1. Anasayfa
  2. Değerlendirmeler

Eğitimde Rehberlik ve Denetim

Eğitimde Rehberlik ve Denetim
0

Kışladaki bir aylık temel askerlik eğitimi sonrası Kars İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine yedek subay öğretmen olarak atandım. Mesleki Eğitim Merkezinde göreve başladım.  Mesleğinin yedinci yılındaydım. Bakanlık müfettişleriyle ilk kez burada karşılaşmış ve tanışmış oldum. Biri bayan beş müfettişten, kıdemli başmüfettiş olanın başkanlığındaki grup bir hafta süreyle kurumu, idareyi ve biz öğretmenleri denetledi. Her biri bize göre yaşlı-tecrübeli, şık giyimli, konuşmaları ve davranışlarıyla seviyeli duruşlarıyla beni oldukça etkilemişti. Denetimin başında toplantı düzenleyip neyi nasıl yapacaklarını paylaşmışlardı. Bir haftanın sonunda yaptıkları değerlendirme toplantısında grup başkanının, okulun çay işlerini yürüten hizmetlisini çağırıp “evladım kaç çay içtik ve ne kadar ücret ödememiz gerekiyor” sorusuna başta hizmetli hepimiz çok şaşırdık. Zira kültürümüzde misafire ikram edilir. Hizmetlinin okul müdürüne bakarak bu soruya cevap vermemesi üzerine, giderlerin aylık olarak tüm çalışanlarca karşılandığını öğrenerek bir miktar parayı zorla uzatıp bununla da çay ve şeker alacaksınız ısrarını da unutmuyorum. Kendilerinden o kısa sürede bile çok şey öğrendiğimi birazda asker öğretmen olarak denetim kapsamı dışında kalıyor olmanın rahatlığıyla eğitim yönetimi üzerine faydalı sohbetlerini unutmuyorum.

Kişi ve kurumların amaçlarına ulaşabilmeleri için öncelikle hedeflerini belirlemiş, planlarını yapmış, başta insan olmak üzere ihtiyaç duyulacak tüm kaynaklarını hazırlamış olmaları gerekiyor. Çizilen rotada devam ederken fırsat ve tehditler zamanında görülmeli ve yapılacaklar ve yapılmayacaklara dikkat edilmelidir. İşi yapan ekipler zamanla kendini görevlere o kadar kaptırır ki işletme körlüğüyle tanımlanan olumsuz duruma düşebilirler. Her organizasyon kendi içinden veya dışından yapılanların kontrol edilmesi için çeşitli mekanizmalar yol ve yöntemler geliştirmiştir. Ticari işletmeler, şubelerinin durumunu anlayabilmek için başka firmalardan hizmet satın alır veya gizli müşteriler görevlendirir. Bu gözetim, kontrol, rehberlik ve denetim temelde tüm süreçler gibi önemlidir ve yerine getirilmesi gereken iş ve işlemler içerir. Bunun da bir maliyeti vardır ancak bu maliyet sonucunda ortaya çıkabilecek kestirilemeyen maliyetlerden her zaman daha ekonomiktir. Hatta ihmali halinde organizasyonun tamamen amaçlarını yerine getirilemez duruma düşmesine sebep olunabilir.

Mal ve hizmet üretilen her türlü işletme kendince kurallar ve müeyyideler belirler. Bu konuda çalışanlarını bilinçlendirse de onların vicdan, etik ve sosyal sorumluluk sahibi olduğuna inansa da örgütün gelişebilmesi için kendini denetlemesi gerekiyor. Üretilen hizmet, eğitim gibi fertlerin, toplumların, milletlerin ve devletlerin geleceğiyle ilgiliyse yapılan işlerin doğru, zamanında ve gereği gibi yapıldığı daha da hayati önem kazanmaktadır.

