Kültür Erozyonu

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre kültür bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve manevi özelliklerin bütünü olarak ifade edilir. Sizlere bu yazıda; ama bilinçli ama bilinçsiz  oluşturulan kavga kültürü ve  bundan kaynaklanan bir kültür erozyonu ortamına dikkat çekmeye çalışacağım. Değerli okurlar, neden kavga kültürü diyebilirsiniz?

Günümüzde tuhaf bir tartışamama ortamına gelindi. İnsani erozyon buna bağlı olarak da kültür erozyonu var. Hâlbuki bizim birlik, beraberlik, büyüklerin gönüllerini alma gibi insani duyguların kuvvetli olduğu köklü bir kültürümüz var. Pandemi (küresel salgın dönemi) ciddi bir tahribat yaptı, yapıyor ve yapacak. Bu çağ bilgi çağı, uzay çağı hatta şimdilerde dijital çağı olarak isimlendiriliyor. Evet, doğru isimlendirme nitekim bunlara ek olarak bir de “erozyon çağı ” diyorum.

Ahmet Telli  “insan yorulur bazen insan olmaktan biz yorulduk, su yoruldu.” Diyor. Gerçekten insan olmanın, insan kalmaya çalışmanın aşırı yıpratıcı ve yorucu olduğu kanaatindeyim. Toplumda bütün insani değerleri yok edersek, yok sayarsak insani erozyonun zeminini oluşturmuş oluruz. Burada erozyon, yıpranma ve aşınma anlamındadır. Yani bir insani, kültürel yıpranma ve aşınmadan bahsediyoruz. Günümüzün bir numaralı olgusu insanlar arasında yaşanan her türlü şiddet. Bu kültürel yıpranma ve aşınma ebeveyn ile çocuklar arasındaki ilişkilere de yansıyor, hiç birbiri ile bağlantısı olmayan insanlar arasındaki ilişkilere ve hatta davranışlara da yansıyor.

Önceki yıllarda gazetelerde okurduk bir takım hadiseler ve okuyunca şöyle düşünürdük:” Böyle şeyler bizim ülkemizde bizim insanlarımız arasında olmaz” Hâlbuki şimdi öylemi! Nerdeyse her kavga her türlü şiddet ve kültürümüze ne oldu dedirtecek olaylar yaygınlaşarak endişe verici boyutlara ulaşmaya başladı.

Eğer insani değer erozyonunu ciddiye almaz tedbirler almazsak kavga kültürü sürekli bir yayılma gösterecek tehlike kontrol altına alınamaz bir hal alacaktır. İnsani erozyon ile topyekûn mücadele etmemiz gerekiyor. İnsanı ilgilendiren değerler akla geldiğinde hemen basın-yayın baş rolde olmalıdır diyoruz, tabii ki eğitim kurumları diğer baş aktör olmalıdır.

Prof. Dr. İsmail DOĞAN kültür erozyonunun eğitim ile ilişkisi ile ilgili düşüncelerini şöyle anlatıyor: “”Eğitim, aileden sonra birey üzerinde kalıcı etkilere sahip önemli toplumsal kurumlardan biridir. Üstelik toplum üzerinde gelişen etkisi ailenin sınırlılıklarını da aşarak bu kuruma ayrıcalık kazandırmaktadır. Ancak son dönemde eğitimin etkin işlevi (toplumsallaştırıcı) nin özellikle “örgün eğitim” düzeyinde kaybedilmekte olduğu, bunun yerine okul dışı kültür, siyaset, iletişim (medya) sektörünün devreye girdiği yolunda tezler bulunmaktadır. Hatta bunlar içinde medyanın aile, eğitim, kültür ve din gibi tüm sektörlerin toplumsallaştırıcı işlevlerine ipotek koyduğuna ilişkin tartışma ve yaklaşımlar bulunmaktadır.

                                                                                                                                             

Değerli okurlar, günümüzün bence bir numaralı problemi insani değerler ve buna bağlı kültür erozyonudur. Bu erozyon sürdüğü müddetçe çok daha karanlık durumlarla karşı karşıya kalınabilir. İnsan olduğunu unutan İnsanlıktan bihaber nesiller  sadece insana benzeyen canlı topluluğu olur. İnsanlıktan uzak bu canlı topluluklarında ise şiddet, kavga ve kargaşa normal bir olgu olarak var olur. Yani bir kavga kültürü, bir şiddet kültürü oluşur. Bu erozyon durmalıdır ve bu güne kadar ki tahribat tamir edilmelidir. Birbirine yardım eden, bayramlarda büyüklerini ziyaret eden, selamlaşan bireylerden oluşan toplumlara kavuşalım. Özlemimiz insanlıktır. Bu işleri de basın, eğitim kurumları, Sivil Toplum Örgütleri vb. toplum katmanları yapacaktır. Sözlerimi Jean Monnet’in şu sözü ile noktalamak yerinde olacak:

“Her şeyi yeniden yapma imkânım olsaydı, işe eğitimle başlardım.”

 

 

Kaynakça

DOĞAN,İ.(2007), SOSYOLOJİ, Pegem A Yayıncılık ,Ankara 

Facebook Yorumları
MUSTAFA ASLAN
MUSTAFA ASLAN hakkında 24 makale
Teknik Eğitim Fakültesi mezunu bir Teknik Öğretmen.25 yıllık eğitim yöneticisi Farklı platformlarda yazılar yazan bir amatör gönüllü. Meslek Liselinin Kariyer Yolu adlı kitabın yazarı. Okuyan,düşünen,sorgulayan bir "eğitim gönüllüsü"

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.