Eğitim Öğretim Arasında Yaşamak

Eğitim mi öğretim mi ön planda? Hiç düşündünüz mü? Niçin okula gidiyoruz? Bizim amacımız ne? Neler öğreniyoruz ya da öğretiyoruz? Niçin yarış atı gibi sınavlarla çocuklarımızı yarıştırıyoruz? Bizim ne işimize yarıyor eğitim?  Yalnızca iş sahibi olmak için mi okula gidiyoruz? Birbirimize, bu soruları sorarak çoğaltabiliriz.

Neden eğitiyor ya da eğitiliyoruz? Eğitimin neresindeyiz? Öğretimin neresindeyiz? Bugün okullarımızda eğitime mi, öğretime mi ağırlık veriyoruz? Eğitimi düzgün olmayanın öğretimi düzgün olabilir mi?

Eğitim; bir insanı toplum yaşamına uydurmak, bazı yeteneklerini geliştirmek ve bazı değerlere saygı duymaya yöneltmek için uygulanan yöntemlerin tümü olarak tanımlanıyor. Öğretim ise; belli bir amaçla gerekli bilgileri öğretme olarak ifade ediliyor.  Aslında, doğumumuzdan ölümümüze kadar, her gün sürekli öğreniyoruz ve öğretiyoruz. Eğitiyoruz öğretirken, öğreniyoruz eğitirken.

Peki, eğitim ve öğretime ne kadar değer veriyoruz? Hiç düşündünüz mü? Kahve köşelerinde saatlerce zaman tüketirken, hiç çocuklarımızın eğitimi aklımıza geliyor mu? Dinlenmek bahanesiyle gidip saatlerce okey oynarken hiç aklımıza geliyor mu? Kahve kültürümüzü geliştirirken okuma ve yazmaya hiç zaman ayırıyor muyuz? Tabii ki benim okuma ve yazmadan bahsettiğim kitap okumadır. Oyunun hesabını yazma ve okuma değildir. Yanlış düşünmek suç olmaz. Ama yanlış olduğunu bildiğimiz halde düzeltemiyorsak, işte o zaman birilerinin suçu vardır.

Sigara, içki içmek ve kumar oynamak, zararlı bir alışkanlık veya bir hastalıksa, neden kurtulmak için çalışmıyoruz? İrademizle, çevremizle…

Peki, her gün yeni bir şeyler öğrenmek için okumaya ne kadar zaman ayırıyoruz? Gazete de spor haberler veya internette bilgiye değil de başka şeylere yönelik olanları kastetmiyorum. Düşünmeyi geliştirici ve öğretici kitaplardan söz ediyorum. Bir yılda kaç kitap okuyoruz. Hiç düşündünüz mü? Okumuyoruz değil mi? Ne yazık ki okumuyoruz. Çoğumuzun okuma tembelliği var. Tembellik, vücuda yapışan kir gibidir. İnsanın; gücünü, kuvvetini ve hatta ahlakını bile bozabilir.

Eğitim mi önemli, öğretim mi? Bence ikisi de önemlidir. İkisi birbirini tamamlıyor. Birinin eksikliği, toplumda yara açmasına neden olabiliyor. Kişi, kendisine sorular sorarak ve yanıtlarını araştırarak kendini geliştirmelidir. Her açıdan kendimizi geliştirmeliyiz. İster öğretmen, ister öğrenci, isterse veli olalım; kendimizi geliştirmeliyiz.

Bizim aklımız ne işe yarıyor? Önce buna karar vermeliyiz. Sorular sormalıyız kendimize. Sorular, zihnimizi aydınlatan ampuller gibidir. Işığını açarak aydınlatmasına yardımcı olalım. Bizi araştırmaya, yanıtlar bulmaya yöneltir. Sonuç; düşünen ve üretken bir beyin olarak ortaya çıkar.

Yaşadığımız her gün bize yeni şeyler öğretir. Okulda, evde, parkta, işte, kahvede veya başka herhangi bir yerde; öğrenmeye açıktır, zihnimiz.Öğrenme zayıflığı olan kişilerin çoğunun karakteri de zayıftır. Kendisine saygısı olmayanların, topluma da saygısı olmaz.

Gerçek bir eğitim; nasıl düşünüleceğini öğrenmektir. Örneğin; taktığınız gözlüğün camı kirliyse, çevrenizi iyi görebilir misiniz? Göremezsiniz,  değil mi? Bir de temizleyip bakarsak, nasıl görürüz? Daha net değil mi?işte zihnimizin berraklığı da öyledir. Zihnimizi de kirlenmişlikten kurtarabilirsek, daha iyi analiz ederiz olayları.

Bakın eğitim için önderimiz ne güzel özetlemiş; “Eğitimdir ki, bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır ya da tutsaklığa ve düşkünlüğe götürür.” ATATÜRK.

Her şeyin en güzelini yaşamak dileğiyle…

Facebook Yorumları
Avatar
CENGİZ ÇETİK hakkında 11 makale
1964 yılı Konya Karapınar doğumlu, iki kız babası,Antalya'nın bir ilçesinde 28 yıllık öğretmenim. 2005-2008 yılları arasında ilk köşe yazılarımı Finike yerel gazetelerinde yazdım. 2006 yılında ilk şiir kitabım “Son Sözüm Sana Gülüm” daha sonraki yılda “Siyahlardayım” adlı ikinci şiir basılı kitabım okuyucusuyla buluştu. 2017 yılında ilk bilim kurgu romanım “Pokentranlı Gökmen” basılı kitaplar arasına katıldı. 2018 yılında e-kitap projesi olarak “Özlemek Sevmekse Özlüyorum Seni” resimli şiir ve “Aşktan ve Hayattan Damlalar” adlı resimli makale ve deneme yazılarım e- kitap olarak okuyucusuyla buluştu. Önümüzdeki ay içerisinde yeni bir kitabım basılı kitaplar serisine katılacaktır. Milliyet Blog’da Blog yazarı ve Akdeniz’de Yeni Yüzyıl gazetesinde köşe yazarı olarak yazılarım yayınlanmaktadır. Bunların dışında ayrıca iki tane de şarkı olmuş şiirim (artık güfte) var. Ersin Kayışlı tarafından bestelenen “Siyahlardayım” ve Ercüment Yıldırım tarafından bestelenen “Vazgeç Gönlüm” adlı şarkılardır. Şiir, hikâye, deneme ve roman çalışmalarıma; gözüm gördüğü, elim tuttuğu, yüreğim ve beynim sözcükleri ilmek ilmek işlediği sürece yazmaya devam edeceğim.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.