1. Anasayfa
  2. Değerlendirmeler

Pandemi Çıkmazı Mı? Girmezi Mi?

Pandemi Çıkmazı Mı? Girmezi Mi?
0

Şunu çok net görebiliyoruz ki:

Artık toplum olarak eski eğitim çıkmazından henüz kurtulamamışken yeni bir çıkmaza girdik: Pandemi çıkmazı.

Ya da pandemi girmezi de diyebiliriz. Malum bu süreçte ne ders işlenebiliyor, ne sağlıklı bir ölçme değerlendirme yapılabiliyor. Adeta girilmez/ çıkılmaz bir labirent.

Bundan nasıl kurtuluruz, neler yapılır? Bu konu hep tartışmaya açık. Çevrimiçi ortamda sınıf yönetimi zaten fazlasıyla zorken bir de internet/ elektrik kesintileri hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin işini zorlaştırıyor.

Ama velileri de unutmamak gerek. Oradan oraya koştururken telefon, bilgisayar yetiştirme derdine düşen velilerin işi faturalarla, çocuklarla, ekonomiyle falan çok daha zor bir hale gelmiş durumda. Üstelik bu bağlamda hem öğretmen hem veli olanlarımız var ki onlara ayrıca dualar edin lütfen…

Her neyse, görüyoruz ki eğitim sorunları pandemi öncesinde alıp başını giderken, pandemi sonrası üstüne yeni sorunlar ekleniyor gibi. Adeta bir gayya kuyusu misali çıkmaya çalıştıkça dibi boyladığımız şu günlerde ne yapılır, ne edilir diye yazıp çiziyoruz ama yine aynı aynı noktaya dönüp dolaşıp varıyor gibiyiz.

Nerede hata yaptık, ne günah işledik bilemiyorum. Ancak fazla da olumsuz konuşmayalım. Hatta sanırım artık hiç konuşmayalım ki kalkıp bir şeyler yapma vakti geldi de geçiyor çünkü.

Ya kalem kaldırırsınız ya da bir çivi çakarsınız. Seçim sizin. Ancak atacağınız her adım bir sonraki neslin sizi anması, dualarında yer vermesi anlamına gelebilir. Kim bilir, belki de eğitim dünyasının isimsiz kahramanı da olabiliriz.

Ama bunun tek bir çözümü var: elimizi taşın altına koymak.

Patates baskısı!

Hatırlar mısınız?

Çocukluğumuzda patates baskıları yapardık. Ben kesmeyi beceremezdim bir türlü. Eğri büğrü olurda ama öğretmenlerim, büyüklerim yardımcı olurdu bir şekilde. Ne yalan söyleyeyim bu kesme biçme işleri bana göre değildi. Şimdi de pek becerdiğim söylenemez.

Annemin ahşap boyamaları meşhurdu hep ben küçükken. Mis gibi ahşap kokusu ve renk renk boyalarla evimiz şenlenirdi. Resimler, taş boyamalar, minik rengarenk boyanmış heykelcikler.

Akrabalarımın da bir kısmında vardı bu sanatsal gen sanırım. Bir bana geçmemiş diye hayıflanırdım.

Yıllar geçti müziğe ilgim var, bir şu çizme, boyama işini beceremiyorum. Ama dert değildi benim için ben kendimi insan ilişkilerinde bulmuştum. Bunu çözmeye, anlamaya, anlatmaya dertliydim.

Şimdi o çocukluğumda yapamadığım patates baskısını başka insanlarda kalıcı izler bırakarak yapmak istedim. Çocukluğumun bir türlü olmayan yıldızlı, kalpli baskıları başka insanlarda vücut bulacak, belki ben de böylece çocukluğumdaki eksiklikleri giderecektim.

Hayatımızda yarım kalmış kesilmiş olmamış, bir türlü şekil verilememiş, sıkıca bastırsak da iz bırakamamış her hatırası ilerde yetişkinlik sürecinde başka hayallerle, hatırlarla iyice bastırılınca belki daha düzgün şekillerde bizde iz bırakmak istiyor.

Buna engel olamayız. Her hatıra tam şekliyle veya yarım kalan izlerle bizde var olacak. O orada ve hep orada kalacak. Tıpkı patates baskıları gibi…

Facebook Yorumları

Nisa Gögebakan Psikolojik Danışman. Yazmayı seviyor. Münzevi bir mütecessis yahut tüm etiketlerin ötesinde sadece bir insan...

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.