Dirilişin Baş Kenti Samsun

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nı kaybettiğini onaylayan Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalayarak savaştan çekildiğinde, Mustafa Kemal Suriye Cephesi’nde Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’nda bulunmaktaydı. Ordusu teslim olmuş komutan, İstanbul’a geldiğinde takvim yaprakları 13 Kasım 1918’i gösteriyordu. Tam da o sıralarda, Çanakkale’yi savaşla geçemeyen İtilaf kuvvetlerinin donanması, anlaşmanın verdiği güçle boğazı geçerek İstanbul limanına demirlemek üzereydi. Yaveri, gemileri göstererek “Paşam bu ne haldir?” diye sorduğunda, kendine güvenen bir edayla ve tam bir ileri görüşlülükle, “Üzülme geldikleri gibi giderler” cevabını vermekte gecikmeyecekti.

Mondros Ateşkes Antlaşmasını okuyan Mustafa Kemal, anlaşmanın yoruma açık ve çok ağır şartlar içerdiğini anlar. Gerçekten de anlaşma altı asırlık bir devletin fiilen bittiğini gösteriyordu. Ordu terhis ediliyor, tüneller, limanlar, demiryolları başta olmak üzere tüm stratejik noktalar işgalci kuvvetlere teslim ediliyor, bunlar da yetmezmiş gibi 7. Madde ile topraklarımız işgale hukuki olarak da açık hale geliyordu. Mustafa Kemal maddelerin uygulanmaması gerektiğini her fırsatta, her platformda ifade ediyor ve ulaşabildiği tüm üst düzey yöneticileri bu konuda sık sık uyarıyordu. Sonunda İstanbul’da durarak işgale engel olamayacağını anlayan Mustafa Kemal, tek umudun Anadolu’ya geçerek Kuvayı Milliye ruhunu ateşlemek olduğunu biliyordu. Ve sabırla uygun ortamı beklemeye başladı…

O uygun ortam kısa bir süre sonra, Karadeniz’de Pontusçu Rumların bölgedeki Türklerle çatışmasından dolayı doğmuştu. Rumlar Türkleri kışkırtarak bölgeden çıkarmaya ve Wilson Prensipleri’nin maddelerine göre çoğunlukta kalarak, burada bağımsız bir Pontus Rum Devleti’ni kurmaya çalışıyorlardı. İşgal Kuvvetleri İstanbul’a telgraf çekerek, bölgedeki sorunların bir an evvel çözülmesini, aksi halde Mondros’un 7. Maddesi gereğince bölgenin işgal edileceğini bildiriyorlardı.

Bunun üzerine İstanbul Hükümeti bölgeye sıkıntıları çözmek üzere tecrübeli bir komutanın gönderilmesine karar verdi. Bu komutan tabi ki Mustafa Kemal olacaktı. Mustafa Kemal kendisinin görevlendirilmesinin detaylarını Nutuk’ta şöyle anlatmaktadır: “Bu geniş yetkinin, beni İstanbul’dan sürmek ve uzaklaştırmak maksadıyla Anadolu’ya gönderenler tarafından, bana nasıl verilmiş olduğu garibinize gidebilir. Hemen ifade etmeliyim ki, onlar bu yetkiyi bana bilerek ve anlayarak vermediler. Ne pahasına olursa olsun, benim İstanbul’dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe, Samsun ve dolaylarındaki güvensizlik olaylarını yerinde görüp tedbir almak üzere Samsun’a kadar gitmekti. Ben, bu görevin yerine getirilmesinin bir makam ve yetki sahibi olmaya bağlı bulunduğunu ileri sürdüm. Bunda hiçbir sakınca görmediler. O tarihte Genelkurmay’da bulunan ve benim maksadımı bir dereceye kadar sezmiş olan kimselerle görüştüm. Müfettişlik görevini buldular, yetki konusu ile ilgili talimatı da ben kendim yazdırdım…”

Nutuk’ta da belirtildiği gibi Mutafa Kemal’e 9. Ordu müfettişliği görevi verilir. Bu sayede bölgedeki tüm mülki amirler ve askeri birlikler üzerindeki en yetkili isim olan Mustafa Kemal’e verilen görev ise şunlardır:

• Yetkili olduğu bölgede huzur ve güvenliği sağlamak.
• Halkın elindeki silah ve cephaneyi toplayarak İtilaf Devletlerine teslim etmek.

Bu yetki ve görevle 16 Mayıs’ta Bandırma Vapuru’na binerek yola çıkan Mustafa Kemal, tarihler 19 Mayıs 1919’u gösterdiğinde Samsun’a ayak basar. Hemen incelemelere başlar ve resmi görevi gereği İstanbul’a bir rapor sunar. Raporda: İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalinin haksız olduğu ve halkı olumsuz etkilediği, Türklerin yabancı bir ülkenin kontrolüne girmek istemediği ve vatandaşın tek isteğinin bağımsızlık olduğunu bildirir.

Bu arada Mustafa Kemal yetki alanındaki komutanlar başta olmak üzere, Ali Fuat CEBESOY ve Kazım KARABEKİR ile de görüşerek orduların dağıtılmaması ve silahların teslim edilmemesi hususunda fikir birliğine varırlar..

Çünkü milli mücadele başlıyordu.

19 Mayıs bir milletin ve onun en önemli liderinin doğum günüdür. Küllerinden doğan bir milletin miladı.

Samsun ise Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç noktasıdır. Meşalenin ateşlendiği adres. Yeniden dirilişin ilk durağı, damarlarındaki asil kandan haberdar olanların bir komutan önderliğinde, kuvayı milliye ruhu ile yeniden dirildikleri merkezdir. Kısaca, yeni Türkiye’nin temelidir Samsun.

Facebook Yorumları

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.