Girişimcilik, en basit tanımıyla, yeni bir iş yaratmak için orijinal bir fikirle yola çıkan bir bireyi ya da bir grubu ifade eder. Günümüzde bir girişimci, “fırsatları tanıyan ve yakalayan; bu fırsatları uygulanabilir/pazarlanabilir fikirlere dönüştüren; zaman, çaba, para veya beceriler yoluyla değer katan; bu fikirleri uygulamak için rekabetçi pazarın risklerini üstlenen ve bu çabaların karşılığını alabilen kişi olarak tanımlanabilir (Mutlu, 2023).
Bu tanımda verilen girişimcilik ekosistemini okullarda yaratmak için çeşitli çalışmalar yapılabilir. Normalde bugün itibariyle bu ders normal Anadolu ve Fen liselerinde verilmektedir. Aslında Mesleki ve Teknik eğitimde de giderek önem kazanan bir ders olacağı açıktır. Biz öğretmenler olarak bu derslerde daha çok akademik çalışmalar yapmaktayız. Fakat baktığımızda bu derslerde gelecek konjonktür de baz olarak yaratıcı düşünceyi alıp yola devam edebiliriz. Yani gelecekte bu anlamda gerek Anadolu ve Fen lisesinde ve gerekse de mesleki eğitimde kişisel gelişime yönelik çalışabiliriz. Neden böyle düşünmeliyiz? Baktığımızda gelecekte yapay zekanın yaratacağı iş ekosisteminde bireysel olarak bizlerin farklı bir ekosistem yaratmamız gerekebilir. Çünkü yapay zekâ teknolojik açıdan Endüstri 4.0 gelişmesi olarak karşımıza çıkarken insan faktörü giderek önem kazanacaktır.
Teknolojinin bu kadar ilerlemesi yeni meslek dallarını ortaya çıkarırken, bir kısmını da tehlike altına sokabilir. Öğretmenlik de bu alanlardan biridir. O halde biz eğitimde daima insan faktörünü ön planda tutmalıyız. Ancak bu şekilde kişileri temel alan değerler dünyasında yapay zekaya karşı farklı bir ekosistem yaratabiliriz. Böylelikle öğrencilerimiz kişisel ve sosyal değerleri baz alan bir sistemin yapay zekaya rağmen bir üyesi olabilirler. Bizler öğretmenler ve yöneticiler olarak şu anda böyle bir ekosistemin az çok bir parçası olabiliriz. Ancak kanımca ilerde ihtiyaç duyacağımız sürdürülebilir yaşam farkındalığı için bunu öğrencilerimize aşılamalıyız. Böylelikle sürdürülebilir yaşam ortamları yaratmak için yapay zekâ katkılı yaratıcı düşünceyi temel alan sistemler oluşturabiliriz.
Teknolojik gelişmelerin geldiği son noktada Endüstri 4.0 olarak nitelendirilen Dördüncü Sanayi Devriminin sunduğu yeniliklerin başında yapay zeka teknolojileri gelmektedir. Literatürde farklı tanımları bulunan yapay zekâ en basit tabirle “görevleri yerine getirmek için insan zekâsını taklit eden ve topladıkları bilgilere göre yinelemeli olarak kendilerini iyileştirebilen sistemler veya makineler” olarak tanımlanabilir. Pek çok sektörde imkânlarından faydalanılmasına ve üzerine akademik çalışmalar yapılmasına karşın yapay zekânın girişimcilik alanındaki etkileri gerekli ilgiyi görememiştir. Sunduğu fırsatlar her ne kadar yapay zekâ entegrasyonunu çekici hale getirse de Stephen Hawking “…yapay zekânın yükselişi insanlığın başına gelen ya en iyi ya da en kötü şey olacak. Hangisi olduğunu henüz bilmiyoruz” sözleriyle bu yeni teknolojinin insanlığa sunabilecekleri hakkında temkinli bir yaklaşım sergilemiştir.
Yapay zekânın sunduğu fırsatlar ve potansiyel tehditler halen araştırmaya ihtiyaç duyan geniş bir çalışma sahası sunmaktadır. Ancak, yapay zekâ günümüze kadarki süreçte karşımıza çıkan pek çok teknoloji gibi yalnızca bir araçtır ve insanların bu aracı nasıl ve ne için kullanacakları yapay zekânın insanlık üzerindeki etkisini belirleyecektir Tarihte üç büyük olay vardır. Bunlardan ilki kâinatın oluşumudur. İkincisi yaşamın başlamasıdır. Üçüncüsü de yapay zekânın ortaya çıkışıdır (Mutlu, 2023).
Kanımca yukarıdaki makale alıntısı da beni desteklemektedir. Burada girişimcilik derslerinde öğrenciye kendini tanıma ve değerler kapsamında bir yol açmak mümkün olabilecektir. Bu derslerde öncelikle Anadolu ve Fen liselerinde özellikle bu çalışmalara ağırlık verip öğrencinin akademik alanla buluşması sağlanabilir. Mesleki eğitimde de birey ve değer çalışmalarına ağırlık verilip daha sonra mesleki alandaki çalışmalara geçilebilir. Örneğin elektronik, tesisat, makine gibi alanlarda okuyan ve staj yapan öğrenci aynı zamanda yaratıcı düşünce olarak kendini tanıyabilir. Bu yaratıcı ekosistem ise tüm okullarda yapay zekanın negatif yönleriyle savaşabilir. Konu insan olduğunda yaratıcı düşünce ekosisteminde bireye bakış, eğitimde yapay zekâ kapsamında anlamlı olabilir.
Mesleki eğitimde girişimcilik yaratıcı ve yenilikçi girişim modeli olarak desteklenmelidir. Yapay zekâ ile girişimciliği desteklemek için mesleki ve teknik eğitimde yaratıcı düşünceyi desteklemek gerekir. Böylece sürdürülebilir kalkınma hamlesinde teknoloji yanında insan faktörü göz ardı edilmemiş olacaktır. Bu şekilde teknoloji ve değer konusu sürdürülebilir ekosistemde insanın temel olma özelliğini öne çıkaracaktır. Hayat boyu gelişimde insanın sürekli gelişimi esas ise mesleki gelişimde de kişi girişimcilik ruhu kazanmalıdır. Bu sayede kendisine daha yaratıcı ve yenilikçi yollar açacak kriterleri gerçekleştirebilir.
Bu açıdan bakıldığında belki Türkiye gibi kapitalizmden nasibini almış ülkelerde yaratılan tüketim ekosisteminde kişi kendini çabuk tüketebilir. Çünkü bu sistemde kişi kendini yeterince tanımadığından yaratıcı ve yenilikçilik kapsamında eksik kalacaktır. Ve hayat boyu öğrenme mümkün kılınamayacaktır. Kişiler ya kısıtlı imkanlarla yakaladıkları emeklilik sisteminde yok olacak. Ya da girişimcilik alanında yeni üretimlere imkân olmayacaktır. Bu yüzden tüm mesleklerde teknoloji ve değer kapsamında bireylerin kendilerine tanımalarına yönelik çalışmalara ihtiyaç vardır. Burada girişimcilik gibi dersler sürdürülebilir eğitimde önem kazanabilir.
Kaynakça:1- Tuğba Mutlu, Yapay Zekâ ve Girişimcilik, 2023