Toplum 5.0 ve Japonya

Yakın dönemin popüler kavramlarından Endüstri 4.0’ dan sonra şimdi de Toplum 5.0 konuşuluyor. Her dönem her yeni yaklaşımın ardından getirdiği kolaylıkların yada değişikliğin toplum yaşamına ve insanlığa etkileriyle ortaya bir başka model önerisi de atılıyor.

Endüstri 4.0’ün zirve yaptığı hatta yavaş yavaş Endüstri 5.0 çağının temellerinin atıldığı şu zamanlarda, avantajların yanında birçok endişe de beraberinde geliyor. Bu endişelerin çoğu toplumsal, hatta spesifik olarak istihdam üzerine diyebiliriz. Endüstrinin ve algoritmaların giderek otonomlaşması ile özellikle mavi yaka ve düşük katma değerli beyaz yakaların işsiz kalma riski sürekli tartışılıyor. Evet Endüstri 4.0, ağır ve tehlikeli işleri kolaylaştırarak medeniyeti, sosyalleşmeyi, ekonomik kalkınmayı ve daha refah yaşamayı tetikliyor. Fakat adeta bir doğal seleksiyon gibi, değişime ayak uyduramayanları da ekosisteminden çıkarıyor. CeBIT Fuarında Society 5.0 (Toplum 5.0) felsefesini tanıtan Japonya başbakanı Shinzo Abe, bu felsefeyi “Teknoloji toplumlar tarafından bir tehdit olarak değil, bir yardımcı olarak algılanmalı.” inancıyla temellendirdiklerini söyledi. (1)

Almanya önderliğinde başlatılan Endüstri 4.0 sonrasında şimdi de Japonlar tarafından Toplum 5.0 kavramı “Toplum için teknoloji” önerisi ortaya atıldı. Toplum 5.0 ile bilgi toplumundan süper akıllı topluma geçişle toplumu dijital dönüşümlere hazırlamak ve yaşlanan dünya nüfusuna karşı çevre kirliliği ve doğal afetlerle de başederek yeni sürdürülebilir çözümler üretmektir. (2)

Peki neden toplum 5.0? Toplum 5.0 adının insanlığın beşinci aşaması olduğunu düşündükleri için ismi böyle. Ve 5 duvarı kırmaktan bahsediyor bu ismi seçenler. Toplum 5.0 ile kırılması düşünülen 5 duvar; hukuk sistemindeki engeller, nesnelerin dijitalleşmesindeki bilimsel boşluklar, kalifiye personel eksikliği, sosyo-politik önyargılar ve toplumsal direnç.(3)

Japonya’da değişimin mimarı Tateo Arimoto, Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi adına Nurulhude Baykal ile yaptığı söyleşide bu konuda şunları söyledi; “Japonya hükümeti olarak önceliğimizi eğitim ve teknolojik gelişim olarak belirledik. Gerek iç savaş ve ikinci dünya savaşının etkilerinin üstesinden gelinmesinde, bilgili insanların ve eğitimcilerin iş dünyasıyla bir araya gelip politikalara yön vermesinin etkili oldu. 2011 Fukuşima nükleer felaketinden sonra da eğitimcilerle, akademisyenlerle, bilim insanlarıyla ve iş dünyasıyla bir araya gelerek bölgelerin yeniden şekillenmesi için görüş alışverişinde bulunuldu. Tokyo üniversitesinde kurulan Yenilik Merkezinin “yerel sorunlar ve çözümleri” konulu proje çağrısına daha çok yaşlanan nüfus ve doğal afetlere hazırlık benzeri konularda onsekiz başvuru olmuştur. Üç proje için ödenek ayrılmıştır. Stratejik olarak yirmidokuz şehir belirlenmiş ve yakın gelecekte süper akıllı toplumun yaşayacağı biçimde tasarlanmasına öncelik verildi. Proje aşamasında doğa bilimleri, mühendislik, tıbbi bilimler ve sosyal bilimler işbirliği yapılması hedeflenmiştir. Artık bilim dalları biraraya gelerek disiplinler arası çalışmalar analizler ve senteze ulaşmak gerekiyor. Toplum 5.0 odağında sosyal refah ve bireyin mutluluğu var. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile birlikte toplumu merkezine alan yeni yaklaşım; endüstrileşme ile insan doğası arasında denge sağlanması gerekmektedir. Küresel bir vizyon olarak yoksulluğun ortadan kaldırılması gerekiyor. Peki yoksulluk nasıl ortadan kalkar? Sihirli bir değnekle dokunur gibi çözülmesi söz konusu değil…Türkiye’yi kalkındırmanın yolu her coğrafyanın kendi sorunlarına eğilmesi ve bunların çözülmesinden geçiyor. Sonra benzeşen sorunları olan paydaşlar bilgi birikim ve tecrübelerini paylaşarak süreci hızlandırabilir ve yayılmasını sağlayabilir… Türkiye’nin avantajlı olduğunu düşünüyorum. Gelişmiş ülkelerin deneyimlerini ve bilgilerini kendinize uyarlayabilirsiniz, bu size zaman kazandıracaktır. Türkiye genç nüfusunun dinamikliğiyle bize yetişebilir. Bunun hayli olanaklı olduğunu düşünüyorum. Bizde nüfusun yaş ortalaması 48 iken sizde 28 en önemli avantajınızdır. Eğer iyi bir eğitim sistemi geliştirip insanları nitelikli olacak şekilde eğitirseniz pek çok mühendis ve bilim insanı yetiştirirsiniz. Geçmişte sosyal yapımız Türkiye’nin bugünkü haline çok benziyordu. Japonya hükümeti bütçenin önemli bir kısmını eğitime ayırmayı doğru buldu. Ülke çapında pek çok okul, üniversite ve eğitim tesisi kurduk; böylece eğitimli bir toplum inşa ettik. Bu politika Japonya’nın modernleşmesinde ve gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek düzeye gelmesinde büyük rol oynadı. Belirli şehirlere kurulacak bilim müzeleri ve bilim merkezleri Toplum 5.0 için kilit rol oynayabilir. Fikirlerin üretileceği, tartışılacağı, çözümler sunacağı tarafsız ortamlar gereklidir.”

Tüm bu gelişmeleri, insanlık için bir tehdit değil yaşamı kolaylaştıran unsurlar olarak ele alarak topluma etkilerini de gözardı etmeden bir sonraki adım için önlem yada çareleri de düşünmeliyiz. Japon bilim adamının tespitlerine katılmamak mümkün değil gibi. Dikkati çeken en önemli iki unsurdan biri genç nüfus diğeri ise eğitimli toplumu inşa etmektir. Başka ülkelerin tecrübelerinden yararlanırken ülke ve millet özelliklerimizi kültürümüzü dikkate alarak kendi modelimizi geliştirmek gerekiyor. Bu açıdan bakıldığından Türkiye Eğitim 2023 Vizyonuna olan ihtiyacımız ve başarılı olması için hepimizin elele vererek katkı sağlamamızın hayati bir gereklilik olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Her şey insanlık ve yaşanabilir sürdürülebilir mutlu ve sağlıklı bir dünya için prensibiyle hareket edildiğinde belki de her şey daha iyi ve güzel olacaktır.

(1) https://webrazzi.com/2017/05/14/toplum-5-0/
(2) https://medium.com/türkiye/toplum-5-0-japonya-endüstri-devrimi-83395fefda62
(3) https://sirazduvari.com/toplum-5-0-japonlarin-toplumsal-degisim-plani/

Facebook Yorumları
Erol DEMİR
Erol DEMİR hakkında 75 makale
Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 dan itibaren Bakırköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğündeki görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.