1. Anasayfa
  2. Değerlendirmeler

Bir Yemin Ettim Ki! Dönemem...

Akıl, ahlak, bilim ve çalışmak Ahiliğin dayandırıldığı dört temel esaslardır. Ahilik teşkilatının altı temel ilkesi ise “Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli ve dürüst olmak” olarak bilinmektedir. Ayrıca çıraklardan başlayarak kalfanın ve ustanın bilmesi ve uyması gereken yedi yüz kırk kuralı bulunmaktadır. Bunlardan yüz yirmi dört tanesinin kesinlikle bilinip uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır.(1) Bu dört ilke, birbirini tamamlayan ayrı düşünülemeyecek birlikte bilinip uygulanması gereken önemli değerlerdir.

Bir Yemin Ettim Ki! Dönemem…
0

Ahi olmak ve peştamal kuşanmak için bir ahinin tavsiye/kefaleti ve yedi kötü davranışı terk yedi güzel davranışı yapıyor olması gerekir. Bunlar da; “cimrilik kapısını bağlamak, lütuf kapısını açmak, kahır ve zulüm kapısını bağlamak, hilim ve mülâyemet kapısını açmak, hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak, tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, riyazet kapısını açmak, halktan yana kapısını bağlamak, Hak’tan yana kapısını açmak, herze ve hezeyan kapısını bağlamak, marifet kapısını açmak, yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak” olarak bilinmektedir.(2) İnsanların birlik, beraberlik, paylaşım ve huzur içinde yaşaması için dini ve kültürel temellere dayandırılarak belirlenen bu ilkeler yüzlerce yıl toplumun kabulü ve beğenisini kazanmıştır.

Her meslek grubu için ayrı kurulmuş olan ahi ocakları temsilcileri ayda/yılda bir toplanır ve sorunları çözümlemek için zabıta teşkilatı/esnaf odası gibi demokratik kurallara göre kararlar alırlardı.  Ahiler devlet içinde onu destekleyen “meslek erbapları, bilgin, sanatçı ve eğitmenler, askerler ve yöneticiler” olmak üzere üç farklı örgütlenmeyi gerçekleştirmiştir. Ahiler toplumun ihtiyaçlarını karşılasın diye yirmi yedi farklı konuda vakıf ve esnaflar arasındaki orta sandığını kurarak yardımlaşmaya örnek olmuşlardır. Ahilik, Galip Demir’e göre, “Türkler’in Rönesansı”dır. Veysi Erken’e göre, Ahilik ve kurum düzeni bugünlerin şartlarında bile beş çekirdek ilkeyle “toplumsal sorumluluk, hizmette mükemmellik, dürüstlük ve doğruluk, ortak yaşama” ile örnek bir ‘yatay örgütlenme’ toplum hareketini şekillendiriyor.

Ahilik 13-19. yüzyıllar arasında Anadolu’da yaşayan halkın sanat ve meslek alanında yetişmelerini sağlayan, onları ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. İyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzen olan Ahilik, “Ahlak, Eğitim – Bilim, Teşkilatlanma, Kalite – Standart, Üretici – Tüketici İlişkisi, Denetim” vb. konularda yaşadığı dönemin toplumsal yapısını düzenlemiş ve yeterli olmuş bir sistemdir.(3) Meslek sahibi mal veya hizmet üreten birinin topluma karşı sorumlu davranması, işini/ürününü/hizmetini mükemmel derecede yapması, aynı işi yapan esnafın bir arada düzen içinde bulunabilmesini, yeni meslek insanlarının bu evsafta yetişmesini sağlayan Ahilik Sistemi iyi anlaşılmalı ve günümüzde faydalanılmalıdır.

Özetle; ahilik sistemi, uygulamalı mesleki eğitimle yeni meslek insanları yetiştiren, meslek erbapları arasında birlik ve dirliği sağlayan, iş hayatı dışından sosyal hayatta tekke ve zaviyelerde fütüvvetnamelerle tasavvufi bir usülde dini ve ahlaki ilkeler ile musiki öğrenen ve tatbik eden devletin bekası için askeri eğitimleri de öğrenerek savaşan dört farklı hayati işlevi altı yüz yıla yakın zaman başarıyla sürdürmüşlerdir. Ahilikte esnaf ve zanaatkarların yanında  kadınlar, askerler ve yöneticiler de görev almaktaydı.

