Beyin ve Çocukluk Anılarımız Arasındaki Bağ

Bugünkü yazım beyin, elektronik eşya ve araçlarla beynimizin performansı ve bu aletler sayesinde çocukluk anılarımızla bağ kurup kuramayacağımız hakkında.

Beynimiz hepimizin de bildiği gibi muhteşem bir yapıda yaratılmış.

Vücudumuzun en üst bölgesinde bulunan beyin, kafatası ile sarmalanmış bir şekilde korunmaktadır. Bu da tekrar onun önemli organlarımızdan biri olduğunun göstergesidir. Benim beyinle ilgili en mucizevi bulduğum yeri ise; ki bunu lisede ya da ortaokulda farketmemiş, farkettirilmemiş olmam da çok acı;  nöronlar ve onların arasında bağlar kurarak bir nevi örülen sinapslardır. Eğer beyni kullanırsak bu bağlar tek bir hücrede 30.000’e kadar bağlantıya sahip olabilir. Bu sinapslarla ilgilenmeye başladığımda ilk duyduğum ve hayretler içinde kalarak okuduğum şeyi anlatmak istiyorum. Einstein’in beyni öldükten sonra otopsi yapan doktor tarafından çalınır ve incelenmek istenir. Bu inceleme sonrasında beynindeki bazı bölümlerde oluşan bağların daha sık olduğunu keşfeder. Bu da beyninin çok kullanıldığının göstergesidir.

Beynimiz aynı kaslarımız gibidir.

Eğer beynimizi vücudumuzdaki kaslarımızı çalıştırmaya ve geliştirmeye harcadığımız gibi çalışarak, öğrenerek geliştirmeye harcarsak Einstein’in beyni gibi olmasa da beynimizin yapısındaki bağların artacağı kesindir. 2 yaşında bir çocuğun beynindeki nöronlar bu bağ kurma yolculuğunda en üst seviyede yer almaktadır. Bundan sonra ise nöral budama ile azalmaya başlamaktadır. Yetişkinken beynimizi hala aktif tutmaya çalışırsak bu budama en az seviyeye inebilir.

İşte insanlar bu budamayı en aza indirmek için beyinlerini çalıştırıyorlar ve hayal güçleri sayesinde beyinle elektronik eşyaları birleştirmeyi düşünüyorlar. Einstein’ın da bununla ilgili çok güzel bir sözü var:

Zekânın gerçek göstergesi bilgi değil hayal gücüdür. Bilgi ve mantık sizi A noktasından B noktasına götürür hayal gücü ise her yere…

Peki, beynimiz ve makineler arasında bağ kurulabilir mi?

Makineler yavaş yavaş engelli kişilerin hayatlarını kolaylaştırmak adına hayatımıza girmeye başladı. Görme engelli kişiler gözlerine taktıkları özel kameralı bir gözlük ve kulaklık sayesinde beyinden gelen sinyallerle karşıda bir köpek mi, insan mı, araba mı olduğunu bilebiliyorlar. Bu kaybedilmiş bir yeteneği bize geri döndürebiliyor.

Peki, bu bağ kurucu aletleri yaşlılığımızda alzheimer, demans gibi hastalıklarla anılarımızı unutmamak için kullansak nasıl olurdu?Geçmişte yaşadıklarımız zamanında beynimize yerleştirilen bir aygıtsayesinde kaydedilse ve sonra bize izletilse güzel olmaz mı? İnsanların vücutlarına yerleştirilen bir kamera ile kendilerini iyi hissettikleri zamanların kaydedilmesi, yapay zeka ile anlayıp, yaşlandıklarında onlara bunu sunabilsek, bu onlara aynı zamanda oldukça da yardımcı olacaktır.

İşte bununla ilgili İsviçre’nin Lozan kentinde bilimsel çalışmalar 7 Ekim 2013’te başlamış ve 2023’te bitirilmesi ön görülüyor. Bu çalışmada 250 araştırmacı, 1.2 milyon eoruluk bir kaynakla araştırmalarını sürdürüyorlar. Beynin biyolojisine dair her şeyi modellemek ve insan beyninin ilk eksiksiz benzetimi (simülasyonu) oluşturulmaya çalışılıyor.

ABD de yapılan başka bir araştırma ise insan beyninin gördüğü ya da hayal ettiği her şeyi bilgisayara aktarmayı umuyor. İnsan beyni böylece bilgisayarlara aktarılmış olacak.

Dünyanın en parlak, en genç 10 beyni arasına giren ve Türk olan Alper Bozkurt da:

‘Elektronik ara birimle donatılabilen her şeyin etkileşime girdiği yepyeni bir çağa giriyoruz. Benim hayalim canlı organizmalarla elektronik sistemler arasında bağ kurmak.’

diyor ve bu hayali üzerine çalışıyor. Şu andaki çalışması ise bir hamam böceği üzerine yerleştirilen bir aletle onu yönetmek ve yaptıklarını kaydetmek.

Gelecekte çocukluk anılarımızı izleyebileceğimiz makinelerle dolu bir dünya bizi bekliyor. İnsan bu açıdan çalıştıkça ve istedikçe hayal ettiği her şeye ulaşabilecek. Biz onları yapamıyoruz ama en azından daha fazla geliştiği dönemleri görebileceğiz umarım.

Yazımın sonlarına yaklaşırken aklıma ‘Black Mirror’ dizisinde anıların izlenmesiyle ilgili bölüm geldi. Beyinlerine yerleştirilen bir kamerayla yaptıkları her şey her an kaydediliyor ve istedikleri ana, istedikleri zaman ulaşabiliyorlar. Bu da bir zamanlar sadece bir senaryoymuş. Ama aslında gerçekleştirilmesi mümkün olan bir senaryo. Önce hayal etmişler araştırmışlar ve araştırıyorlar. Beyni aktif olarak kullanıyorlar. En sonunda hayallerine, araştırmalarına ve beyinlerini durmaksızın çalıştırmalarına değecek. Ve insanlığa faydalı olması umut edilen bu aleti başaracaklar.

Not: Bu yazıyı yazmamda bana ilham olan ve ufkumu genişleten Emin Çapa’ya teşekkürlerimi sunarım.

Facebook Yorumları
Avatar
Kubra Beyribey hakkında 9 makale
1986 yılında Gümüşhane'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Aydın'ın Nazilli ilçesinde tamamladı. 2005–2009 yılları arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. 2009–2011 yılları arasında Denizli'de, 2014 yılında İstanbul'da ilkokul öğretmenliği görevine devam etti. Aktif olarak çalışmayan ancak online eğitim enstitüsünden eğitim hayatına devam eden yazarımız Zaman yönetimi, Etkili iletişim ve Beden dili, İşaret dili, Stresle başa çıkma, Blog yazarlığı sertifikalarına sahiptir. Evli ve 2 erkek çocuk annesidir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.