanamadığını dert eder. Karşılıklı olarak bu beklenti ve eleştiriler son birkaç yıla kadar yıllardır sürüp giderdi. Son iki yılda yapılan sektörel işbirlikleri, üniversite bünyesinde açılan yeni nesil meslek liseleri ve virüs salgınında ihtiyaç duyulan sağlık gereçlerinin üretilmesinde gösterilen olağanüstü gayretler bu konuşmaları olumlu yönde değiştirmiştir.

İnsanların gözardı edilmeyecek bir kısmı eğitildiği alanların dışındaki işlerde çalışıyorsa orada eğitim-insan-iş dengesinin bozulduğu, verilen emeklerin, harcanan kaynakların ve zamanın boşa gittiği söylenebilir. Düşünün ki perakende satış elemanı eğitimi alan kişi, işini değil güvenlik elemanlığı veya kafede servis elemanı olmuş, servis elemanı olarak okuyan da mağazada size ürün satıyor bu doğru olur mu? Peki, bu nasıl engellenebilir veya azaltılabilir. En azından mesleki eğitimde mezunların alanında istihdamı nasıl sağlanabilir. Kısacası eğitim-istihdam ilişkisi nasıl sağlanabilir. Öncelikle öğrencilerin işletmede beceri eğitimi ve staj ile başlayan ilişkinin okul bitirilip mezun olunmadan iş görüşmeleri üzerinde durulmalıdır. Bunun büyük oranda tamamen gerçekleşme ihtimali olmayacağı düşünülerek mezun olmadan okulların son sınıflarındaki tüm öğrencilerin; eğitim-iş buluşmaları, kariyer günleri, başarılı öğrencilere iş teklif mektupları, kendine güvenen öğrencilerin cv başvuruları, iş ve meslek danışmanıyla görüşmeden diplomasının verilmemesi gibi bir dizi planlı-zorunlu eylemde bulunulabilir.

Mezunların iş talebini kabul edecek olan iş hayatı temsilcilerinin eleştiri ve beklentilerini ciddiye alarak, taleplerin dört yıllık meslek lisesi eğitim süreci içinde yerine getirilmesini nasıl sağlayabiliriz. İş hayatının bu talebi doğrultusunda yapılacak çalışmalar 2023 Eğitim Vizyonunun gerçekleşmesi anlamına gelmektedir. Vizyon, genel anlamda; “Çift kanatlı insani eğitim, aklı/kalbi/zevki selim sahibi bireyler, okul-mahalle spor kulüpleri, okullar çocukların hayat alanı, azaltılmış sınav baskısı, ilgi-yetenek-mizaçlara göre eğitim, akademik ders yoğunluğunun azaltılması, sektörün süreçte etkin rol alması ve işbirliği, okurken çalışma, 21. yy becerileri, mutlu çocuklar güçlü Türkiye.” içermektedir. Tüm bunlar, anaokulundan başlayarak toplam zorunlu oniki yıllık bir süreç sonunda başarılabilecektir. Ancak bizim oniki yıl beklemeden son sınıf öğrencilerine de pratik çözümler sunabilmemiz gerekmektedir.

Konumuz ortaöğretim ve meslek liseleri olunca dört yıllık bu sürece odaklanmak gerekiyor. Öğrenci dört yıl boyunca haftada kaç saat hangi dersleri görecek, hangi pratik eğitimlere katılacak, bunu belirleyen resmi bağlayıcı belge ise “Haftalık Ders Çizelgesi” dir. Anadolu Meslek ve Anadolu Teknik Programı haftalık ders çizelgesi Şubat-2018 ve Mayıs-2019 dan sonra son halini Nisan-2020 tarihlerinde yapılan düzenlemelerle almıştır.