Teftiş kavramı, Rüştiye Mekteplerinin açılmasına bağlı olarak 1838 yılında çıkarılan bir layihada, “Bu okullarda öğretmenlerin mesleki yeteneklerini tespit etmek, öğretimi geliştirmek ve öğrencilerin daha iyi yetişmelerini sağlamak üzere görevlendirilecek memurlar tarafından teftiş edilmeleri …” şeklinde yer almış, 1847 yılında yayımlanan bir yönetmelikle, “Mektepleri teftiş etmek, hocalara yol göstermek üzere muin adı verilen elemanlar …” görevlendirilmiştir. Bu dönemde teftiş ilk kez öğretmene yardım olarak düşünülmüş ve müfettişe de yardım eden, rehber anlamına gelen “Muin” unvanı verilmiştir. 1862 yılında Rüşdiye ve Sibyan okullarını teftiş etmek üzere görevlendirilen memurlara ilk defa müfettiş denilmiştir. Teftişin bir yönetim süreci olduğu gerçeğine, 1869 yılında hazırlanan, Maarif-i Umumiye Nizamnamesinde rastlanılmaktadır. 1875 yılında hazırlanan bir nizamname ile rehberlik ön plana çıkarılmış, kurumlarda teftiş defteri bulundurulması, tespit, gözlem ve önerilerin buraya yazılarak saklanması öngörülmüştür. (1) Demek ki ülkemizde eğitim denetimi, düzenli okul sisteminin başlangıcıyla birlikte varolan oldukça eski ve köklü bir yapıdır. Hala okul ve kurumlarımızda teftiş raporlarının yapıştırıldığı kara kaplı bir defter kullanılmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı, milyonun üzerinde çalışanıyla onsekiz milyon öğrenciye hizmet eden sadece ülkemizde değil belki dünyanın en büyük organizasyonlarından birini yönetmektedir. Doğal olarak bu yapının da iyi bir denetim sistemine ve insan kaynağına ihtiyacı olacaktır. Daha önce bakanlık bünyesinde yer alan “Teftiş Kurulu Başkanlığı” denetim işlevini yapan birim, görevlileri de bakanlık müfettişleri olarak isimlendirilmekte; İzmir ve İstanbul gibi büyükşehirlerde de grup başkanlıkları bulunmaktaydı. İl milli eğitim müdürlükleri bünyesinde “İlköğretim Müfettişleri Kurulu Başkanlığı” bulunmakta ve denetim işlevini yürüten ilköğretim müfettişleri vardı. 2011 yılında “Rehberlik ve Denetim Başkanlığı” ismiyle yeniden yapılandırılan teşkilat çalışanları da “Milli Eğitim Denetçisi” unvanıyla görev yapmışlardır. Son olarak 14.03.2014 tarihli 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklikler sonucunda Millî Eğitim Denetçiliği ve İl Eğitim Denetmenliği unvanları Maarif Müfettişi unvanıyla birleştirilmiş ve Rehberlik ve Denetim Başkanlığında görev yapan Millî Eğitim Denetçileri İl Millî Eğitim Müdürlükleri bünyesinde oluşturulan Maarif Müfettişleri Başkanlıklarına atanmıştır. Halen hizmetlerini bu şekilde yürütmektedirler. Ancak yeterli sayıda müfettiş olmadığını, sistemin ideal düzeye erişmediğini, denetim işlevinin ilçelerde muhakkik sıfatıyla okul müdürü ve şube müdürlerine yaptırıldığını belirtmek gerekiyor.

Ayrıca “MEB İç Denetim Birimi”,  2006 yılında kurulmuş olup, ilk iç denetçiler 2007 yılında atanarak görevlerine başlamışlardır. İç Denetim Koordinasyon Kurulu’nun 2007- 2008 yılları arasında düzenlediği periyodik kamu iç denetçilik sertifika eğitimleri sonrasında fiilen iç denetim faaliyetlerine başlanmıştır. 2008–2013 yılları arasında altı adet yıllık iç denetim faaliyet raporu hazırlamışlardır. Ayrıca 2017 yılına kadar toplam kırksekiz adet rapor düzenlemiş olduğunu beyan etmiştir. İç denetçi olmak için meslekte en az beş yıl, yabancı dil, ön eleme sınavı ve üç aylık eğitim sonrası bakan tarafından atanmak gerekmektedir.(2) Ancak yapılan bu çalışmalarla ilgili birimin web sitesinde sadece amaç ve kapsamı hakkında bir paragraflık bilgi yer alması, raporların ilgilendirdiği kişi ve kurumların kendilerini düzeltmelere açısından ayrıca bu konularda araştırma yapacak akademisyenlere açılması gelecek için faydalı olacaktır.

Bu görevliler başta Anayasa olmak üzere ilgili tüm kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge ve genelgelere genel olarak mevzuat adı verilen pusula doğrultusunda çalışmaları kontrol ederler. Rutin planlanmış yönetimin/idarenin ve okulların denetlenmesi yanında şikâyetlere bağlı olarak çalışan ve kurum denetimleri de yapılmaktadır. Kontrol, gözetim, denetim ve rehberlikten amaç kişi ve kurumların planlanan hedeflere ulaşmak için belirlenen kriterlere uygun hareket etmesini temin etmek olduğu için eğitimsel liderlik gibi insani bir işlevi de gerektirir. Bunu şartların ve beklentilerin sürekli değiştiğini de göz önüne alırsak kesintisiz gelişimin sağlanması için zorunluluk olduğunu söyleyebiliriz.

Günümüzde özellikle iş hayatında 360 derece performans değerlendirmesi; kişi ve kurumlar hakkında geri bildirim toplama sistemi olarak başta çalışanlar olmak üzere farklı kaynaklardan toplanan bilgilerin birleştirilmesi yapılmaktadır. Yeterli süre birlikte çalışmış kişilerin isimsiz, gizli daha önce nasıl yapılacağının açıklandığı kısa anketlerin dikkatle yapılarak değerlendirilmesiyle kurumsal iletişim ve ilişkiler hakkında duygusallıktan uzak bilgiler toplanır. Dışardan kurum ve hizmetlerin nasıl anlaşıldığı öğrenilmeye çalışılır.(3) Eğitim yönetimi ve denetiminde de bunun gibi değişik yöntemlerin kullanılması faydalı olabilir.

