Çocukların Problemli Davranışları Hakkında

Her şeyden önce “problemli çocuk yoktur”, “problemli davranışı olan çocuk vardır” bakış açısı ve ilkesiyle hareket etmemiz gerekmektedir. Henüz gelişme çağında olan çocukları problemli çocuk diye etiketlemekten kaçınmalıyız.

Çünkü “problemli çocuk” ifadesi ötekileştirici ve yargılayıcı olup ön yargı geliştirmemize neden olabilmektedir. Bunun yerine problemli davranışı olan çocuk ifadesi ise bize çocuk ile problemli davranışın aynı olmadığını düşündürür. Çocukların problemli davranışlarını anlamak ve çözüme kavuşturmak için öncelikle çocukları iyi tanıyıp anlamamız gerekmektedir. Anne babalar, kendilerini rahatsız eden problemli davranışlarla baş etmek için çocuklarının duygularını ve davranışlarının farkında olmalıdır. Anne babalar, çocuklarının kendilerini rahatsız eden olumsuz davranışlarının nedenlerini anladığında daha kolay çözümler üretecektir. Bunun için de çocukların davranışlarını tanıyıp anlamak için onlarla iyi bir iletişim dili geliştirip gözlem yapmak gerekir. Her yaptıkları olumsuz davranış ve yaramazlıklarının özel bir rahatsızlık nedeni yoksa (DEHB, Davranış Bozukluğu vb.) yaşantısal olduğunu unutmamak gerekir.

Bu olumsuz davranışlar öncelikle anne-baba tutumlarından beslenir. Ebeveynler çocuklarının davranışlarını aşırı ilgi ya da aşırı ilgisizlik, şiddet veya baskı ile kontrol etmeye çalıştıkları zaman çeşitli problemli davranışlar gelişir. Çocuklar aşırı ilgi gördüğü zaman benmerkezci ve sürekli ilgi bekleyen bir tutum geliştirir. İlgi görmediği zamanlarda ise kendini yalnız hissetme, saldırganlık veya riskli davranışlar gösterebilirler. Çocuklar ağladığı için olur olmaz istekleri karşılanıyor ve anne baba bunu frenleyemiyor ise çocukta istediğini elde etmek için ağlama davranışını pekiştirmiş oluruz. Aşırı ilgisizlikte ise nerede duracağını ya da durmayacağını öğreten sınırlarını öğrenemeyecektir.

Anne babalar, çocuklarına her zaman olmasa da çok zaman tutarlı bir tutum geliştirmelidir. Problemli davranışlara karşı ebeveynlerin geliştireceği olumlu yaklaşım çocuklarda etkili olacaktır. Örneğin; konuşurken bağıran bir çocuğa bağırmak yerine sakince, bağırdığı zaman gürültü olduğunu ve birbirlerini anlamakta güçlük yaşandığını dile getirmek tesirli olabilir. Çocuklar için problemli davranışların önemli bir kaynağı ise anne baba arasındaki iletişim ve ilişkidir. Anne baba kendi aralarında konuşurken ve birbirlerine tutum geliştirirken sakin, uyumlu, iletişime açık bir yaklaşım izlerlerse çocuk da öyle davranmayı öğreniyor. Anne baba ev işlerinde birbirlerine yardım ederse yardım etmeyi, nezaketli olursa nezaketi öğreniyor. Bunun aksi şiddet ve kavga ortamı varsa anne baba arasında çocuk bu sefer de şiddeti ve kavgayı öğreniyor. Bu ortamdaki olumsuz davranışları da olağan kabul edip öyle davranmaya başlıyor.

Çocuk içinde büyüdüğü ailenin ve topluma göre şekil alırken, daha önceden bilmediği birçok olumlu ve olumsuz davranışı da öğrenmiş olur. Çocukların kişiliğinin şekillenmesinde aile yaşantısı çok önemlidir. Anne baba davranışları ile çocuklara örnek olamıyorsa, çocuk onların söylediklerini değil yaptıklarını öğrenecektir. Yalan söylemenin kötü olduğunu söylerken ebeveynler yalan konuşursa, çocuk “demek ki yalan söylendiği kadar da kötü değilmiş” diye düşünmeye başlayacaktır. Ya da argo konuşmak kötü derken, argo ve küfür konuşuluyorsa “demek ki söylendiği kadar da kötü bir alışkanlık değilmiş” diye düşünecektir. Anne babalar, kendilerine karşı saygılı, çalışkan ve düzenli olmasını istedikleri çocuklarına karşı aynı hassasiyeti göstermezse, söylenen sözlerin tesiri olmayacaktır.

Problemli davranışlarla baş etmek için öncelikle problemli davranış daha çok hangi zamanlarda, nerede ve hangi yaşantıdan sonra yaşanıyor tespit edilmelidir. Daha sonra da özellikle küçük yaş çocuklarında, anne baba kendi tutumlarını gözden geçirmelidir. Anne babanın hangi davranışı çocuktaki problemli davranışlara neden oluyor varsa bu tespit edilmelidir. Daha sonra problemli davranışın yerine doğru davranışlar geliştirmesi için doğru tutumlarla birlikte ödül ve ceza uygulanabilir. Ödül ve ceza ölçülü olmalı, abartılı ödülün sanıldığının aksine yararından çok zararı olmaktadır. Ceza ise çocuğun elindekileri alarak değil, sonradan edineceği öngörülen yaşantı, oyuncak ve benzeri araç gereçlerin ertelenmesi ile olmalıdır.

Çünkü çocuklarda hızlı bir değişim beklediğimizi ifade eden kesin cümleler yerine değişim ve gelişmeyi bir sürece bıraktığımızı belirten bir yaklaşım izlemeliyiz.

Facebook Yorumları
Kerim CANDAN
Kerim CANDAN hakkında 55 makale
İlk, orta ve üniversite öğrenimini Konya’da tamamladı. 2002 yılında Selçuk Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümünden mezun oldu. Sırasıyla Beyşehir Bahçelievler Kasapoğlu İlköğretim Okulu ve Bozkır Lisesinde Psikolojik danışman ve Rehberlik Öğretmeni olarak görev yaptı. Vatani görevini 2005 yılında Siirt 3 üncü Komando Tugayı Rehberlik Danışma Merkezinde Sağlık Teğmen olarak tamamladı. Halen, Meram Rehberlik Araştırma Merkezinde Özel Eğitim Bölümünde görev yapmaktadır. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalında yüksek lisans tez çalışmasını tamamlamıştır. Çocuk gelişim ve zeka testleri uygulayıcı eğitimi, aile eğitimi gibi seminer ve kurslara katılmıştır. Konya İl Emniyet Müdürlüğünün “Toplum ve Güvenlik Güçlerinin iletişimi” temalı AB projesinde görev almış ve çeşitli Avrupa Ülkelerine proje ve çalışma ziyaretlerinde bulunmuştur. Evli ve 4 çocuk babası olan Candan, ilk olarak Bozkır Postası gazetesinde yazarlığa başlamış olup, sonrasında da, Konya Hâkimiyet Gazetesinde, aile, toplum, eğitim ve çocuk psikolojisi üzerine pazartesi günleri köşe yazıları yazmaktadır. “EBEVEYN NOTLARI” ve "KENDİME RAĞMEN BEN" adlı yayınlanmış kitapları bulunmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.