Yeni öğretim yılında 9. Sınıflardan başlamak üzere kademeli olarak uygulanacak olan çizelgeye göre;

  • Daha önce 9. Sınıfta 40 olan haftalık ders saatinin diğer sınıflarda olduğu gibi 43 saatlik ders yüküne devam edilmesi yani günlük ise en az sekiz saatlik ders yapılması,
  • Daha önce 10. Sınıfta yapılan Meslek/Alan seçiminin 9. Sınıfta yapılması ve meslek derslerine başlanması,
  • sınıfta her iki programda ortak olmak üzere 9 ders saatini seçmeli genel kültür veya seçmeli meslek derslerinden seçilebilmesi, AMP da daha önce 6 saat seçmeli (ayırım olmadan) ders yerine 7 saat seçmeli meslek dersi seçebilmesi,
  • Daha önce 9. ve 12. Sınıflarda 1 (bir) saat olan Rehberlik ve Yönlendirme dersinin 10. – 11. ve 12. Sınıflarda 1 (bir) saat olarak yapılması,
  • Merkezi sistem puanıyla yerleşen Anadolu Teknik programında daha önce 25 saat olan ortak genel kültür/akademik derslerin 42 saate çıkarılarak tamamen akademik destek dersleriyle eğitim yapılması, son yıl istemeleri halinde bunun yerine seçmeli meslek dersleri ve işletmelerde meslek eğitimini tamamlamaları halinde Anadolu Meslek Programından mezun olabilmesi,

Şeklinde değişiklikler yapılmıştır.

Bu değişikliklere göre; öğrenci 9. sınıfa kayıt olup yerleşirken dört yıl boyunca eğitim alacağı meslek lisesinde var olan alan/mesleklerden birini tercih edecektir. Seçtiği mesleğin/alanın 11 saatlik seçmeli meslek derslerini okuyacaktır. Bu 11 saat içinde 2 saat “mesleki gelişim atölyesi” dersi bulunmaktadır. Bir önceki yıla göre genel kültür derslerinin sayısında ve saatlerinde bir değişiklik olmamıştır. Eskiden olduğu gibi 10. Sınıfın birinci döneminin sonuna kadar alan/meslek değişikliği yapabilecektir. Daha önceden dil ve anlatım, matematik ve fen bilimleri, sosyal bilimler, din, ahlak ve değerler, yabancı diller ve edebiyatı, spor ve sosyal etkinlik, güzel sanatlar, bilişim olmak üzere 8 alanda toplam 39 seçilebilecek dersler tablosu yayınlanmıştır.

Rehberlik ve Yönlendirme dersinin 9. Sınıftan kaldırılması henüz mesleğini/alanını seçmiş olmasına rağmen bu alanda devam edeceği kesinleşmemiş, bir buçuk yıl içinde değiştirme imkânı bulunan öğrenci için bir ihtiyaç olduğu söylenebilir. Öte yandan 10. ve 11. Sınıflara eklenmiş olması olumlu ve faydalı bir değişikliktir.

Sınav puanıyla merkezi olarak yerleşip kayıt olmuş veya 9. Sınıfta gerekli şartları taşıdığı için 10. Sınıfta ATP geçen öğrencilerin son yıl tekrar AMP geçişine imkan tanınmış olması da esneklik ve geçişkenlik açısından yerinde bir karar olmuştur..