Öğretmenler, sadece sınıf içinde ders denetiminin kısa bir sürede yapılmasıyla kendilerinin değerlendirilmesini yeterli görmediklerini, performanslarının çok yönlü ve zamanlı yapılması gerektiğini düşünmektedirler. Bu arada öğrencilerine öğrenmeyi öğreten uzman kişi olarak öğretmenlere  de kendilerini öz değerlendirme yapma becerisi kazandırılması da sağlanabilir. Her dersin sonunda öğrencilerine anlamadığınız bir yer var mı? Sorusuna ve ders esnasında çocukların yaş grubuna göre arkadaşlarına mahcup olmamak adına soru sormayacağını düşünerek eksik kalan hususları tespit etmenin başkaca yollarını bulup denemeleri gerektiğini unutmamaları gerekiyor. Öğrencileriyle, velilerle, meslektaş ve diğer çalışanlarla olan iletişim ve ilişkilerinin de çalışmalarına dahil edilmesi her yönüyle iyi örnek olması gereken öğretmenlerimiz için daha faydalı olacaktır. Hatta öğrencilerde başladığı gibi e-portfolyo uygulamasının öğretmenler için de başlatılması kendini sürekli yenileyip geliştirmesi açısından faydalı olacaktır. Bu arada bu çalışma sonuçlarının performans değerlendirmesinin yönetim görevlerine geçmede ve kariyer basamaklarında kullanılması motivasyonu artıracaktır. Lisans mezunu öğretmenlerin yüksek lisans bitiminde bir unvan kullanamaması, doktora yapmanın zorluğu düşünülerek belli yıl görev, eğitim, performans vb. kriterler gözetilerek uzman ve başöğretmen unvanlarından mahrum edilmemesi gerekiyor. Öğretmenlerin yeni dönemde illerde başlatılan öğretmen akademileri, yerel ve merkezi hizmetiçi eğitim ve uzaktan eğitim yoluyla kendilerini geliştirmeleri mesleki tükenmişlik sendromuna düşmelerine engel olarak performanslarını uzun yıllar sürdürebilmesine imkân sağlayacaktır. KPSS sınavlarını, mülakatı geçerek mesleğe aday öğretmen olarak başlayan öğretmenlerin, meslek yaşamları süresince tecrübeli meslektaşların koçluk ve mentorlüğüne her zaman ihtiyaç duyacaklarını ve faydalı bir uygulama olacağını düşünüyorum.

Öğretmen üzerinde bu kadar durmamızın nedeni eğitim-öğretimin mutfağı olan okulda tüm işin temelinde ve hedefinde yer alan öğrenciyle sürekli birarada olan kişi olmasındandır. Eğitim sisteminin kalitesi öğretmenlerinin kalitesi kadar olacaktır. Güven denetime engel değildir. Denetimin yapılıyor olması güvenilmediği anlamına gelmiyor. Yaptıklarından emin olanlar denetimin yapılmasından rahatsızlık duymazlar. Denetimcilerin görevlerini yaparken tavırları otoriter, emir-komuta veya emir-istek kipini kullanıyor olmaları çalışanların bu işleve karşı algı ve tutumlarını etkilemektedir. Anlık olarak övgü veya eleştiri yapmaları da süreci etkileyecektir. Kamu hizmeti yapan başta öğretmenler olmak üzere tüm çalışanlar zamanlı/zamansız denetlenebilir. Denetim sırasındaki pozitif iletişim oldukça önem taşımakta ve gerçekleştirildiği oranda işbirliğini de güçlendirecektir. Konu kamu hizmeti olunca temel prensip kusur, kasıt ve ihmalleri dikkatten kaçırılmadan hoşgörü ve acıma duygusuyla hareket edilmemeli, kişilerin hoşuna gitmese de kendileri kabul etmese de gerekli tedbirler alınmalıdır. Verilen kararlar her türlü nepotik etkiden arındırılmalıdır. Yanlış uygulama ve davranışlardan başlangıçta haberdar olunarak ilerlemesine kişisel ve kurumsal mağduriyetlere engel olunmalıdır. Bunun için önceden denetim esas ve kriterlerinin açıklanmış olması gerekir. Sonuçtan geri bildirimlerde bulunulması da kişisel ve kurumsal olarak eksik ve yanlışların anlaşılması, sorunların çözülmesi için önerilerde bulunulması hizmetlerin geliştirilmesine fırsat verecektir.

  • http://tkb.meb.gov.tr/www/turk-egitim-sisteminde-rehberlik-ve-denetimin-tarihsel-gelisimi/icerik/9
  • http://icden.meb.gov.tr/www/meslege-giris/icerik/54
  • İnayet Aydın Prof. Dr., Öğretimde Denetim, Pegem, 2012, Ankara
Facebook Yorumları

Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 Bakırköy İlçe MEM, Temmuz-2022 İstanbul İl MEM, Ekim-2023 Küçükçekmece İlçe MEM Şube Müdürü olarak görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.