Yönetim Sanatının İncelikleri

Yönetim faaliyetlerinin insanlık tarihi kadar eski olduğu, bilinmektedir. Adına nasihatname geleneği denilen yöneticilere-devlet idarecilerine; daha iyi yönetici nasıl olunur? şeklinde nasihatler olarak sunulan eserlerde, yöneticilere daha iyi bir idare anlayışı yönünde yol göstermek amaç edinmiştir. Bu bağlamda Plato ve Aristo gibi antik Yunan filazoflarının eserleri; Nizamülmülk ‘ün Siyasetnamesi, Koçi Bey’in Risalesi, Sarı Mehmet Paşa’nın Yöneticilere Öğütler’i en bilinen eserler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Platon’a göre devleti oluşturan doğal neden, hiçbir insanın tek başına kendi kendine yetmemesi, bu nedenle de ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarının yardımına muhtaç olmasıdır. Onun için devletin ödevi; insanları erdemli kılarak birlikte mutlu bir şekilde yaşamalarını sağlamaktır. Ancak bu, toplumsal yaşamın, ahlaki bir anlayışa göre düzenlenmesini ile gerçekleşebilir. Ona göre ideal devlet; işçiler, bekçiler ve yöneticiler olmak üzere üç sosyal sınıftan oluşur. İşçiler, çalışarak üretimde bulunurlar ve devletin maddi ihtiyaçlarını karşılarlar. Bekçiler, içte ve dışta devletin varlığını korurlar. Yöneticiler de kanunları yapar ve devleti yönetirler. Platon devleti bir eğitim kurumu olarak görmüş ve bu kurumda bütün vatandaşların yeteneklerine göre eğitilmesi gerekliliğini vurgulamıştır. Platon, Devleti meydana getiren yurttaşların erdemli olması gerektiğini, işçilerin erdeminin çalışkanlık, bekçilerin; cesaret, yöneticilerin ise bilgelik olması gerektiğini söylemiştir.

Aristoteles’e göre devlet en yüksek iyidir. Çünkü devlet herkesin iyi yaşaması ya da ortak mutluluğu için vardır. İnsan doğası gereği hep iyiye yöneldiğinden, siyasal düzen olarak devletin ortaya çıkışı da doğal bir zorunluluk olmaktadır. Devleti insanları erdemli kılmak amacına uygun yöneten yönetim biçimleri doğrudur.

Tarihe Nizamülmülk olarak geçmiş olan ünlü devlet adamının asıl ismi Hasan bin Ali bin İshak’tır. Selçuklu Devleti’ne vezirlik yapmış büyük bir devlet ve siyaset adamıdır.

Nizamülmülk Siyasetname adlı eserinde, devlet adamlarının zayıfların haklarını gözetmesi gerektiğini, halkın durumundan devamlı haberdar olması gerektiğini belirtmiştir. Nizamülmülk’e göre devlet adamı, zamanında yapması gereken işi ötelememelidir, zira devletin gündemi çabuk değişmektedir. Devlet adamı merhametli olmalıdır. Zira merhamet son derece güzel bir meziyettir.

Osmanlı Devleti’nde yüzyıllar boyunca faaliyet gösteren Enderun Mektebi, bir yüksek idare mektebi olarak hizmet vermiş, sistematik bir biçimde devlet idarecisi yetiştirme geleneğinin bir ilki olarak, dünyanın kamu yönetimi olarak kabul edilmektedir. Buna karşın bugünkü anlamıyla yönetimin bilim olarak kabul edilmesi Amerikalı mühendis Frederick W. Taylor’un uyguladığı zaman ve hareket etütleri sonucu ulaşılan bilgiler, örgüt ve yönetim kuramları olarak formüle edilerek, yönetim biliminin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Taylor (1911) ” Bilimsel Yönetimin İlkeleri” isimli eserinde kötü yönetimden daha çok, asıl büyük israfın, insan gücünün kötü yönetilmesinden kaynaklandığını; ancak bunun farkına dahi varılmadığını söyler.

Günümüz iş hayatında kullanılan yönetim uygulamalarının büyük çoğunluğunun fikir babası olarak kabul edilen Peter Drucker’in yönetime dair fikirlerine de şöyle bir göz atacak olursak; Drucker organizasyonlarda temel prensibin sorumluluğun dağıtılması olduğunu, şirketlerin kâr makinesi olarak değil, çalışana güven ve saygı üzerine kurulu bir insan topluluğu olduğunu dile getirmiştir. Drucker, yeni ekonominin asıl sermayesinin bilgi olduğunu, ben diye düşünme, biz diye düşün ve konuş. Yönetimin asıl görevi yetenekleri çekmek ve tutmaktır. Sorunlara değil imkanlara odaklanın şeklinde söylemleriyle yöneticilere ışık tutmuştur.

Yönetim sanatı üzerine geçmişten günümüze farklı görüşlerin ortak uzlaşıları; yöneticilerin sorumluluk alan önderlik yapan kişiler olduğu yönündedir. Sorumluluk almak insan olmanın gereğidir. Yöneticiler emri altındaki kişilere ve dahi üstlerine aldıkları sorumluluklarla ve liderlikleriyle örnek olmalıdırlar. Liderlik vasfı her yöneticide olmayan bir özellik olup yöneticinin en büyük artısıdır. Yönetici statükoyu uygulayan kişi iken lider gerektiğinde statükonun karşısında durabilen kişidir. Liderler kitleleri kişilikleriyle etkileyen topluma yön veren kişilerdir. O nedenledir ki büyük değişimler büyük liderlerle mümkündür. Yönetim sanatının inceliklerini bilen yöneticiler çalışanlarla iletişimlerinde ben dilinden ziyade biz dilini tercih ederler. Yönetim faaliyetlerinde biz dilini kullanmak çalışanların aidiyet duygusunu dolayısıyla çalışma motivasyonunu ve verimi artıracaktır. Her insan değerli olduğunu hissetmek ve önemsenmek ister. Yöneticiler çalışanlarıyla daima olumlu bir dille iletişim kurmalı onları dinlemeli, kurum için değerli olduğunu her bir çalışanına hissettirmelidir. Dinlemek karşı tarafa kendisinden beklentilerinizi net olarak iletmenin de anahtarıdır. Çünkü kendisini dinlemediğiniz birine söyleminiz bir şey ifade etmeyecektir. Çalışkanlık, cesaret, bilgi ve sorumluluk almanın en önemli değerler olarak görüldüğü toplumlarda, yöneticilerde aynı vasıflarla toplumun ilerlemesine ışık olmalıdırlar.
Her organizasyonun, her topluluğun her toplumun sorunları mutlaka olacaktır, geçmişte olduğu gibi ve yarınlarda olacağı gibi… Yöneticiler sorunlardan ziyade imkanlara ve yapabileceklerine odaklanmalıdır. Yönetim mekanizması sorun üreten değil, bilgi üreten saygı ve güvenin tahsis edildiği bir sistem olmalıdır. Sorunlar anlaşılmalı, geleceği düşünerek çözüm yolları aranmalıdır. Çünkü bugünü idrak edemeyenin yarınlara verecek cevabı yoktur. Muhabbetle…

Rıza CEYLAN

Eğitimci Yazar
NLP Master Practitioner
Lider Eğitimci Yazarlar Derneği
Denetleme Kurulu Üyesi
ceylanriza@hotmail.com

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.