Ergenlerdeki Sorumsuzluk İmtiyazı

Bireyin kendi üzerine düşeni yerine getirmesi olarak anlayacağımız sorumluluk kavramı, son zamanlarda ciddi bir anlam kaymasına uğramış olup irtifa kaybetmektedir.

Eskiden daha çok kendi ihtiyaçlarını çocuklar takip edip yerine getirirken,  ihtiyaçlar şimdi anne babalar tarafından yerine getirilmektedir. Anne babalar çocukları için adeta seferberlik başlatmakta yıl boyunca onların isteklerini karşılamaya çalışmaktadır. Sorumluluk da aile içinde herkesin kendi üzerine düşeni yerine getirmesi olarak anlaşılmakla beraber birçok eğitim, yayın, medya ve internette anne babalara havale edilmiş bulunmaktadır. Çünkü bu kitle iletişim araçlarında gördüğümüz yayınlar aile içi sorunlarda hep anne babalara yöneliktir. Yani bu sorunların bir tarafı olan çocuk, ergen ya da gençler yok sayılarak ya da hatasızlık imtiyazı verilerek bütün sorunlar anne babalardan kaynaklanıyormuş izlenimi verilmektedir.

Çocuk ve ergenleri tam yetkili ve sorumsuz, anne babaları da sorumlu ama yetkisiz kılıp mahkûm eden bu yeni anlayış ebeveynler üzerinde vesayet oluşturmaktadır. Özellikle ergenlere yönelik yapılan yayınlarda belli bir ölçünün kaçtığını düşünüyorum. Yani ergen her şeyi yapabilir, anne baba hoşgörülü olmalı ve zamana bırakmalıdır. Burada ergende “ergenlik döneminde bana karışamazlar, hata yapabilirim” diye bir düşünce oluşabilmektedir. Popüler kültür ve yayınlarının da etkisiyle anne babalar ergenlere destek olmakta ya da gerektiğinde onları frenlemekte çaresizlik hissediyorlar. Oysa ergenler sınırsız bir özgürlük istedikleri kadar kendilerini frenleyen ya da yönlendiren güçlü bir anne baba profiline de ihtiyaç duyarlar.

Her türlü sorumluluğu anne babalara vererek çocuklara ve ergenlere dolaylı olarak “siz üzülmeyin, siz suçlu değilsiniz, anne babanız suçlu” dendiğini düşünüyorum. Bu da çocuklarda “demek ki ben haklıyım, o zaman her şeyi yapabilirim” düşüncesinin oluşmasına neden olmaktadır. Çünkü bütün program, eğitim ve bilgilendirme, broşür ve haberlere baktığımızda “Çocuk yetiştirmede anne babalara öneriler” “Çocuklarla doğru iletişim kurma” “Çocukları sevgi ile ikna etme” gibi sanki bütün olumsuzlukların sorumlusu anne babalar gibi bir izlenim ve algı oluşmaktadır. Yani çocuklar ve ergenlerin değil de anne babaların bu eğitimlere ve tavsiyelere sürekli muhatap olmak zorunda kalması anne babalarda önemli bir sorun olduğunu düşündürüyor. Anne babalar da toplumsal rollerini aksatıyor görüntüsü vermemek adına bu faaliyetlere ilgi gösteriyor.

Anne baba ile ergen sorunları ve konularında bütün taraflar sorunun parçası ise çözümünde de bütün taraflar katkıda bulunmalıdır. Aksi takdirde ergenin yok sayıldığı ya da imtiyaz verildiği durumlarda anne baba tutumları çözüm konusunda yetersiz kalabilir. Çocuk ve ergenlerle kurulacak iletişim dili ve üslubu onların da sorumluluklarını hatırlatmada ve iş birliği geliştirmede önemli olacaktır. Burada anahtar çözüm anne babalara öğütler verirken çocuklara da yaş ve gelişimine göre sorumluluklarını hatırlatacak birkaç tavsiyede bulunmaktır. Çocuk ve ergenler bu tavsiyelerden muaf olmadıklarını anlamalı ve sorunun çözümünde işbirliği geliştirebileceğine dair uzman tavsiyelerini duymalıdır. Bu yayın ve medya programlarında anne babalara ayrılan zamanın yanında çocuk ve ergenler için de özel bir yer ayrılmalıdır.

Sorumluluk duygusu herkesin kendi yaş ve gelişim düzeyine göre önem kazanır. Fakat sorumsuzluk imtiyazı çocuk ve ergenlerin sosyalleşme, sosyal kabul, güven, paylaşma, iş birliği ve iletişim becerileri konularında gelişimlerine olumsuz etkileri olmaktadır. Bu nedenle ergenlerin de yaşlarına göre sorumluluklarını yerine getirmeleri konusunda anne babalar duyarlı ve ilgili hatta takipçi olmalıdır. Özellikle ergenler tutum ve davranışlarının takip edildiği hissine vardıklarına önemsendiklerini düşünerek daha dikkatli ve çözüm odaklı olmaktadırlar.

Bu bilgiler ışığında baktığımızda sorumsuzluğun kimseye yararı yoktur. Çocuk ve ergenler de yaşlarına ve gelişimsel ihtiyaçlarına göre sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekmektedir.

Facebook Yorumları
Kerim CANDAN hakkında 66 makale
İlk, orta ve üniversite öğrenimini Konya’da tamamladı. 2002 yılında Selçuk Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümünden mezun oldu. Sırasıyla Beyşehir Bahçelievler Kasapoğlu İlköğretim Okulu ve Bozkır Lisesinde Psikolojik danışman ve Rehberlik Öğretmeni olarak görev yaptı. Vatani görevini 2005 yılında Siirt 3 üncü Komando Tugayı Rehberlik Danışma Merkezinde Sağlık Teğmen olarak tamamladı. Halen, Meram Rehberlik Araştırma Merkezinde Özel Eğitim Bölümünde görev yapmaktadır. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalında yüksek lisans tez çalışmasını tamamlamıştır. Çocuk gelişim ve zeka testleri uygulayıcı eğitimi, aile eğitimi gibi seminer ve kurslara katılmıştır. Konya İl Emniyet Müdürlüğünün “Toplum ve Güvenlik Güçlerinin iletişimi” temalı AB projesinde görev almış ve çeşitli Avrupa Ülkelerine proje ve çalışma ziyaretlerinde bulunmuştur. Evli ve 4 çocuk babası olan Candan, ilk olarak Bozkır Postası gazetesinde yazarlığa başlamış olup, sonrasında da, Konya Hâkimiyet Gazetesinde, aile, toplum, eğitim ve çocuk psikolojisi üzerine pazartesi günleri köşe yazıları yazmaktadır. “EBEVEYN NOTLARI” ve "KENDİME RAĞMEN BEN" adlı yayınlanmış kitapları bulunmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.