Ahilik geleneğimizi ve kurucusu Ahi Evran-ı Veliyi ritüel olarak tiyatral ve kültürel açıdan da yaşatmalıyız. Yılda birkaç gün ve etkinlikle bile olsa her ilimizde/ilçemizde özellikle mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızda anmalıyız. Ama daha önemli ahiliğin özünü ve değerlerini anlamalı, anlatmalı ve hayata geçirmeye çalışmalıyız. Buna her zamankinden daha çok ihtiyacımız bulunmaktadır.

Ahiliğin merkezi kabul edilen Kırşehir’de altmışlı yıllarda kurulan ilköğretmen okulu, Eğitim Enstitüsü ve Eğitim Yüksekokul olarak var olan yükseköğretim kurumu 2006 yılından itibaren Ahi Evran Üniversitesi olarak faaliyete devam etmektedir. Her öğrencinin “Ahilik Kültürü ve Medeniyeti Dersi” aldığı üniversitede öğrenciler mezuniyet töreninde de “şed kuşatma töreni” ardından toplu olarak “Ahilik Yemini” ederek diplomalarını almaktalar. Bu yemin metni şöyledir:

“Bismillahirrahmanirrahim, Ahi Evran yurdunda, üniversiteden mezun bir genç olarak, “Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir. Akıl, ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir” ilkesine bağlı kalarak: Çalışmayı ibadet sayan bir anlayışla, Hakk’ın rızasını gözeterek, halka adalet ve merhametle hizmet edeceğime, Ahilik ahlakına uyup görevimi en iyi şekilde yapacağıma, Ahiliğin temel değerleri olan çalışma, akıl, ilim ve ahlak, esaslarına bağlı kalacağıma, Helalinden kazanıp haram lokma yemeyeceğime, Elime, belime, dilime sahip olup; alnımı, kapımı, soframı açık tutacağıma, Ahiliğin gayesi olan, Nizam-ı Alem idealine bağlı kalacağıma, Vatanın ve milletin çıkarlarını üstün tutup devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü için çalışacağıma, Allah’tan başka hiçbir şeye kulluk etmeyeceğime, Namusum, şerefim ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ederim.”(4) Üniversiteyi bitirip iş hayatına atılacak olan gençlere; çalışkanlığı, dürüstlüğü, adaleti, merhameti, helal lokmayı, dünyanın yaşanabilir kılınması, vatana ve millete hizmeti öğreterek yemin ederek mezun etmek çok önemli bir mesaj olmalıdır.

Üniversitelerin mezuniyet töreninde toplu yemin ettirmesi gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bazı üniversitelerin senatolarında aldığı karar gereğince Lisansüstü öğrenimde yüksek lisans ve doktora tezlerinin giriş kısmında da “Yüksek Lisans / Doktora Tezi/Sanatta Yeterlik Tezi/ Çalışması olarak sunduğum “…” başlıklı çalışmanın bilimsel araştırma, yazma ve etik kurallarına uygun olarak tarafımdan yazıldığına ve tezde yapılan bütün alıntıların kaynaklarının usulüne uygun olarak gösterildiğine, tezimde intihal ürünü cümle veya paragraflar bulunmadığına şerefim üzerine yemin ederim.” (5) İçerikli farklı cümleler kullanılarak benzer manada bir sayfa konulmaktadır.

Ülkemizde kamuda çalışan tüm memurların adaylığı bitip asaleti onaylandığında, 657  Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 2670 Sayılı kanunla değişik 6.maddesine göre;       “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İnkılâp ve İlkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik, bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.” Diyerek sözlü yemin sonrası yemin belgesini de imzalayarak sicil dosyasına konulmaktadır.(6) bunun haricinde 2005 yılından itibaren başlayan bir başka uygulama ise kanunlarda açıkça suç teşkil etmeyen davranışlar için de “Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi” imzalatılmaktadır.

İnşaat Mühendisleri Odası tarafından web sitesinde yayınlanan yemin metninde “Bana verilen mühendislik unvanına daima layık olmaya,  onun bana sağladığı yetki ve yüklediği sorumluluğu bilerek, hangi şartlar altında olursa olsun onları ancak iyiye kullanmaya, yurduma ve insanlığa yararlı olmaya,  kendimi ve mesleğimi maddi ve manevi alanlarda yükseltmeye çalışacağıma namusum üzerine yemin ederim.” Yazmaktadır.(7) Bir meslek sahibi için sahip olduğu unvan ismiyle beraber toplumla söylenen güven tesis eden bir değerdir. Namus ise inandığımız tüm değerlerin en kutsalı olarak kabul edilmektedir. Bu değerler üzerine edilen yeminin bozulmayacağı düşünülür.

