Çocuklarda Erken Ergenlik Tehlikesi

Çocukluktan yetişkinliğe geçiş süreci olarak tanımlanan ergenlik çağı, kişiyi hayata hazırlayan, onun yetişkin rolüne uyum sağlamasına olanak veren bir büyüme sürecidir. Bu büyüme fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak her yönüyle olgunlaşmadır. Kısaca; ergenlik değişimdir, gelişmedir, büyümedir.

Toplumdan topluma, coğrafyadan kültüre farklı etkenler nedeniyle ergenlik yaşı değişiklik göstermektedir. Dünya ortalamasına bakıldığında farklı yaş aralıkları görülse de 12–18 veya 13–21 yaşları ergenlik dönemi olarak adlandırılmaktadır. Eskiden çocuğun ergenlik dönemine girmesi için belli bir fiziki olgunluğa erişmiş olması gerekirdi. Ergen ve ergenlik kelimesi de bundan kaynaklanmaktadır. Bu satırları okuyanlar da yazan da muhtemelen bu dönemi bazen çalkantılı, bazen sakin bazen deli dolu yaşamışlardır. Bu nedenle bilinen, daha doğrusu hepimizin bildiği, yaşadığı bir konudan ziyade, fazla bilgi sahibi olmadığımız bir konudan, erken ergenlikten söz etmek istiyorum.

Günümüzde beslenme alışkanlıkları, hormonlu gıdalar, televizyon, internet, cep telefonu, tablet ve bilgisayar gibi uyarıcıların artması ve uzun süreli kullanımı sadece çocuklar için değil yetişkinler için bile tehlikelidir. Fakat çocuklar gelişim çağında oldukları için daha çok tehlikeye ve istismara karşı korumasız kalabilmektedir. Bunların en başında da onlarda cinsel duyguları zamanından önce uyanıp harekete geçmesine neden olan müstehcen içerikli görüntülerdir. Özellikle oyun sitelerinde ekranın sağ, üst veya alt taraflarında kadın veya erkek rolü abartılmış kıyafetli resimler eşliğindeki reklamlar çok sakıncalıdır.

Bunun yanında cinsel kimliği ön plana çıkarıcı kıyafet, kozmetik ürünler, hazır gıdalar ve çeşitli aksesuarların çocuklar tarafından yaygın kullanımı da ergenlik çağını daha aşağı yaşlara çekmiştir. Özellikle kız çocuklar için, Barbi, Rapunzel gibi karakterler, yabancı filmler, oyuncaklar, aksesuarlar çocukların gelişimini tehdit eder niteliktedir. Maalesef, çocuklar artık fiziken ve ruhen hazır olmadan 8–10 yaşlarında erinliğe, ergenliğe girmektedirler. Bu çocuklar daha boy atmadan, yeteri kadar gelişemeden, kadınsı veya erkeksi kimlikleri ön plana çıkmakta ve gelişimleri yetersiz kalmakta veya yavaşlamaktadır.

Bütün bunların ardından çocuklarımız, boy uzaması durmuş, yüzü sivilceli, küçük kadın ya da erkekler olarak, yukarıda sayılan suni nedenlerle zamanından önce olgunlaşmaktadır ya da olgunlaşamamaktadır! Bunun olası zararlı sonuçları ile tam olarak yüzleşmiş sayılmayız çünkü 2000 li yılların ardından çocuk olanlar bu tehlike ile karşı karşıyadırlar. Gelişim basamaklarını hızlı yaşayan çocukların, olgunlaşmadan, hayatı taşımaya hazır olmadan, iş güç sahibi olmaları, evlenip yuva kurmaları, meslek hayatı vb. konularda nasıl baş edeceklerini ya da yetişkin hallerini bilemiyoruz. Elbette bu tehlikenin farkında olunduğu kuvvetle muhtemeldir, mutlaka bilimsel araştırmalar ve idari, sosyal tedbirlerin bu yönde olumlu katkıları olacaktır.

Fakat bütün bu tedbirler, dikkatli ve duyarlı bir ebeveynin göstereceği önemin yerini tutmayacaktır. Çünkü çocuklarına en yakın olması beklenen anne babasının daha çok yardımcı olabileceğini düşünüyorum. Bu nedenle aşağıdaki önerilere mutlaka uymaları gerekmektedir. Çocukların internet kullanımı dayatma ve baskı ile değil uzlaşı ve alternatif etkinlikler geliştirilerek mutlaka sınırlandırılmalıdır. Bilgisayarlar çocukların odasında kontrolden uzak değil oturma odasında olmalıdır. Bilgisayarlarda ve internet bağlantılarında mutlaka aile koruma filtresi olmalıdır. Odasına kapanıp saatlerce cep telefonu ile ilgilenmeye başladığında her gün mutlaka akşamları bir saat kadar oturup konuşulup ailece sohbet edilmelidir. Bazı konularda onların da fikrini sorarak iletişim için kapı açmalısınız. Arkadaşları ile tanışmalı ve nerelerde zaman geçirdiğine dikkat edilmelidir.

Bu tavsiyeleri çoğaltmak pekâlâ mümkündür. Anne babalar da kendi çocuklarının karşı karşıya kaldığı riskleri dikkate alarak farklı tedbirler ve çözümler geliştirebilir. Selam ve dua ile.

Facebook Yorumları
Kerim CANDAN
Kerim CANDAN hakkında 44 makale
İlk, orta ve üniversite öğrenimini Konya’da tamamladı. 2002 yılında Selçuk Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümünden mezun oldu. Sırasıyla Beyşehir Bahçelievler Kasapoğlu İlköğretim Okulu ve Bozkır Lisesinde Psikolojik danışman ve Rehberlik Öğretmeni olarak görev yaptı. Vatani görevini 2005 yılında Siirt 3 üncü Komando Tugayı Rehberlik Danışma Merkezinde Sağlık Teğmen olarak tamamladı. Halen, Meram Rehberlik Araştırma Merkezinde Özel Eğitim Bölümünde görev yapmaktadır. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalında yüksek lisans tez çalışmasını tamamlamıştır. Çocuk gelişim ve zeka testleri uygulayıcı eğitimi, aile eğitimi gibi seminer ve kurslara katılmıştır. Konya İl Emniyet Müdürlüğünün “Toplum ve Güvenlik Güçlerinin iletişimi” temalı AB projesinde görev almış ve çeşitli Avrupa Ülkelerine proje ve çalışma ziyaretlerinde bulunmuştur. Evli ve 4 çocuk babası olan Candan, ilk olarak Bozkır Postası gazetesinde yazarlığa başlamış olup, sonrasında da, Konya Hâkimiyet Gazetesinde, aile, toplum, eğitim ve çocuk psikolojisi üzerine pazartesi günleri köşe yazıları yazmaktadır. “Ebeveyn Notları” ve "Kendime Rağmen Ben" adlı yayınlanmış kitapları bulunmaktadır.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.