Hata Kodu: Çocukta Merak Duygusu

Kuzey bölgelerdeki yarasalar kışın göç ederler ya da kış uykusuna yatarlar. Diğer kış uykusuna yatan hayvanların aksine tehlikeli bir durum sezdikleri zaman uykularından uyanırlar. Ne gariptir değil mi? Çocuğun içindeki merak duygusu da böyledir. İçerisinde bir yerde uykuya yatar ve farklı bir durum sezdiği anda hemen atağa kalkar. Evet evet çocuk el attığı şeyi kırabilir, dökebilir, yıprtabilir, kesebilir. Resim yapmak isterken evin tüm duvarlarını boyayabilir. O çok para verip aldığınız oyuncağı bozabilir. Bozulmuş bir oyuncağını tamir etmeye uğraşırken, geri dönüşü olmayan yeni arızalar oluşturabilir. Yeni aldığınız oyuncak bebeğin “acaba saçları uzayacak mı” diye saçlarını kesebilir. Bu durumlarla karşılaşan anne-baba, “Oyuncaklarına sürekli zarar veriyorsun. Sana bir daha oyuncak yok.” derse, çocuğun içindeki merak duygusuna yazık etmiş olur. Onun öğrenme sürecinde içindeki en önemli duygu olan merak duygusunu baltalamış olur.

İçsel öğrenmenin temel yapı taşlarından biri merak duygusu ise çocuğumuzda merak duygusunu daha da arttırmak için var gücümüzle çabalamalı mıyız? Maalesef günümüz annelerinin çocuğunun hemen “evet” dediğini duyar gibiyim. Maalesef hayır. “Hadi çocukların merak duygusunu daha da artırıcı ne varsa çocuğun önüne koyalım” diyemiyoruz. Çünkü çocuk gelişiminde hep bir dengeleme söz konusudur. Nasıl ki merak duygusu azalmış bir çocuk öğrenme heyecanında azalma görülüyorsa, aşırı merak duygusu uyandırılmış çocuklarda da maalesef ruhsal problemler yaşama riski çok yükseliyor. Sırf merak duygusu uyandıracağı, yeni öğrenmelere zemin hazırlayacağı düşüncesi ile ebeveynlerin çocukları için sürekli materyal hazırladığı ve önüne koyduğu bir çağda öğrenmeyi tetikleyen bu duygunun çok da canlı tutulduğunu söylemek mümkün değil. Üstelik ne kadar araştırmacı ebeveyn olursa olsun çocukların zihninde kalıcı yanlış öğrenmelere sebebiyet verebiliyorlar. Geçenlerde rastladığım bir örneğe değinecek olursam 5 yaşındaki bir çocuğa annesi kumun üzerine aynı yükseklikten farklı cisimleri bırakmasını söylüyor. Çocuk yapısı gereği zaten nesneleri yere atmayı sever. Nesnelerin düşerken oluşturduğu akustik, bırakacakları iz hoşuna gider. Anne bu oyunu yapılandırmak istiyor. “aaaa bak ağır olan ne kadar çok iz bıraktı, hafif olanın bıraktığı ize bak ne az” cümlesini kurduğu anda müdahale etme zorunluluğu hissediyorsunuz. Çünkü aynı yükseklikten bırakılan cisimlerin yerde bıraktıkları iz sadece ağırlığa değil, yüzey alanına da bağlıdır. Yani basınca. 5 yaş gurubundaki bir çocuğa basıncı anlatamazsınız. Zaten gerek de yok. Temel eğitim 8. sınıf Fen Bilimleri müfredatındaki bir konuyu 5 yaşındaki çocuğa vermeye çabalamak, çocuğu eğitimden soğutmaktan başka bir işe yaramaz.

Bazen ebeveynlere çocuğun o yaşta bilmiş bilmiş cevaplar vermesi çok güzel gelebir ama hazır materyal verip “hadi yap, beraber yapalım.” demek merek duygusunu tetiklemenin aksine baltalar. Öyle bir ebeveyn kitlesi oluşmaya başladı ki hazır materyallar ile çocuğun hiç sorgulamadığı konulara bile değinmeye çalışan. Çocuğun seviyesinin üstünde etkinlikler ile çocukların zeka seviyelerini ilertmeye çabalamak. Tabiki çoğu yetişkin kendi ihtiyacını belirleyemezken çocukların belirlemelerini beklemekte haksızlık olur. Fakat en azından bu etkinliklerin çocukların gerçek anlamda soru sorduğu konularda uygulanması gerekmektedir. Örneğin; yağmurun nasıl yağdığını sorduğunda, çaydanlığın ön kısmından çıkan buhara soğuk bir kaşık tutup nemlenmeyi göstermek. Küçük yaştaki bir çok çocuğun merakını giderebilir. Demek istediğim o ki öğrenme ihtiyaç odaklı olmaktan çok ilgi odaklı olmalıdır.

Hadi şöyle bir geçmişe yolculuk yapalım ve çocukluğumuza dönelim. Hatırladığınız en güzel şeyler neler? Ya da en çok özlediğiniz? Merak duygunuzun zirvede olduğu yılları bir düşünün. Neler yapardınız? Karda elleriniz donana kadar oynayıp, evde soba başında o ellerin uyuşma, yanma arası hissini kaçımız yaşadı? Kaçımız yazın dalından koparılıp kesilen karpuzun içinin soğuk olduğunu görünce şaşırdı? Kaçımız kışın bahçede unuttuğu topun söndüğünü görünce gözleri doldu. Ya da uçan balonu gökyüzüne yükselince ağladı ve neden uçtu diye sordu? İşte merak olgusu budur. Çocuk önce bu deneyimleri yaşar. Sonra sorar, sorgular, merak eder, açıklama bekler. Bırakın çocuklukta sizin özlediğiniz, hatırladığınız, merak ettiğiniz olguları onlarda yaşasın. Merak etmeden eline tutuşturduğunuz her nesne, geleceğine attığınız büyük bir kesiktir. “Hata kodu: Merak duygusu” olmasın.

Facebook Yorumları
Bahar Devlet Kağan
Bahar Devlet Kağan hakkında 4 makale
Her şeyden önce anne. Fen Bilimleri Öğretmeni. Bir kaç yıldır idareci.Hacettepe Üniversitesi mezunu. Trakya Üniversitesi mak. müh. Yüksek lisans. Çanakkale 18 Mart Üni. Eğitim yönetimi yüksek lisans. Kitapsever. Çocuksever. 😊

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.