Meslek sahibinin iş yeri açabilmesi ve Ahiliğe kabul edilerek esnaf olmasından önce “Ahilik Yemini” olan  ”Bismillahirrahmanirrahim. Ahi Evran yurdunda mesleğini icra eden biz zanaatkar ve ticaret erbabı olarak, çalışmayı ibadet sayan bir anlayışla, hakkın rızasını gözeterek halka hizmet edeceğime, Ahiliğin temel değerleri olarak cömertlik, doğruluk, dürüstlük, hoşgörü, güven, sevgi, sabır, dostluk, fedakarlık, adalet, kanaatkarlık ilkelerine ve komşuluk hukukuna uyacağıma, Elime, belime, dilime, gözüme sahip çıkıp, günahlardan sakınacağıma, ölçü ve tartıda doğruluktan sapmayacağıma, ‘müşteri velinimetimdir’ düşüncesiyle onlara güler yüzlü davranacağıma, kaliteli mal üretip, hileli ve çürük mal satmayacağıma, yalan söylemeyeceğime, insanları kandırmayacağıma, Hayatımın her döneminde kul hakkını gözetip, kimseye haksızlık yapmayacağıma, meslek eğitimi ve kurallarına bağlı kalacağıma, helalinden kazanıp, haram lokma yemeyeceğime ve Ahi esnafında olması gerekli ahlaki değerlere bağlı kalacağıma, Namusum, şerefim ve bütün mukaddesatım üzerine ant içerim.” (8) diyerek yemin ettirilirmiş.

Demek ki bizim kamu sektörü, özel sektör ve serbest çalışan meslek insanlarının yemin etmek gibi bir eksiğimiz ve sorunumuz yok fakat yemin metninde yazılanları eğitim ve meslek öğrenme sürecinde inanarak yetişmek ve içselleştirmek gibi bir sorunumuz var. Kahramanmaraş merkezli depremler bir kere daha inşaat sektöründeki meslek sahibi insanların bilim ve kanun kurallarına uymadıklarını göstermiştir. 17 Ağustos 1999 tarihli Gölcük depremi sonrası yapılan tüm denetim ve düzenlemelere rağmen bu tarihten sonra yapılmış binaların yıkılmış olması artık bu çok ciddi hayati bir konuda millet olarak daha duyarlı olmamızı hatırlatmıştır.

Kâğıt üzerinde tüm kanuni işlemler hazırlanacak plan, proje, evrak ve dosyalarımızda sorun yoktur. Ancak iş sahada uygulamaya geldiğinde bir şeyleri eksik ve yanlış yapıyoruz. Bunu yapanların bir kısmı bilmediği ve cahilliğinden yaparken bir kısmı da bildiği/öğrendiği bilimsel gerçek ve doğruların tersine emir-komuta zinciri içinde üst yönetimin/patronun dediğini yaparak mesleğine ihanet etmektedir. Denetim firmaları gazete/internet ilanı vererek pervasızca “pasif mühendis” araması diplomaların eczacılıkta duyulduğu gibi inşaat alanında da uzaktan kullandırılması kabul edilemez.

Kahramanmaraş merkezli 06 Şubat 2023 tarihinde ve sonrasında yaşadığımız depremler sonucunda bazı binalar yıkılmayıp sağlam ayakta durabilmişken bazıları da yıkılmıştır.  Yıkılan binalar hakkında uzmanların açıklamalarından daha çok zemine uygun proje yapılmaması veya uygun projeye uyulmaması dikkat çekmektedir. Ayrıca eksik/yanlış malzeme kullanımıyla işçilik/ustalık uygulama hatalarının yoğun yıkıma sebep olduğu belirtilmektedir. Yüksek katlı bazı binaların zemin katlarının da iş yeri olarak kullanılırken binayı dik olarak duran içindeki demir ve betonla ayakta tutan direklerin kesildiği için yıkıldığı da açıklanmıştır.

