Çarkın Dışına Çıkmak

Çocuklar deneme tahtaları değiller. Çocuklarımız bizim geçmişte yapıp yapamadıklarımızın uygulayıcısı, deneme, başarılı olma alanları ya da projeleri değiller. Çocuklar bir birey. Tüm ebeveynlerin ve insanoğlunun bilmesi gereken şey bu. Doğdukları andan itibaren genetik olarak temelleri atılmış, tabii ki ileride aile, çevre ve arkadaşlarla da şekillenecek olan bir kişiliği var. Çocuklarımıza öğretmek zorunda hissettiğimiz her türlü gelenek görenek ahlak ve görgü kuralları içerisinde durup onlara uzaktan bakıp onlardan neler öğrenebileceğimize izin vermeliyiz. Onlardan öğreneceğimiz en önemli şey kendimizin nasıl olduğudur. Durup dinlenmeli, nefes almalı, izin vermeli, kalıpların dışına çıkmalıyız. Beraber dans etmeli, kamp yapmalı, yemek yapmalı, oyunlar oynamalıyız. Sadece sorumluluklarınızı onlara karşı ödevlerinizi yerine getireceğiniz, sonsuz bir sevgiyle besleyebileceğiniz sizin insanlarınız, çocuklarınız. Onları hür bırakın. Hür bırakın ki neler yapabileceklerine sizler bile şaşıracaksınız. Sevgiyle, huzurla yetiştirilen çocuklar her zaman hem kendileri hem de toplum için iyi birer insan olma modelindedir.

Ebeveynler için hal böyle olmalı iken toplumun en önemli kurumlarından okullarda ve eğitim sistemimizdeki en temel yoksunluk nedir? Bu belki onlarca maddeyi içinde barındıran derin bir soru ancak en temel şey, öğrencilerin iç sesini duymayan eğitim sistemlerinin olması. Yaratıcılıklarını, özgür düşünce biçimini körelten, düşünceleri susturulan bireylerin yetiştirilmesi, şimdilerde sınav sisteminden ibaret bir akademik ezberci birikime sahip olan pratik hayatta hiçbir zorlukla başa çıkamayan bireyler olma yolunda hızla büyümekte olan nesiller yaratmıştır. Başarı sıralamaları hangi üniversite ve hangi bölüm kıskacında kendini hiç tanımayan ve ne yapacağını bilmeyen bireyler var. İnsan ilişkilerinde başarısız, saygı ve sevgiden uzak, toplumla duyarsız, çevreden uzak bireyler yetiştiriyoruz. Bu bir kısır döngü. Bu çarkın dışına çıkabilmek için bir önerim var; Hümanist Eğitim Anlayışı’nın (Abraham Maslow ve Carl Rogers’ın ortaya attığı felsefi temelli görüş) üç temel prensibini herkesin hayatının en önemli ilkeleri haline getirmesi.

  • Empati ile yaklaşmak
  • Koşulsuz saygı duymak
  • İçten bir iletişim kurmak

Bu ilkelerin yanında en temel hedefler; kişisel yönlendirme ve bağımsızlığı teşvik, ne öğrenilmesi gerektiğini seçme sorumluluğunun verilmesi, yaratıcılığın geliştirilmesi, şüphecilik ve desteklenen sanatsal yön bireyin kendini gerçekleştirilmesi yönünde en etkili noktalardır. Yarışmanın değil işbirliğinin geliştirildiği, farklı yaş gruplarının birlikte etkinlikler yapılmasının sağlandığı ortamlar yaratılmalıdır.

Fikirlerinin ve duygularının benimsendiğini gören hisseden her birey kendi eğitim sürecinde söz sahibi olduğunu bilir, güven duygusu oluşur, kendi potansiyelini ortaya koymak için cesaretlenir. Bu eğitim anlayışını benimseyen sistemlerde de böylelikle; içindeki iyi özü keşfetmek için gayret eden, kendi potansiyelini ortaya koydukça mutlu olan ve bu huzuru çevresine yansıtabilen bir neslin yetişmesine katkıda bulunabilir. Öğrencisinin iç sesini duymasına ve ona sahip çıkmasına yardımcı olan eğitimcilerin gayretiyle kıvılcımlar, ateş olabilir ve etraflarını ısıtabilirler.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.