Olumlu Öz Saygı

Öz saygı, bireyin kendini bir nesne olarak görerek değerlendirmesi ve bu değerlendirme sonucunda bir yargıya varması ve tutum geliştirmesidir. Öz saygı bireyin kendine karşı oluşturduğu tutumlar, kendine olan saygısı ve benliğini kabul etmesi olarak değerlendirilmektedir.  Maslow, bireyin gerçek anlamda başarılı ve verimli olması için, sağlıklı bir benlik saygısına sahip olması gerektiğini savunmaktadır.  Maslow’a göre, benlik saygısının iki kaynağı vardır: Birincisi, bireyin önem verdiği kişilerden gördüğü sevgi, saygı ve kabul; ikincisi ise bireyin yetkinlik ve başarı duygularıdır (1). Sevgi gereksiniminin karşılanması, benlik saygısını etkileyen temel etmenlerdendir. Koşulsuz sevgi içinde büyüyen kişilerin benlik anlayışları güçlü ve olumludur. (1)

Olumlu öz saygı, birey merkezli terapinin kurucusu olan Carl Rogers tarafından oluşturulan ve üzerinde durulan bir kavramdır.  Rogers, bireyin olumlu öz saygısının sağlıklı bir şekilde oluşması için kişinin gerçek benliği ile ideal benliği arasındaki boşluğun az olması gerektiğini vurgulamaktadır.  Gerçek benlik, bireyin içinde bulunduğu benlik durumunu ve olduğu konumu ifade eder. Bireyin kendini biçimlendirdiği ve algıladığı benlik gerçek benliğini gösterir. İdeal benlik, bireyin olmak istediği ve o benlik olma yolunda giderek gerçek benliğinden uzaklaşma durumudur.  Hepimiz farklı benliklere özenebilir veya hayran olabiliriz bu normal bir durumken o benlik olmak için gerçek benliğimizden uzaklaşmak bizim olumlu öz saygımızı zedelemektedir.  Gerçek benlik ve ideal benlik kavramlarına şu şekilde örnek verebiliriz.

Öncelikle iki soruyu kendi düşüncelerimizle cevaplamamız gerekmektedir. Ne olarak biliniyorum ve ne olarak bilinmek istiyorum? Birey orta kilolu bir bedene sahipken kendini  “manken vücut” olarak görmek istiyorsa ve bunun için kendi bedenine küsüyor ve onu suçluyorsa, bu durum bireyin özünden uzaklaşmasını ve ideal benliğine ulaşmak için olumlu öz saygısını zedelediğini göstermektedir.  Başarısız olan bir öğrencinin kendini tıp öğrencisi olarak görmek istemesi gerçek benlik ile ideal benlik arasında boşluğun oluşmasına neden olmaktadır.  Burada öğrenci belirli bir mevcut potansiyeldedir ve çalışmaktan ziyade kendini sürekli olarak ideal benliğe ulaşamadığı için suçlarsa yine özünden uzaklaşmış olmaktadır.

Benlik kavramının oluşması bebeklikte 22-24. aylarda başlar. Burada ailenin tutumları çocuğun benliğinin oluşması üzerinde oldukça etkilidir.  Çocuktan beklentileri çok yüksek olan aileler ilerleyen dönemlerde çocuğun olumlu öz saygısına zarar vermiş olmaktadır. Bu durum çocukta kendi potansiyelinin çok üstüne çıkarak farklı biri gibi olma isteği geliştirmesine neden olur. Çocukluk döneminde başlayan bu durum bireyin kendinden uzaklaşmasına, kendine değer vermemesine, özünü sevmemesine ve saygı duymamasına sebep olur.  Olumlu öz saygısı düşük olan bireyler ruhsal olarak kendi içinde çatışmalar yaşarlar. Araştırmalar gösteriyor ki yaşanılan bu çatışmalar sonucunda depresyon, okul başarısızlığı, iş yaşamında başarısızlık, akademik zorluklar, kaygı bozukluğu gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Öz saygısı yüksek olan insanlar

Kendilerini ve diğerlerini takdir ederler.

Büyümenin ve yaşamında anlam bulmanın tatminini yaşarlar.

Kendilerini keşfetmeye açıktır ve yaratıcıdırlar.

Hayatlarındaki problemleri kolayca çözebilmeye yoğunlaşırlar.

Sevgi dolu ve saygılı ilişkiler kurarlar.

Düşünce ve ihtiyaçlarını diğer insanlara sakince dile getirirler.

Başkalarıyla iletişim kurarken rahattırlar ve suçluluk hissetmezler.

Geçmişe takılmadan şimdiye odaklanırlar.

Olumlu ve olumsuz tüm duygularını tanır ve kabullenirler.

Başkalarını değiştirmeye çalışmadan oldukları gibi kabul ederler. (2)

Öz saygısı düşük olan insanlar

Kolayca kızar ve sinirlenirler.

Fikirlerinin önemli olmadığını düşünürler.

Kendilerinden nefret ederler.

Yaptıkları asla yeterince iyi değildir.

Başkalarının düşünceleri onlar için oldukça önemlidir.

İlişki kurmakta ve sınır koymakta zorlanırlar.

Zayıf yönlerini daha fazla önemserler.

Kendilerini sıklıkla başkalarıyla kıyaslarlar. (2)

Psikolojik danışmanlık süreci, iyi yapıldığı takdirde düşük öz saygının düzenli bir dengeye ulaşması için çok önemli etki yaratmaktadır. Psikolojik danışman danışanını koşulsuz kabul ve saygı ile dinlemektedir. Birey yargılanmadığını hissettiği bir süreçte kendini daha iyi anlatmakta ve duygularını dışarı aktarmaktadır. Öncelikli aşama bu şekilde gerçekleşerek bireyin öz saygısına katkı sağlamaktadır.  Psikolojik danışman ve danışan arasında her zaman tutarlı bir ilişki bulunmaktadır bu sayede danışanın düşünceleri ve inançları yorumlanır ve anlaşılmaya çalışılır. Bilişsel terapi yöntemi bu aşamada yararlı olabilmektedir.

Öz saygıyı artırmak için neler yapılabilir?

Bireyin kendini iyi bir şekilde tanıması gerekmektedir.

İçsel eleştirmeye “dur” diyebilmek bu aşamada büyük bir adımdır.

Bireyin kendini motive edecek alışkanlıklar bulması ve bunları yapması önemlidir.

Birey her gün yaptığı davranışlar için kendini takdir etmeye çalışmalıdır.

Bireyin kendini başkalarıyla değil kendiyle kıyaslaması bu aşamada daha sağlıklı olmaktadır. (2)

Nisa KARAMAN

KAYNAKÇA

1- Özsaygı Geliştirme Programının Lise Dokuzuncu Sınıf Öğrencilerinin Özsaygı Düzeylerine Etkisi. 2004, 315-328. Erişim tarihi: 6 Şubat 2021

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/153249

2- Öz saygı nedir ve nasıl geliştirilir makalesi. Erişim tarihi: 6 Şubat 2021

https://www.tavsiyeediyorum.com/makale_20937.htm

Facebook Yorumları
Avatar
Nisa KARAMAN hakkında 6 makale
2017 yılında Gençosman Adalet Meslek lisesinden birincilik derecesi ile mezun oldu. 2018 yılında Düzce Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünü kazanmıştır. Bölümü ile ilgili öğrencilere farkındalıklar yaratmak ve donanım elde etmek için PDR topluluğu ekip başkanlığı yapmıştır. şu an halen 3.sınıfta okumaktadır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.