Nasıl bir meslek sahipliğidir ki bilerek para kazanmak uğruna bir binanın ayaklarını kesebiliyor. Tam aksine bir ustayı çağırıp böyle bir teklif yapıldığında cevaben “ben katil değilim, bu işlem binanın sağlamlığına zarar verir, iki üç kat para da verseniz kesinlikle bu işlemi yapmam ve bu konuda da gerekli yerlere şu anda bildirimde bulunup takipçi olmalarını isteyeceğim” demelidir. Böylelikle yasa dışı açıkça suç olan bu tür eylemleri yaptıracak meslek sahibi insan bulamayacaklardır. Millet olarak diploma ve meslek öğretmeden daha önce çocuklarımızı dürüst, ahlaklı ve vicdanlı yetiştirmemiz gerektiğini deprem bir kez daha acı olarak göstermiştir. Daha fazla para kazanmak hırsı uğruna açgözlü davranmak kanun ve mesleki etik dışı davranışlarda bulunmak insanlık adına kabul edilemez. Bu gibi bir davranış Ahiliğin akıl, ahlak, bilim ve çalışmak ilkelerinin hiçbiriyle daha doğrusu insanlıkla bağdaşmıyor.

İnşaat tamirat ve tadilat işlemleri yapan meslek insanlarının kendi mesleklerinin teknik bilgileri yanında işini ilgilendiren tüm yasal/hukuki mevzuatı da bilmeleri ve uymaları gerekmektedir. Binanın projesinde bulunan tüm kolon-kiriş-döşeme-duvar gibi yapının mühendisler tarafından yapılan statik hesaplarına göre yapılmış bölümlerini yapı kullanma izni veren belediyeden izin almadan değişiklik yapılmayacağını bilmelidirler. Onların bilmesi yanında biz vatandaşların da kendi oturduğu veya komşu binada bu kapsamda yapılan çalışmaların resmi makamlardan izinli olup olmadığını sorup öğrenmesi ve gerekiyorsa ilgili yerlere bildirimde bulunması hepimizin görevidir.

Birkaç saniyede yemin metnine atılan imzalar ve birkaç dakikada okunan/tekrarlanan yeminler demek ki çok çabuk unutuluyor. Namus, şeref ve mukaddesat üzerine yemin etmenin ne olduğunu imza aşamasına gelmeden öğrenmeliyiz. Mesleğin belirlenmiş standartlarına uygun kaliteli iş yaparak yüklediği görev sorumlulukları insanlığın iyiliği için kullanarak helal lokma kazanmanın temel hedef olduğunu unutmamalıyız.

  • https://www.lean.org.tr/ahilik-kulturu-yalin-dusunce-toyota-prensipleri-temel-degerleri-arasindaki-benzerlik/
  • http://tesvak.com/ahiligin-7-kurali/
  • https://www.aesob.org.tr/Content/Info?title=ahilik-kulturu-haftasi&contentID=35
  • https://ahievran.edu.tr/arsiv-haberler/7231-2021-2022-mezunlarimizi-ugurladik
  • https://sosyalbilimler.sdu.edu.tr/assets/uploads/sites/102/files/yemin-metni-doktora-28082020.docx
  • https://www.agri.edu.tr/upload/personeldairebaskanligidetay265/Devletmemurlarıyeminbelgesi
  • https://www.imo.org.tr/TR,36157/muhendisin-yemini.html
  • https://www.ahievran.org/tr/detay/sayfalar/ahilik-yemini
Facebook Yorumları

Erol DEMİR 1967 yılında Gölcük’te doğdu. Piyale Paşa İlkokulu, Gölcük İmam Hatip Ortaokulu, Gölcük Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu Elektronik programını ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yöneticiliği alanında yüksek lisansı “Eğitim Yöneticilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunda tezini tamamlamıştır. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesinde işletme alanında doktora öğrencisidir. 1990 yılında Türkkablo fabrikasında kalite kontrol teknisyeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatına 1991 yılında Hakkari’de başladı. 1994 yılında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi’ne elektronik öğretmeni olarak atandı. 1995 yılında müdür yardımcısı oldu. 2000 şubat ayında Gölcük Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü oldu. 2003 yılında Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışmaya başladı. Aralık–2007 ile Haziran-2016 arası İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olarak çalıştı. Temmuz – 2016 Bakırköy İlçe MEM, Temmuz-2022 İstanbul İl MEM, Ekim-2023 Küçükçekmece İlçe MEM Şube Müdürü olarak görevine devam etmektedir. Evli ve 3 çocuk sahibidir.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir

Yorumunuz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.