Bu soruya cevap vermek için, öncelikle, iyi bir eğitimin en önemli özelliğini hatırlamak gerekir: İyi bir eğitim, öğrenciyi hem akademik (bilişsel), hem duygusal ve sosyal (duyuşsal) hem de fiziksel yönden en üst düzeyde geliştirmeyi hedeflemelidir. Çünkü insan; zihin, beden ve duyguların uyumlu birleşiminden oluşan bir bütündür. Bu nedenle, insan fıtratına en uygun eğitim sistemleri ya da yaklaşımları “bütünsel (holistic) eğitim” yaklaşımlarıdır. Çocukların nitelikli, iyi ve değerli bireylere dönüşmesi, ancak, onların tüm yönlerinin dengeli ve bütünlüklü şekilde gelişmesiyle mümkündür.
Yeni çağda artık bizi robotlardan ayıran temel vasıfların, mesela duyuşsal/duygusal tarafların, empati yeteneğinin, insanî duyarlılıkların; yönergeleri takip edebilme alışkanlığından ziyade eleştirel düşünme ve yaratıcılık gibi yetkinliklerin, sorun çözme becerilerinin gelişmesi önem kazanmıştır. Yaratıcılık ve yenilikçilik, eleştirel düşünme ve problem çözme, iletişim ve işbirliği; medya, bilgi ve iletişim teknolojileri okuryazarlığı; esneklik ve uyum, girişimcilik ve öz-yönelim, sosyal ve kültürler arası beceriler, üretkenlik, sorumluluk ve liderlik becerileri ve yetkinlikleri olarak özetlenen 21. yüzyıl becerileri, öğrencileri geleceğe hazırladığını iddia eden bir okulun en önemli sınanma ve sorgulanma alanlarından birisi durumundadır artık.
Geçen iki yüzyılda tanıklık ettiğimiz “akıl çağı”nın insan ruhunu, o ruhun en büyük ihtiyacı olan sonsuzluk arzusunu ve öte dünya gerçeğini görmezden gelmesinin dünyayı nasıl felaketlere sürüklediği ortadadır ve bunun kalıcı izleriyle çocuklarımız hem şimdi hem de gelecekte baş etmek zorundadır. Şu durumda, insanlığın gerçek bir “merhamet devrimine” ihtiyacı vardır. İşte iyi bir eğitim, böyle bir devrimi de mümkün kılacak tohumları içinde barındırmalıdır.
Daha açık deyişle, iyi bir eğitim hayatın, dünyanın, evrenin bize emaneten verilmiş olduğu gerçeğini çocuklara iyi aktarabilmeli; o emanetleri “emanet sahibinin” istediği gibi dikkatle, nezaketle, şefkatle ve duyarlı bir şekilde kullanmayı öğretebilmeli; toplumda sevgiyi, anlayışı, dostluk ve kardeşliği öne çıkarabilmeli; çocukları dünyadaki geleceğe olduğu kadar, dünya kapısı kapanır kapanmaz onları bekleyen bir “öte dünya” geleceğine de hazırlamalıdır. İyi bir okul arayan anne-babaların, karar verirken tüm bu unsurları göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Eğitim programlarının başarısında insan kaynağı kritiktir. Her geçen gün yeni meslek dallarının zuhur ettiği günümüzde okulların rehberlik hizmetlerinin rolü daha kritik hale gelmiştir.
Rehberlik hizmetleri, hem dikey eksende Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ortaya çıkan yenilikleri hem de yatay eksende iş piyasasını ve meslekleri yakından takip etmek durumundadır. Rehberlik hizmetlerinin sadece halihazırdaki mesleklere değil geleceğin muhtemel mesleklerine de öğrenciyi yöneltebilecek kapasiteye sahip olması beklenir. Bu zorlu süreçlerin yönetilmesinde öğretmenlerin becerileri önemlidir. Öğretmenlerin öğrencilerin dilini yakalaması, onların anlam arayışlarında rehberlik edebilmeleri önemlidir. Bunun için sürekli öğrenen ve gelişen bir öğretmen anlayışı benimsenmelidir. Öğretmenin içsel motivasyonunu artırıcı bir takım önlemlerin alınması zaruridir. Öğretmenlerin performanslarının değerlendirilmesi ve gelişimlerinin teşvik edilmesi için öğretmenlik kariyer basamakları sistemi geliştirilerek uygulamaya konulmalıdır. Çünkü öğretmenlik temelde bilgi mesleğidir. Günümüzde bilginin sürekli değiştiğini görüyoruz. Öğretmenin bu değişiklikleri yakalaması çok önemlidir.
Zeka ve zekayı kullanmak önemli. Bizler hep, belden yukarısını kullanacak şekilde eğitiliyoruz. Oysa zeka türlü türlüdür. Kullanım alanını kısıtlamak, zekayı ve kişinin düşüncesini kısıtlamaktır. Zeka hakkında üç şey biliyoruz. Tecrübe ile düşünüyoruz, görsel olarak düşünüyoruz, soyut olarak sesli ya da hareket ile düşünüyoruz. İkincisi, zeka dinamiktir. Etkileşim içindedir. Farklı disiplinler aracılığı ile yaratıcı fikirler ifade edilebilir. Ve üçüncü şey de kendine özgü oluşudur. “Hiperaktif” diyerek durdurulmaya çalışan çoğu çocuk aslında hareketle düşünüp, kendini ifade edebiliyor. Zekaları, hareket halinde çalışan pek çok insan var ve durdurulduklarında düşünme yetileri de duruyor. Doğru eğitim, zekayı ve yaratıcılığı serbest bırakan eğitim.İnsanoğlu’na en büyük hediye hayalgücüdür. Matematik ve dili en önemli yere koyan eğitimini değiştirmeliyiz.
Yaşanan tüm gelişmeler, eğitimin geleceğinde uzaktan eğitimin büyük bir rol oynayacağını, uzaktan eğitim ortamlarının ve uygulamalarının sürekli olarak gelişeceğini, sunulan içeriklerin daha da zenginleşeceğini ve bireyler için öğrenme fırsatlarının çoğalacağını gösteriyor. Bu açıdan değerlendirildiğinde, bireylerin sürekli, kendi kendilerine ve yaşam boyu öğrenmelerine katkı sağlayan uzaktan eğitimin doğru ve daha etkin bir biçimde yapılandırılması, planlanması ve uygulanması oldukça önemli ve gerekli.