Nicelik Uğruna Niteliğin Kurban Edilmesi: Ek Kaynaklarda Müfredat Dışı Sorular

Öğretmenlerin müfredatlarda gerçekleşen değişikliklere ayak uydurması beklenir. Bardağa dolu tarafından bakıldığında müfredatın başarılı bir şekilde uygulanması için bu durum elbette kaçınılmazdır. Ancak, bardağa bir de boş tarafından bakalım. Kaynak kitap alırken genelde kitabın kapağında “güncellenen müfredata uygun” olduğu mesajının verilmeye çalışıldığı ifadelerin yer aldığını görürüz. Gerçekten de bu kitaplar müfredata uygun bir şekilde kaleme alınmakta mıdır? Kitabın içindeki sorular güncellenen müfredat kapsamında mı yoksa eski müfredat kazanımlarını ölçmeye yönelik olarak mı kaleme alınmıştır?  Bu soruya “maalesef müfredat kapsamında olmayan sorular yer almakta” şeklinde cevap veriliyorsa bu durum yenilenen müfredatın güncellenmesini haliyle zorlaştıracaktır. Neden mi? Durumu daha somut bir örnekle açıklayacak olursak; 2013 ve 2018 yıllarında güncellenen müfredatla birlikte 6. sınıflarda “sürat” konusunda “matematiksel bağlantılara girilmez” açıklamasına rağmen, ek kaynaklarda halen “sürat” konusu ile ilgili matematiksel formüllerle hesaplama sorularına yer verilmektedir. Hâlbuki kaynak kitap yazarlarının da iyi bir araştırmacı olmaları gerekir, ki bu da kaleme aldıkları soruların özgünlüğü açısından önemlidir. Çünkü her yazarın ortaya koyduğu eser onun eğitimdeki parmak izi gibidir.

“İyi bir yazar neden aynı zamanda iyi bir araştırmacı olmalıdır?” sorusunun cevabını örneğimizi detaylandırarak açıklayalım. Fen bilimleri dersi ile doğrudan ilişkili olan alanlardan birisi de matematiktir. 2018 yılında güncellenen fen bilimleri müfredatı kapsamında 6. sınıf fen bilimleri dersinin birinci döneminde yer alan “sürat” kavramları ile ilgili matematiksel formülleri kullanabilmeleri için öğrencilerin öncelikle, kesirlerle işlem yapabilmeyi hem de cebir kavramını bilmeleri gerekmektedir. Yani, temel düzeyde matematik bilgi ve becerisi olmayan öğrencilere seviyelerinin üzerinde sorular yönlendirilmesi derse yönelik ilgi ve motivasyonun kaybolmasına neden olabilir. Bunun yanı sıra, fen bilimleri öğretmeninin, müfredatta yer alan asıl konulara ayırması gereken zamanın bir kısmını ve enerjisini temel matematik öğretmek için harcamasına sebebiyet verebilir. Bunun bilincinde olan araştırmacı bir yazar elbette ki bu tarz sorulara eserlerinde yer vermeyecektir.

Çoktan seçmeli sorular/testler eğitim sistemimizin gerçeklerinden bir tanesidir. Öğretmenlerin müfredatı gerçek anlamda uygulamada zorlandıkları dönemler öğrencilerin ortaokuldan liseye, liseden de üniversiteye geçtikleri dönemlerdir. Bu zorlu süreci daha da zorlaştıran etkenlerden birisi de ek kaynaklar için sorular hazırlanırken yukarıda da bahsedildiği gibi, müfredat dışına çıkılmasıdır.  Bu durum öğretmenleri veli ve öğrencilerle karşı karşıya getirmektedir. Böyle bir durumda öğretmene olan güven sorgulanmaya başlanmaktadır. Öğretmenler; test, öğrenci ve veli arasında bırakılmamalıdır. Güncellenen müfredatlar doğrultusunda ek kaynakların da güncellemesi zorunludur. Ayrıca belirli sayıda soru yazmak yerine daha özgün sorular yazmaya odaklanılmalıdır. Nicelik olarak soruları tamamlamak uğruna müfredat dışına çıkılması, hem öğretmenleri hem de öğrencileri müfredat dışındaki konulara yönlendirmek anlamına gelecektir ki bu etik açıdan kabul edilemez bir durumdur. Müfredatta olmayan konuların varmış gibi sorular arasında yer alması eğitimin niteliğini düşürebilir. Öğretmenler velilerin beklentilerini karşılamak için müfredatta olmasa bile ek kaynaklarda yer alan sorular nedeniyle müfredat dışındaki içeriklere de yer vermeleri gerektiğinin gizil baskısını üzerinde hissedebilirler. Sonuçta veliler hangi sorunun müfredatla ilişkili olup olmadığını irdelemeden çocuğunun kaç doğru ya da kaç yanlış yaptığına odaklanırlar. Bu durum da velilerin öğretmenler ve öğretmenlik mesleğine yönelik yanlış değerlendirmeler yapmalarına, öğretmenlere olan güvenlerinin azalmasına sebebiyet verebilir. Bulunduğunuz ortamda öğrencinin başarısızlığına bir gerekçe aranıyorsa oklar direkt öğretmenlere yönelir. Peki, gerçek neden bu mudur? Bu nedenlerden dolayı haksızlığa uğrayan, mesleğine küstürülen öğretmenler o noktadan sonra katkı sağlayabilir mi, sağlasa bile katkının niteliğinde bir değişim olur mu? Müfredatın uygulayıcıları ve geleceğimizin teminatı olan öğretmenlere destek olmamız gerekirken; bu şekilde işlerini zorlaştırmış olmuyor muyuz?

Sonuç olarak, eğitim sistemimizi geliştirme sürecinde kaynak kitap yazarlarına da büyük sorumluluklar düşmektedir. Kaynak kitap yazarları yeteneklerini müfredat dışında soru yazarak yani oyunun kuralını değiştirmenin değil de, oyunun kuralları içinde kendi farklılıklarını ortaya koymaya çalışmalarının daha değerli ve anlamlı olduğunu unutmamalıdırlar. Ayrıca yayınevleri de yayınlayacakları kitapların müfredata uygunluğu açısından inceleme yap(tır)malıdır.

Uzman Volkan Hasan KAYA

Twitter: @VolkanHasanKAY1

Bremen Üniversitesi Fen Eğitimi Enstitüsü

Facebook Yorumları
Volkan Hasan Kaya
Volkan Hasan Kaya hakkında 1 makale
Uzman Volkan Hasan KAYA Avanos/Nevşehir doğumludur. İlk, orta ve lise öğrenimini memleketinde tamamlamıştır. Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi’nde Lisans eğitimini, Ahi Evran Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Fen Bilgisi Eğitimi Alanında Yüksek Lisans eğitimini tamamlamıştır. Öğretmen eğitimi, kavram yanılgıları, fen bilimleri ve çevre okuryazarlığı konuları üzerine çalışmalarının yanı sıra uluslararası geniş ölçekli araştırmalar gerçekleştirmektedir. Akademik çalışmalarına Bremen Üniversitesi'nde devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.