Ancak; öğrencilerin ilgi, yetenek ve becerilerinin tespiti, tüm meslekler için gerekli temel becerilerin kazandırılması açısından 9. Sınıfta 2 (iki) saatlik mesleki gelişim atölyesi dersinin süre olarak çok yetersizdir. Yıllar önce olduğu gibi bir gün 8 (sekiz) saatlik içinde teorik teknoloji dersini içeren uygulamalı atölye dersi daha faydalı olacaktır. Bu iki saat, öğrenciye teori ve uygulamayla faydası dokunacak çalışmalar için yetersizdir. Bu sekiz saat zaman diliminde henüz bir mesleğe ısınmamış öğrencilerin tasarım beceri atölyelerindeki gibi değişik alanlarda sıkıcı olmayan üretim süreçleri içinde meslek sevgisi kazandırılması mümkündür. Bu sayede halen 9. Sınıfta var olan diğer liselere nakil geçişlerinin azalacağı ve meslek liselerinde öğrenci azalması olmayacaktır. Benzer şekilde AMP için işletmede beceri eğitimine 12. Sınıfta başlanması, bu son yılda neredeyse tüm öğrencilerin üniversiteye yerleşmeye çalışıldığının bilindiği gözönüne alınarak hedefin mesleğin pratiğini işbaşında öğrenmek yerine sınavlara çalışmaya ağırlık vererek üniversite kazanmak arasında bocaladıkları bilinmektedir. Bu sebeple işletmede beceri eğitimi 10. sınıfta 1 (bir), 11. Sınıfta 2 (iki) gün olarak değiştirilmesi mezunların iş hayatına geçişlerini ve kabullerini kolaylaştırıp hızlandırabilir.

Anadolu Teknik Programındaki öğrenciler, 12. Sınıfına kadar işletmede işbaşında uygulamalı mesleki beceri eğitimine gitmeyip okulun atölye imkânlarıyla uygulamalı meslek eğitimine katılarak, okulu bitirmeden zorunlu 40 iş günü (300) saatlik bir staj programıyla mezun olacaktır. Son yıl hiçbir meslek dersini teorik veya uygulamalı görmeden mezun olup teknisyen unvanı alacak olması ayrıca tartışılması gereken bir konudur. Bu öğrencilerin sektöre nitelikli eleman yerine 25 saat eklenen akademik destek dersleriyle birlikte doğrudan üniversiteye hazırlanması anlamına gelmektedir. İTÜ ve ASELSAN MTAL gibi okullar için doğru ve uygun olacağı düşünülmüş bir program olarak mantıklı görünmektedir.

Meslek Liselerinin haftalık ders çizelgelerinde yapılan kısıtlı düzenleme bu haliyle, dört yılın sonunda mezun öğrencilerin çoğunluğunun iş hayatına geçişinde sınırlı değişiklikler oluşturacaktır. Eğitim 2023 Vizyonunda dört yıl boyunca yapılacakları da belirlemiş bir yol haritasındaki hedeflere ulaşma süresini uzatacaktır.

Sebeplerine gelince; ortaokulu henüz bitirmiş bir genç, sabahtan akşama kadar okulda haftalık 43 saatlik bir akademik ders yükü altında, evden okula gidiş geliş sürelerini (özellikle büyükşehirlerde) düşünerek evine yorgun argın varacak, yeme-içme ve dinlenme gibi temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra o günün ders tekrarı ve ödevleri ile ertesi günün derslerine ön hazırlık için az vakti kalacaktır.

Haftalık ders çizelgesindeki bu değişiklik, tüm resmi rapor ve toplantılara konu olmuş 9. Sınıflarda ağırlıkla sorun olarak karşımıza çıkan devamsızlık, başarısızlık, sınıf tekrarı, okul terk ve disiplin oranının azaltılmasında beklenen faydayı sağlamada etkisi az olacaktır. Okulda akademik ağırlıklı yapılandırılmış olan mesleki eğitim sistemine devam edileceği görülmektedir.

Mesleki Eğitim Merkezlerinin örgün eğitime dahil edilmiş olmasına ve tüm mevcut meslek liselerinde Mesleki Eğitim Merkezi Programı açılmasına imkan tanınmasına rağmen MTAL bünyesinde bu program beklendiği oranda yaygınlaşmamıştır.  Meslek lisesi çatısı altında var olan AMP ve ATP ilave MEP (Mesleki Eğitim Programı) olarak eklenerek 9. Sınıftaki performansı ile sekiz yıllık portfolyosuyla programlar arası tercih gerekmeden zorunlu yönlendirmeyle birlikte meslek seçiminde ise beceriye ve isteğe dayalı birbirini tamamlayan bir modele geçilmesi daha faydalı olacaktır. Böylelikle temel-orta ve üst düzey akademik/mesleki bilgi ve beceri kazandıran herkese hitap eden bir modele sahip olunabilecektir.

Gençlerin ihtiyacı çift kanatlı insani eğitim, aklı/kalbi/zevki selim sahibi bireyler olması için haftalık 2 saat beden eğitimi ve spor, görsel sanatlar veya müzik üçlüsünden sadece birini seçmek zorunda bırakılması gençleri mutlu etmeyecektir. Öğrenciler doğal bir talep olarak hem spor hem de müzik istiyor ve ilgi duyuyor olabilirler. Haftalık 43 saatlik ders yükü altındaki öğrenci, okulun sosyal-kültürel ve sportif alanlarından faydalanması için yeterli zaman kalmamaktadır. Bazı teorik genel kültür derslerinin uzaktan eğitim EBA platformuyla esnek zaman diliminde takip edilerek haftalık ders yükünün azaltılması sağlanabilir. Bu zaman dilimini okul-dışı sosyal-kültürel ve sportif ortamlarda geçirmelerine imkân sağlanabilir.

Vizyon kapsamında akademik ders sayısı ve süresi azaltılıp öğrenciler sınav baskısından kurtulacağı beklenmektedir. Bu yapılan düzenleme, sektörle işbirliğinin istenilen yeterli düzeyde artırılarak süreçte iş hayatının etkin rol almalarında yetersiz kalacaktır. Sektörle işbirliğinin öğrenciyle iş ortamının, işin ve işletmenin buluşturulmasına, öğrencinin doğrudan iş hayatı becerilerine katkı sağlaması önemlidir. En önemlisi de ilgi-yetenek-mizaçlara göre mesleğe yönlendirme ve iş hayatı desteğiyle iş ortamında mesleki bilgi, beceri ve yetkinliklerin kazandırılması gerekmektedir.

Nitelikli öğrenci ve kalifiye işgücünü yetiştirmede, öğrencilere sektörün beklediği oranda mesleki yeterlikleri kazandırılmasında, eğitim-istihdam ilişkisinin güçlenmesine katkı sağlanmasında, 2023 Vizyonu ile ulusal hedefler, sektörel talepler ve pedagojik ihtiyaçlar doğrultusunda mesleki eğitimin yeniden yapılandırılmasında daha önemli değişiklikler gerekmektedir. Mevcut istenmeyen sonuçların değişmesi ve beklenen sonuçların alınabilmesi için dört yıllık süreçte yapılanların önemli oranda değişikliğe uğraması beklenmektedir. Mesleki eğitimin tüm sorunlarının bu çizelgeyle değişmeyeceği bilinse de bir nevi yemek tarifi ve reçete olarak çizelgeyi kabul edebiliriz. Covid-19 Korona Virüs Salgınında sağlık alanındaki hayati ihtiyaçların karşılanmasında gösterilen olağanüstü çabanın ve ortaya çıkarılan ürünlerin medyada yoğun olarak yer almasıyla gündemde olan meslek liselerinin kamuoyunda algısı olumlu yönde artmıştır. Bu yazı hazırlanmadan önce meslek lisesi müdürlerinden yeni haftalık ders çizelgesinin getirdiği değişiklikler ve etkileri hakkında yukarıdaki bilgi ve fikirlere ulaşılmıştır. Meslek lisesi öğrenciliği, atölye ve meslek dersi öğretmenlik ve yöneticilikleri sonrasında otuz yıla yakın mesleki eğitim hayatındaki tecrübeleriyle bu uzmanların, yapılan bazı düzenlemelerin uygulanmadan da sonuçlarının öngörülmesinin mümkün olduğu kabul edilerek önerileri dikkate alınması faydalı olacaktır.

Erol DEMİR – Elektronik Uzman Öğretmeni/İşletme Sosyal Bilim Uzmanı

Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 113 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.